28 Şubatçılardan Bildik Darbeci Teraneleri

04.09.2013 07:28
28 Şubatçılardan Bildik Darbeci Teraneleri
28 Şubat davasının 2. duruşması dün yapıldı. Hakim karşısına çıkan sanıklar ve avukatları yine bildik ifadeler kullanarak, suçsuz olduklarını savundu.

Haber: Erol Metin / Yeni Akit

28 Şubat davasının dünkü duruşmasında söz alan sürecin kara kutusu sanık Albay Hüsnü Dağ’ın avukatı Metin Yıldızhan, askerin cumhuriyeti koruma ve kollama görevi bulunduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünün savunulması Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu’na verilmiştir. MGK Siyaset Belgesi’ne göre irtica o dönem iç tehditti. Ve o tehdide göre TSK görevini yapmıştır” dedi. 

“SONUNA KADAR!”

Tüm darbelere dayanak yapılan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin Meclis tarafından kaldırılmasının, askerin laik cumhuriyeti korumasına mani olmadığını söyleyen Yıldızhan, “Bugün 35. maddenin kaldırılması bizim bu yeminimizden döndüğümüz anlamına gelmez. Cumhuriyeti koruma konusunda yeminimizden sonuna kadar vazgeçmeyeceğiz. Askerin görevi cumhuriyeti korumaktır. Bunun üzerine yemin etmiştir. Sanki Genelkurmay durduk yerde hareket etmiştir. 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında 18 maddelik karar alınmıştır. Bunların tümü cumhuriyete yönelik radikal dinci faaliyetlerin önlemesiyle ilgilidir” diye konuştu. 

ERBAKAN DURDUK YERDE İSTİFA ETMİŞ!

Merhum Necmettin Erbakan’ın istifasından sonra Başbakanlık koltuğuna oturan Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit’in çıkardığı genelgelerin irticayla mücadele yöntemlerini içerdiğini savunan Yıldızhan, Erbakan’ın hiçbir zorlama olmadan, kendi rızasıyla istifa dilekçesini dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sunduğunu iddia etti. Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, avukat Yıldızhan’ın sözlerini uzatması nedeniyle uyarıda bulundu. Yıldızhan’ın konuşmasına devam etmek istemesi üzerine sanık avukatları da Yıldızhan’a tepki gösterdi. Yıldızhan’ı “Esasa ilişkin savunma yapıyorsunuz. Usule ilişkin beyanda bulunmuyorsunuz” diye tekrar uyaran Mahkeme Başkanı, ses kaydını kesti. Bunun üzerine Yıldızhan, “Adil yargılama yok ki” ifadelerini kullanarak sözlerini bitirdi. 

“YERİ YÜCE DİVAN”

Çevik Bir’in avukatı Atilla Bingöl de sanıkların konumu gözetildiğinde mahkemenin bu davada görevli olmadığını, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi gerektiğini ileri sürdü. Bingöl, “İsnat edilen suçlar görev suçudur. Sanıklar konumlarını kullanarak bu suçu işledilerse bunun yeri Yüce Divan’dır” ifadelerini kullandı.

“MÜVEKKİLİMİ YARGILAYAMAZSINIZ”

Org. Karadayı’nın avukatı Erol Aras, müvekkilinin eski Genelkurmay Başkanı olduğunu belirterek, yargılamanın 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılamayacağını savundu. Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının görevleriyle ilgili suçlardan Yüce Divan’da yargılanacağı hükmünü hatırlatan Aras, “Eğer müvekkilim Genelkurmay Başkanı olmasaydı bu suçlamalara maruz kalmayacaktı. Bize göre tartışmasız şekilde bu mahkeme Genelkurmay Başkanı’nı yargılama hakkına sahip değildir. İtirazımız doğrultusunda karar verilsin” dedi. 

BAŞKANDAN TAHLİYE TEPKİSİ 

Sanık Aydın Erol’un avukatı Fethi Öztürk ise, müvekkili hakkındaki delillerin suç unsuru taşımadığını iddia ederek, tahliye talebinde bulundu. Bunun üzerine savunmaya geçilmeden tahliye talebinde bulunulmasına tepki gösteren Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, “Daha davaya başlamadık. Siz şimdiden tahliye istiyorsunuz. Bu böyle olmaz” şeklinde konuştu. 

DOĞAN’IN AVUKATININ İRTİCA UTANMAZLIĞI

Çetin Doğan’ın avukatı Celal Ülgen, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Harekat Başkanlığı koltuğunda oturan müvekkilinin ifa ettiği görevler nedeniyle suçlandığını belirterek, “Burada ‘Görevleri arasında darbe yapmak olmadığı için görev suçu değildir’ derseniz, kaba hukuk yapmış olursunuz. Kaba hukuk ile bir adım ileri gidemeyiz” diye konuştu. TSK’nın görevinin sadece dış güvenlik olmadığını, iç tehditlere karşı da görevinin bulunduğunu savunan Ülgen, DGM’nin 28 Şubat döneminde “laik devleti yıkıp dini esaslara dayalı bir devlet kurmak için çok önemli gelişmeler kaydeden siyasal İslam için önemli tespitlerde bulunduğunu” iddia etti. 

“REFAH PARTİSİ MAĞDUR DEĞİL” PİŞKİNLİĞİ

Sanık Hüsnü Dağ’ın diğer avukatı İlyas Aktaran ise, Refah Partisi’nin 28 Şubat mağduru olmadığını ileri sürdü. Refah Partisi’nin davada mağdur sıfatıyla yer almasına itiraz eden Aktaran, partinin Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle kapatıldığını belirterek, “Bize göre Refah Partisi’nin herhangi bir mağduriyeti yoktur. Mahkemenin, görev konusunu gündeme alırken müştekilerden kaç tanesinin gerçekten mağdur sıfatı taşıdığını çok iyi değerlendirmesi gerekir. Hukuken suçlu olan bir kurumun mağdur olmaması gerekir” dedi. 

DELİDUMAN: YARGILAMAYI UZATMAYA ÇALIŞIYORLAR

Davanın müştekilerinden Tayyar Tercan’ın avukatı Müşir Deliduman ise, sanık avukatlarının tavrına tepki gösterdi. Akit’e konuşan Deliduman, sanık avukatlarının iddialarının temelsiz olduğunu belirterek, “Müşteki Hasan Celal Güzel’in şikayetini devrin savcısı Nuh Mete Yüksel etkin bir şekilde soruşturmamıştır. Yüksel, görevini kötüye kullanarak takipsizlik kararı vermiştir. Bugün iddianameyi hazırlayan savcı, bu soruşturmayı yeni deliller elde ederek açmıştır. Dolayısıyla sanık avukatlarının talepleri haksız ve yersizdir. İddianame usulüne göre hazırlanmıştır. Sanık avukatlarının talepleri yargılamayı uzatmaya yöneliktir. Bunu kabul edemeyiz. Zaten yaptıkları savunmaların çoğu da usule uygun değildir” değerlendirmesini yaptı. 

MAHKEMEDEN KARADAYI’YA YÜCE DİVAN REDDİ

Bu arada, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat davasında, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın da bulunduğu bazı sanıklar ve avukatlarının, dosyanın görevsizlik kararıyla askeri yargıya ya da Yüce Divan’a gönderilmesine ilişkin taleplerini reddetti.

Mahkeme, eski bakanlardan Hasan Celal Güzel’in 28 Şubat ile ilgili geçmişteki suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmayı gerekçe göstererek, davanın reddine veya davada durma kararı verilmesine yönelik taleplerini de reddetti.

DARBECİ DOĞAN KİMSEYİ TAKMIYOR

Diğer taraftan Balyoz Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan 28 Şubat davasının sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın rahat tavırları gözlerden kaçmadı. Sık sık ayağa kalkıp sanıkların bulunduğu alanda dolaşan Doğan, son olarak iddianamenin okunduğu sırada sanık avukatlarının bulunduğu bölüme oturdu. Doğan, etrafında toplanan sanık avukatlarıyla koyu sohbete daldı. Bu durum, Doğan’ın avukatlara davaya ilişkin talimat verdiği şeklinde değerlendirildi. Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal’ın sanık konumundaki Doğan’a herhangi bir müdahalede bulunmadığı görüldü. 

 İDDİANAMENİN OKUNMASI UZUN SÜREBİLİR

Bu arada; TRT tarafından görevlendirilen iki spikerin, toplam bin 309 sayfadan oluşan iddianamenin tamamını okumasının uzun sürebileceği, bu nedenle, sanıkların savunmalarının bu hafta alınamayacağı değerlendiriliyor.

İddianamenin okunması tamamlandığı takdirde, sanık savunmalarının alınmasına geçilecek. Başta tutuklular olmak üzere sanıklar savunmalarını yapacak.

Duruşmalara 6 Eylül’e kadar devam edecek.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim