27 Mayıs Darbesini Halkçılarla Irkçılar Birlikte Yaptı

10.02.2010 00:24

Hüseyin Öztürk

Cumhuriyet tarihi boyunca darbelere, muhtıralara, komplolara bakıldığında; karşımıza iki zihniyet zuhur eder. Birisi halkçılar, diğeri ırkçılar.

Bu meselelerde hangi taşı kaldırsanız, altında bunlar çıkar.
Son darbe komplolarına baktığımızda da yine sahnede bunlar vardır. Darbeleri, muhtıraları, çeteleri savunmak; neden sadece bunlara mahsustur acaba? Ayrı gibi durup, aslında yapışık ikiz gibi hareket etmeleri, darbe dışında iktidar olamayacakları için midir?
Silivri’ye bakıldığında da görülen manzara ırkçılarla halkçıların buluşması değil midir? Hani bazen iki tarafta birbirini istemiyormuş gibi yapıp; “Nasıl olur da bu adamlarla bizi yan yana koyarlar” diye bağırıyorlar ama ne çare ki görünen dağın ırağı olmuyor.
27 Mayıs darbesini yapan zihniyet ile bugünkü Ergenekon ve diğer tüm darbecilerin arasında zerre kadar ideoloji farkı yok. “Vurmak, kırmak, dökmek, yakmak, yok etmek, dövmek, sövmek, öldürmek” gibi kin ve nefretin kitabını yazıp, uygulamaya geçeceklermiş.
Bütün bunları kim için ve ne için yapacaklardı peki? Vatan için mi? Millet için mi? Din için mi? Bu ülkenin gerçek sahibi sağduyu sahibi halkımıza göre; Bu üç kutsal için savaşılır. Bu üç kutsal için askere gidilir. Bu üç kutsal için vergi verilir. Bu üç kutsal için barış, sevgi ve hoşgörü içerisinde yaşanılır. Bu üç kutsal için bayram yapılır. Bu üç kutsal için cenazede ağlanır, düğünde gülünür. Bu üç kutsal için çalışılır. Bu üç kutsal için hizmet edilir.
Peki, 1960’dan bu yana, 28 Şubat Post modern darbesi başta olmak üzere 2002’den beri ülkemiz üzerinde estirilen darbe, muhtıra ve komplolar kim için yapılacaktı. Halk için mi? Halkımızın bunlardan böyle bir talebi mi olmuştu? Akıl var iz’an var yahu, dünyanın neresinde halk adına ne zaman bir darbe yapılmıştır da o ülkeye huzur ve güven gelmiştir?
Bu kirli oyunlarda rol alanların hangisinin bu milletin; “olmazsa olmaz” şartlarından olan; “vatan, millet ve din” gibi değer yargılarına inancı ve bağlılığı vardır. Bütün darbe planları, muhtıralar ve komplolar; “Vatanın bölünmezliği, insan hak ve özgürlükleri ile dini değerlerin yasaklanması için” yapılmak istenmiyor mu?
Her terör eyleminin altından, her kargaşa ve kaosun gerisinden, halkın inandığı ve sahiplendiği dini ve milli değerler çıkmıyor mu? İşte size 1960 darbesini yapanlardan biri olan MHP eski genel başkanı Alparslan Türkeş’in, 17 Temmuz 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesine verdiği beyanattan bir örnek.
Alpaslan Türkeş darbeden bir ay 20 gün sonra malum gazeteye verdiği mülakatta, darbeye ne zaman niçin karar verdiğini anlatırken, şu iki hususu özellikle vurguluyordu:
1- Ezanın Türkçe okunmaktan çıkartılıp Arapça okunmaya başlanması.
2. Çarşafın memleket sathını kara bir yangın gibi istila etmesi.
İsmet İnönü, Heybeliada yaptığı toplantıda, Yassı Adayı işaret ederek ne demişti: “Yakında hepsini orada toplayacak ve hesap soracağız.”
Bunu söyleyen iki liderden biri ırkçı, diğeri halkçıydı.
Türkeş’i Menderes’in idamına karar veren mahkeme heyeti de destekliyordu. Onlar da “Seni buraya getiren güç, böyle istiyor” diyerek tehdit ediyordu.
Yapılan ve yapılamayan darbelerin, milletin dini ve milli değerlerini yok etmeye yönelik olduğuna bundan daha büyük kanıt olur mu? Kısacası tüm olup bitenleri savunanlarla savunmayanlara baktığımızda, ortaya çıkan fotoğraf her şeyi anlatmaktadır.
İnsanların cep telefonlarındaki dualar ve ayetler, suç unsuru sayılıyor. Alışkanlık gereği “Selamünaleyküm” diyenin görevine son veriliyor. Daha buna benzer binlerce örnek bulunabilir. Ve öyle komikleri var ki, insan yazmaya, konuşmaya ve hatırlatmaya utanıyor.
Darbenin kuralıdır, önce yapanları yer. Türkeş’in daha sonra nasıl bir akıbete uğradığını hepimiz biliyoruz ama darbeler hâlâ halkçılarla ırkçıların geçim kaynağıdır.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim