1. YAZARLAR

  2. Ergün Yıldırım

  3. 28 Şubatı Fransızlar mı Yaptı?
Ergün Yıldırım

Ergün Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

28 Şubatı Fransızlar mı Yaptı?

A+A-

Henüz daha on sekizli yaşlarındayım, lisenin son sınıfında okuyorum. Elimde F. Fanon'un Cezayir Bağımsızlık Anatomisi kitabı var. Hayallerimle 1983'yılndan 1953'li yıllara, Elazığ'dan Cezayir'e uzanıyorum. Fanon'un kitabı gözümü açıyor, bana Müslümanların sömürge subayları tarafından nasıl da kimliklerinden soyunarak soysuz varlıklara dönüştürüldüklerinin hikayesini anlatıyor. Kadınların çarşaflarından soyunarak geleneksel mahremiyet kalıplarının yerle bir edildiğini, radyonun sömürge propagandasıyla beraber toplumu nasıl dönüştürdüğünü ve çarşafsızlaştırma operasyonuyla beraber Cezayirli erkeklerin klasik namus algılarının ters yüz edilerek saygınlıklarının hiçleştirildiğini hayretler içinde kalarak okuyorum. O gün sosyoloji okumaya karar veriyorum radikal bir biçimde.

1953'lerin Cezayir'inde Fransız subayları, Cezayirli bürokrat ve askerleri ordu evine tek bir ön şartla 'zorunlu davet'e çağırırlar: Kadınlarını çarşafsızlaştırmak ve onlarla balolarda dans etmek. Buna katılmayanlar 'açık savaş ilan eden hainler' olarak kabul ediliyor. Fanon, bu sömürgeci girişimin yol açtığı travmaları anlatıyor. Radyo'nun karşı radyoya, çarşafsızlaştırmanın da karşı çarşafsızlaşmaya dönüşümünü.

Post-kolonyal çalışmaların ilk öncüsü Fanon, kitabında sömürgeciliğin Fransız askerleri tarafından Cezayirli Müslümanlara nasıl uygulandığını gösteriyor. Psikiyatrik, sosyolojik ve psikolojik analizini yapıyor. Fransız subayların radyo, ordu evi, gazete ve kadın olgularını nasıl kullandığını işliyor. Çarşaf olgusu üzerinden giderek başörtü ile simgeleşen meydan okuma karşısında sömürgeci subayların tutumlarını ortaya koyuyor. Kadın ve başörtünün sömürgeci güçler tarafından kolonyal bir bağlama yerleştirilmek için nasıl da mücadele edildiğini resmediyor.

Fanon' un bir de Yeryüzünün Lanetlileri adlı önemli bir kitabı var. Bu kitabıyla, sömürgeci Fransızların işkenceler, kamplar, saygınlıkları yok etme vs. faaliyetleriyle Cezayirlileri yeryüzü lanetlilerine çevirdiklerini söyler. Kolonileştirme sistematiğini insanları yeryüzünün lanetlileri haline getiren devasa bir makine olarak anlatır.

Binbaşı İbrahim Töre'nin 28 Şubatçılar tarafından ordudan atılma ve aşağılanma hikayesini okuduğumda 1953'lü yıllarda Fransız sömürge subaylarının Cezayirlilere yaptıkları aklıma geldi. Sanki Binbaşı İbrahim Töre, 1953'lerin Cezayir'inde yaşayan bir Cezayirli Müslüman subaydı. Onu namaz kılmadan men edenler, hanımının başını açması için baskı uygulayanlar ve ona inancından dolayı işkence edenler de o tarihlerde yaşayan Fransız subaylarıydı.

Binbaşı İbrahim Töre'ye uygulanan 'baskı sistematiği', tam manasıyla insanı saygısızlaştırma ritüelleri taşımakta. 28 Şubatçılar, insanlarımızı bir dizi saygınsızlaştırma ritüellerinden geçirerek onların kendilerine ve inançlarına olan bağını yok etmeye çalıştılar. Sömürgeci sistemleri pratikleştirdiler adeta. Bütün inançlı insanları 'yeryüzünün lanetlileri'ne çevirmek istediler. İnançlı insanları, başörtülüleri, İmam Hatiplileri, namaz kılanları ve oruç tutanları herkesin gözünde 'lanetliler' haline getirmek üzere işkence, dışlama ve görevlerine son vermekle yetinmediler sadece. Ayrıca bu insanların kendilerini suçlu hissetmelerini sağlayarak, kamuoyu nezdinde onları lanetlilere dönüştürdüler. Bu lanetleme, üniversite koridorunda onları kimi zaman ava çevirdi. Görmezden gelindiler, selam verilmediler ve bazen de irticacı olarak algılandılar. 28 Şubatın hegemonyasından bakarak baktılar…

Türkiye'yi değerleriyle, inançlarıyla, kültürüyle fethe yönelen bir askeri yaklaşım, nasıl yerli olabilir? Lanetlileştirilme operasyonları, Batı Çalışma Grubu başta olmak üzere çeşitli 'fitne teknolojileri' ile yürütüldü. Farkında olmadan sömürge askerlerinin pozisyonunu alarak kendi halkıyla savaşma yoluna gittiler. Bütün savaş psikolojisinin teknolojilerini bunun için kullanmaktan sakınmadılar. Fransız sömürge subayları Cezayir'de kolonileştirme ameliyesinin sembolü olarak çarşafsızlaştırma ve lanetlileştirme yoluna giderken, 28 Şubatçılar da başörtüsüzleştirme tekniğine başvurdular. Nitekim Binbaşı İbrahim Töre'nin eşinin başını zorla açarak kutlayan bir subay ya da subay topluluğunun yaptığı da kolonileştirme ameliyesinden başka bir şey değildir.

Karadayı gibiler kimin subayı, Türklerin mi yoksa Fransızların mı?

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT