1. YAZARLAR

  2. Nevzat Tarhan

  3. 28 Şubat'ın yıldönümünde militarist yaşam tarzına bir bakış
Nevzat Tarhan

Nevzat Tarhan

Yazarın Tüm Yazıları >

28 Şubat'ın yıldönümünde militarist yaşam tarzına bir bakış

A+A-

Askerlikte bir söz vardır; 'Stratejiniz yanlışsa başarılarınız geçicidir' diye. İşte Türkiye'nin resmî ideolojisinin, stratejisinin yanlışlığına ve sonuç vermediğine en büyük kanıt, son 50 yılda yapılan askerî müdahalelere rağmen Türkiye'nin 'muasır ve müreffeh' bir ülke olma hedefine ulaşamamasıdır.

1950'li yıllarda yardım ettiğimiz Güney Kore, yerle bir olmuş Almanya ve atom bombası ile yıkılmış Japonya, tembel toplumlar olan İspanya ve Yunanistan bizi geçti. Bu ülkelerden farkımız siyasî istikrarımızın olmaması idi. Darbecilik sabıkası olan askerî bürokrasinin Osmanlıların Yeniçerileri gibi bir türlü dizginlenememesi gerçeği dikkati çekiyor.

Askerî bürokrasi, darbe ve siyasî müdahaleler ile geçici ve yalancı başarılar elde etti. Ancak strateji yanlış olduğu için tekrar başa dönüldü ve medeniyet yarışında hep geri kaldık. Yeniçeriler ve kumandanları 'Biz Osmanlı'nın kurucu gücüyüz' diyerek her türlü yeniliğe karşı çıkıyorlardı. Sonunda İkinci Mahmud, halk gücünü yanına alarak Yeniçeri Ocağı'nı dağıttı.

Bugün Türkiye'mizde yaşanan süreçte Yeniçeri Ocağı'nın modern versiyonu olan 'darbeci zihniyet' modern bir değişim yaşamazsa benzer bir akıbet onu bekliyor. Benim bu görüşüm bilimsel bir öngörüdür, gerekçelerini açıklamaya çalışacağım. Zihinsel dönüşüm olmadan toplumsal dönüşüm olmaz, toplumsal dönüşüm olmadan da siyasî dönüşüm olmaz. Bu sebeple 'militarizm'i tanımadan ve alt etmeden Türkiye kendi modernizmini oluşturamamaktadır. Stratejik yığınaktaki hata militarizmi bir yöntem olarak benimsemektir. Ulusal güvenlik tanımlamasını militaristçe yorumlamaktır. Bütün dünyanın terk ettiği çeşit çeşit militarizmi sorgulamadıkça Türkiye, kendisine gelemeyecektir.

Militarizmi; Askerî disiplinin toplumsal ve siyasal yaşamda baskın rol alması, Sorunların çözümünde baskı, tehdit ve şiddetin benimsenmesi, Şiddet kullanımının meşru olarak algılanması, Hiyerarşinin yüceltilmesi, Erkekliğin şiddetle özdeşleştirilmesi ve kadınlığın korumacılıkla özdeşleştirilmesi, Haklı olanın değil güçlü olanın dediğinin olması, Farklı fikirleri taşıyanların tehdit olarak algılanması, Kendi fikrini zorla kabul ettirmenin doğal olarak kabul edilmesi, Muhalefetten ve eleştiriden rahatsız olmak olarak tanımlayabiliriz.

Avrupalı ünlü tarihçi Michael Howard (1976), militarizm için "Askerî alt kültüre ait değerlerin toplumun egemen değerleri olarak algılanmasıdır." demiştir. Askerî şekil ve uygulamaların sivil hayatı şekillendirmesi, askerî pratiklerin yüceltilmesi sonucunu doğuran her davranış, resmî üniformadan bağımsız olarak militarizm olarak kabul edilir. Militarizmin yaygın olduğunun bir göstergesi de normalleşmesi ve doğal olarak kabul edilmesidir. Militarizm tartışmalarının az yapıldığı toplumlarda militarizm kanıksanır. Sadece toplumsal hayatta değil entelektüel hayatta da militarizmin tartışılmaması, militarizmin yaşadığının bir göstergesidir.

Kadına yönelik şiddetin arkasında da militarist zihniyetin var olduğu hemen anlaşılır. Çünkü militarizm cinsiyetçidir, kadının toplumdaki rolünü değersizleştirir. Övgüye layık kadını tanımlarken, feminist kadın tipi olarak erkekleşmiş bir kadın tipini savunan algı militarist bir algıdır. Evliliği erkek-kadın savaşlarına çeviren uygulamalar, militarizmi besleyen uygulamalar olmuştur. Siyasî kültürdeki zorunlu askerlik ve ordu-millet kavramları, militarizmin tartışmasını zorlaştırmaktadır. Militarizm, askercilik demektir. Antimilitarizm ise asker düşmanlığı değildir, sivilin askerleşmesine karşı olmaktır. Militarist siviller, demokrat askerlerden daha askercidirler.

Militarizm ve milliyetçilik dünya tarihinin son 200 yılına damgasını vurmuş ve İkinci Dünya Savaşı ile çağdaş ülkelerde terk edilmiştir. Bugünün modern anlayışında insanlar cinsiyetlerine ve milliyetlerine göre ayrımcılığa tabi tutulmazlar. Sosyal Darwinizm-militarizm ilişkisini bilmeden ırkçılığın kötü sonuçlarını anlayamayız. Aşağıdaki sözler Darwin'e aittir ve bütün bilimleri ve askerlik mesleğini etkileyerek 'ırklar hiyerarşisi'ne teorik temel oluşturmuştur. "Gelecekte, yüzyıllarla ölçülemeyecek kadar kısa bir zaman sonra medeni ırklar neredeyse kesinlikle vahşi ırkları dünya çapında yok edecek ve onların yerine geçecektir. Prof. Schaaffhausen'in de belirttiği üzere, insan benzeri maymunların da soyu şüphesiz ki kurutulacaktır. Böylece aradaki fark açılacaktır, zira insan daha medeni bir duruma gelecek, umarız ki sadece beyaz ırk kalacak ve maymun bir babun kadar alçalacak, böylece şu anda bir zenci veya Avustralyalıyla goril arasında var olan yakınlık ortadan kalkacaktır. "Darwin, Charles. 1871. The Descent of Man, and selection in relation to sex. London: John Murray. Volume. 1. 1st edition. p 201"

Darwinizm doktrininin özü olan 'tesadüfi varoluş, varlıkların yaşam mücadelesi, doğal ayıklanma ve güçlülerin ayakta kalması' tezi Hitler faşizminin teorik temelini oluşturmuştur. 'Biz üstün ve ari ırkız, güçlü bir orduya sahip olup dünyaya hâkim olmak için savaşmalıyız' doktrinini propaganda ile toplumuna kabul ettirmiştir.

Batı iki dünya savaşı tecrübesinden sonra çözümü demokraside buldu. Demokrasi, militarizmin karşıtı bir kavramdır. Demokrasinin ortaya çıkışında 'militarist ahlâk'ın demokrat ahlâka dönüşmesinin rolü iyi anlaşılmalıdır.

Psikolojide bir yasa vardır, adı 'Self Fulfilling Prophecy'. Kendini gerçekleştiren kehanet veya kendini gerçekleştiren önyargı olarak çevrilebilir. Bir kişide 'Şu adam bana zarar verecek, ondan kötülük göreceğim' tarzında önyargı varsa kişinin beyni kendisini o duruma göre programlar. Korkusu ve önyargısı ile ilgili konulardan hassaslaşır ve alınganlaşır. Olaylar arasında anlam bağları kurar, korkusunun gerçekleşeceği pozisyonları algılar ve yanlış yorumlar. Korktuğu kişinin bir bakışını, gülüşünü tehdit olarak kabul eder. Bu kişinin hareketleri benimle ilgili diyerek 'referans fikirleri' veya bu kişi benim düşmanım bana zarar verecek şeklinde 'yorum hezeyanı' ortaya çıkar. Aniden o kişiye saldırır veya kaçar, senaryo yazar ve silah biriktirmeye başlar. Bu durum, bir paranoya tablosudur.

Kendini güvende hissetmek için bağırıp çağıranlar ve yakınlarına şiddet uygulayanlar bu ruh hali içindedirler. Özel hayatlarında ve yakın ilişkilerinde bu şekilde tezahür eden zihinsel şartlanmalar militarist şartlanmalardır. 28 Şubat militaristleri de Kürtçe konuşmayı bölücülük ve dindar olmayı irtica olarak yorumlarken toplumsal barışa zarar vermişlerdi. Düşmanını çoğaltan bir general akıllı bir general değildir. Militarist olmayan bir general, diyalogdan korkmaz.

Başkasını yutarak beslenme kavmiyetçiliğin doğasının gereğidir, kavga ve çatışma ile yaşar. Bu nedenle militarist ahlâk kavgacıdır, ırkçıdır, zorbadır, kibirlidir, kendisine benzemeyeni yok etmeyi aşağılamayı doğal kabul eder. Acımasızdır, kadrocudur. Kendi kadrosuna duyarlı militaristler savaşı idealize ederler.

Militaristler, bilerek kendi çıkarları için veya bilmeden karakterlerinin gereği olarak olayları ve gerçekleri çarptırarak politik bir paranoyaya sebebiyet verirler. Böylece birçok masumun hakkını yerler, zulmederler ve diktatörlüklerinin gereğini yaparlar. Militarist ahlâk darbeciliği doğurdu, darbecilik her ihtilalden sonra darbe yapanların kendilerini garantiye alacakları Ergenekon çeteleşmesi gibi çeteleşmeleri doğurdu. Bunun sonucunda 28 Şubat uygulamalarını netice verdi. Devletle toplumun, silahlı kuvvetlerle halkın sevgi ve güvene dayalı ilişkisi zarar gördü. Böylece darbecilik, ülkenin ilerlemesini yavaşlattı.

Militarist ruh hali ölçeği

(Doğru/Yanlış) Bu testi sizi yakından tanıyan iki kişi doldursun, sonuçların ortalamasını çıkardıktan sonra kendinizi değerlendirin. Çoğu zaman ve genellikle;

Silah ve güvenlik işlerine meraklıdır.

Bağlılık ve sadakat sorgulamasını çok yapar.

Kuşkucudur, kolay inanmaz, az konuşur, savunma halindedir.

Olayları kolayca iyi ve kötü savaşı olarak yorumlar.

Eleştiriyi kaldırmaz fakat başkalarına karşı eleştiricidirler.

Olaylar arasında kimsenin görmediği bağlantıları görür.

Kötü davranışı unutmaz ve kolayca affetmez, kaşları çatıktır.

Hep savunma duygusu taşır, her şeyi kontrol etmek ister.

Öç alma ve intikamı sever.

Kızdığı kişiyi acımasızca test eder.

'Hayır' kelimesini 'evet'ten çok kullanır.

Hataları abartır, kolayca şiddete başvurur, el kaldırır.

Kendisini rahatlatmakta zorluk çekerler, çok çalışırlar.

Tuttuğunu koparan ısrarcı kişilerdir.

Kontrollüdürler ve inatçıdırlar, başkalarını değiştirmek için iddialıdırlar.

Kendisini önemli bir kişi olarak görür.

Başkalarını kolayca karalar ve başkalarının kusurları ile ilgilenmek hoşuna gider.

İsteği yapılmayınca sinirlenir, gerekçeyi önemsemez.

Her şeyi kategorize ederek kendi çıkarına olana öncelik verir.

Sık sık yanlış anlaşıldığından yakınır.

Amacına ulaşmak için başkasını kullanma yolu bulur.

Sık sık kendisine haksızlık yapıldığından söz eder.

Kaybetmeye tahammülü yoktur.

Yeni tanıştığı bir kişide hemen niyet sorgulaması yapar.

İdealine uymayan şeyin değeri yoktur.

Kuralların kendi istediği biçimde oluşmasını ister.

Dürüstlük, ilkelilik, sorumluluk çok önem verdikleri değerlerdir.

Kurallara uyanlar iyi, uymayanlar kötü insanlardır.

Suç ve günahkârlık söz konusu ise ceza vermekten çok hoşlanır.

Ancak hatasız bir ortamda kendilerini iyi hissederler ve hiçbir hatayı önemsiz görmez.

10 soruya cevap doğru ise hafif, 10-20 arası doğru cevabınız varsa militarist bir insansınız demektir. 20 üzeri doğru cevabınız varsa hem militarist hem de faşistsiniz demektir. Ya kendinizi düzeltmeye başlayınız ya da profesyonel yardım almalısınız.

Çözümler

Herkes, tabiatının gereğini yapıyor. Ünlü bir derviş hikâyesi vardır. Derviş, suyun kenarında boğulmak üzere olan bir akrep görüyor. Derviş akrebi kurtarırken akrep, dervişi sokuyor. Arkadaşı, "Seni sokan o hayvanı neden kurtardın, neden tekrar suya atmadın?" diyor. Dervişin cevabı ilginç: O tabiatının gereğini yapıyor ben de yapmam gerekeni yapıyorum. Militarizm puanı yüksek bir babanın olduğu ailede yetenekler gelişmez, girişimcilik zayıflar. Bağımlı inisiyatifi düşük bireyler yetişir. Başkalarının onayı olmadan hareket etmeyen, zihinsel isyanlarını üretken enerjiye dönüştürmeyen bireyler ve liderler fırsatları kaçırırlar. Çağı yakalayamayan algılama militarist bir kibrin sonucu olan algılamadır. Militarist yaşam tarzı askerlik hizmetini icra ederken gerekebilir ama sivil alana yansıttığınızda ülkeyi kışlaya çevirirsiniz.

Osmanlı döneminde yozlaşmış Yeniçerilerin bugünkü modern karşılığı Ergenekon yapılanmasıdır. İkinci Mahmud gibi devrimci bir lider ve onu destekleyen cesur bir toplumla Türkiye, militarist uygulamalardan kurtulabilir. İşte Türkiye'nin başının derdi olan darbeci zihniyet böyle besleniyor. Ailede başlayan küçük küçük istibdatların ülke yönetiminde faşizme dönüşmesinde herkesin sorumluluğu vardır. Militarist yaşam tarzını laik yaşam tarzı adı altında topluma dayatan 28 Şubat yönetiminin sorgulanması dileğiyle.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum