1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. 28 Şubat’ın Utancı Mahkemeler ve Cezaevleri
28 Şubat’ın Utancı Mahkemeler ve Cezaevleri

28 Şubat’ın Utancı Mahkemeler ve Cezaevleri

Bu ülkenin yaşadığı en temel tezatlardan biri de şudur: 28 Şubat sürecinde brifing veren cuntacı subaylar da brifingli yargıya muhatap olan özellikle İslami kimlik sahibi mağdurlar da cezaevlerindeler.

A+A-

Kenan Alpay; 28 Şubat sürecinin mahkeme ve cezaevlerini yorumluyor:

28 Şubat’ın Utanç Günlüğü: Mahkemeler ve Cezaevleri

Adaletle, hakkaniyetle, hukukla, siyaset ve toplumla dalga geçen cuntacılar dalga dalga önce adliyelerin sonra da cezaevlerinin yolunu tutuyor. Silahların gölgesine sığınarak tesis ettikleri askeri vesayet sistemi parça parça dökülüyor. İnkârları, manipülasyonları kar etmediği için şimdi savunmadalar.

Eski küstahlıklarından, kibir ve gurur abidesi gibi toplumu her an ezmeye hazır havalarının yerinde yeller esiyor. Elbette bu durum “tehlike geçti, askeri cunta örgütlenmeleri bitirildi” anlamına gelmez. Çünkü görülecek daha çok hesap var.

Verenleri, Alanları ve Mağdurlarıyla Brifingler

28 Şubat darbe sürecinin aktörleri Çevik Bir ve Erol Özkasnak’tan Fevzi Türkeri ve Teoman Koman’a kadar merkezdeki çelik çekirdeğe yönelik tutuklamalar bir noktaya kadar geldi. Şimdi sıra dönemin Genelkurmay başkanları İ. Hakkı Karadayı ve Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun hesaba çekilmesinde. Sonrasında darbe örgütlenmesine iştirak eden askerler kadar ‘sivil’ unsurları da kapsayan geniş bir yelpazede sürecin seyretmesi gerekiyor.

Sermaye sınıfı, bürokrasi, akademi, medya, istihbarat ayağında daha önce 28 Şubat’ın yargı kurumlarındaki ayaklarına yönelmenin gereği ortadadır. Askeri vesayeti “Yüce Türk milleti ve kanun namına” mümkün ve meşru kılan faktör en başta yargı kurumlarıydı. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın darbe süreçlerini ama daha önemlisi askeri vesayeti sürekli kılmakta oynadığı hayati rolün topluma faturası zannedildiğinden daha ağır olmuştur.

Hemen her dönem ama özellikle 28 Şubat darbe sürecini hazırlayan 90’lı yılların başından itibaren hâkim ve savcıların Emniyet’ten gelen raporlardan daha ziyade MİT ve Genelkurmay’dan gelen tavsiye görünümündeki talimatlara uyumlu oldular. Askeri cuntanın psikolojik harp planları çerçevesinde hazırlayıp sunduğu andıçlar üzerinden sadece medya, üniversiteler, sendikalar ve sermaye sınıfı harekete geçmemişti. Psikolojik harekâtın yargı ayağı çok güçlüydü ve gücü oranında toplumda ağır travmalar oluşturacak skandallara imza atmıştı.

Yazının devamı… 

HABERE YORUM KAT