28 Şubat'ta 'Balyozvari' Savunma

04.10.2013 05:15
28 Şubatta Balyozvari Savunma
BÇG cuntası kurarak meşru hükümete yönelik darbeyle suçlanan sanıklar, tıpkı Balyoz ve diğer darbe davalarında olduğu gibi savunmalarında suçu üst makamlara atma çabası içine girdi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 28 Şubat davasında son dönemde yaşanan tahliyeler darbe davasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Son tahliyelerle birlikte tarihi davada tutuklu sayısı 75'ten 20'ye indi. Tahliyelerle birlikte davada yargılanan sanıkların hangi gerekçelerle kendilerini savundukları da gündeme geldi. 28 Şubat'ta BÇG cuntası kurarak meşru hükümete yönelik darbeyle suçlanan sanıkların tıpkı Balyoz ve diğer darbe davalarında olduğu gibi savunmalarını üç konuda yoğunlaştırdıkları görüldü. 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebir ve şiddet kullanmak suretiyle ıskat ve çalışamaz hale getirme' şeklindeki darbe suçuyla yargılanan sanıklar, savcının kabul edilen iddianamesinde ortaya koyduğu bu suça karşı üç türlü savunma geliştirdi.

SANIKLAR 35. MADDEYE SIĞINDI

Bunlardan birincisi, geçtiğimiz günlerde kaldırılan TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35.maddesindeki Cumhuriyeti içte ve dışta koruma/kollama yetkisi, ikincisi ise, sanıkların üst makamların emrini yerine getirdik savunması, üçüncüsü ise illegal yapılanma olarak adlandırılan BÇG'nin MGK kararları doğrultusunda kurulduğu şeklindeki sanık beyanları. 28 Şubat İddianamesi'nin hazırlayan TMK 10. Maddeyle Yetkili Savcı Mustafa Bilgili, bu üç savunma yaklaşımının başta Balyoz davası olmak üzere Ergenekon İnternet Andıcı ve 12 Eylül davalarında sergilendiğinden yola çıkarak, iddianamesinde bu savunmaları çürüten hukuki görüş bildirmişti.

HÜKÜMETİ HEDEF ALMA YETKİSİ YOK

Sanıklar, yürürlükten kaldırılan TSK İç Hizmet Kanunu 35. Maddesi'nde yer alan 'Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır 'maddesiyle ülkenin birlik ve bütünlüğünün sağlanması görevinin, Genelkurmay Başkanlığı ile MGK'ya verildiğini savundular. 28 Şubat sanıkları mahkemede özetle, 'İç ve dış tehditleri tespit etmek MGK'nın görevi. O günkü milli güvenlik siyaset belgesine göre iç tehdidin birincisi bölücülük, ikincisi de irtica olduğunu savunmaktadırlar' dediler. Yaptıkları fiilleri TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine dayandıran sanıkların bu savunmaları da devlet ve hükümet organlarının hiyerarşik yapısını berilleyen Anayasa'da aykırılık arzediyor. 35. maddenin görev tanımı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı içermiyor.

Üst makamın emriyle yaptık

Anayasanın 'Kanunsuz Emir' başlıklı 137. maddesi; 'Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz' şeklinde düzenleniyor. Meşru yollarla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini devirmek için yasa dışı emirle kurulan Batı Çalışma Grubu faaliyetleri ve bu kapsamda verilen emirlerin konusunun suç teşkil ediyor. Sanıklar BÇG'yi anayasal bir kurum olan Milli Güvenlik Kurulu'nun hukuken almış olduğu kararı doğrultusunda kurulduğunu savundular. Soruşturma kapsamında BÇG'nin gayri resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden çok önce kurulduğunun anlaşılması karşısında bu savunma dayanaksız kaldığı belirtildi. BÇG'nin temel belgelerinin hiçbirinde 406 sayılı MGK kararlarına atıf yapılmadığı da kaydedildi.

BÇG ile ilgili bu savunmalarında cunta BÇG cuntasını meşru gösterme çabalarının yetersiz kıldığı ifade edildi.

'Mahkeme değişsin' dediler

Sanıklar kendilerine yöneltilen suçların 'görev suçu' kapsamında değerlendirilerek yargılamanın ya Anayasa Mahkemesi'nde ya da Askeri Yargı'da olması gerektiğini belirttiler. Ancak, Savcı Bilgili'nin de iddianamesinde belirttiği üzere, bunun için işledikleri suçların görevleriyle ilgisinin bulunması gerekiyor.

Görev suçu kabul edilemez

'Hükümetin görevinin yapamak hale getirme yada buna teşebbüs etme' suçları görev suçu olmaktan ziyade anayasal bir suç olduğu için, bu suçu işledikleri iddia edilen askerlerinde, Anayasa Mahkemesi yada Askeri Mahkeme'de yargılanmaları gibi bir durum oluşmuyor. Aksi yorum TMK'nın 10. maddesiyle de bağdaşmıyor.

Kazım CANLAN / Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim