1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. 24 Kasım kimin öğretmenler günü?
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

24 Kasım kimin öğretmenler günü?

A+A-

Dünyada “Öğretmenler Günü” 5 Ekim’dir. Peki, bizde neden 24 Kasım?

Çünkü... Binlerce öğretmeni cezaevlerine gönderen, işkenceden geçiren, sürgün eden...

...Dönemin en etkili öğretmenler örgütü TÖB-DER’i kapatan 12 Eylül Rejimi alay eder gibi 24 Kasım’ı 1981 yılında “Öğretmenler Günü” olarak ilan etmiş...

Öğretmenler de kuzu kuzu askeri rejimin kendilerine uygun gördüğü tarihi, çekilen onca acıya rağmen kabullenmişler.

Dün, Türkiye’de öğretmenlerin, Avrupalı meslektaşlarından iki yüz saat daha fazla çalışmalarına rağmen çok daha düşük ücretler aldıklarını vurgulayan OECD Raporu’nu okurken aklıma ilk bu geldi.

Dünyada 5 Ekim’de kutlanan “Öğretmenler Günü”nü, askeri rejim komutuyla 24 Kasım’da kutlayan ve buna hiç bir demokratik tepki göstermeyen öğretmenin “maaşının” da yetersiz olması son derece normal.

Demokratik bilinci olmayanın mesleki yeterliliği de...

Bireysel gelişimi de çok tartışmalıdır çünkü.

Toplumun en okumuş yazmışlarından ol, çocuk yetiştirmeye sıvan ama demokrasi konusunda dilsizmiş gibi davran.

Böylesi bir “robot portreye” kim, neden ve niçin para pul versin?

Üstelik bu “robot portrenin” daha fazlasını hak ettiğini de kim iddia edecek?

***

Rapora göre, OECD ülkeleri arasında öğretmenlerin en çok çalıştığı iki ülke Türkiye ve Macaristan.

Öğretmenlerin “zorunlu çalışma saati ortalaması” ise yılda 1652.

Bu rakam Türkiye’de 1832 saate çıkıyor. 

Çalışma saatleri İskoçya’da 1365, İspanya’da 1425, Portekiz’de ise 1432.

Gene rapora göre, Almanya ve Hollanda’da öğretmenler yılda 35 bin ile 70 bin dolar arasında değişen ücretler alıyor.

Bu ücretlerin OECD ortalaması ise 28 bin ve 54 bin dolar.

Türkiye’de ise ilköğretim veya lisede göreve yeni başlamış bir öğretmen yılda toplam 14 bin 63 dolar, en üst derecedeki öğretmen ise en fazla 17 bin 515 dolar alıyor.

Gelişmiş, donanımlı, yetenekli bir insan, üstelik bir de öğretmense, neden “çok çalışıp, az maaş” almaya razı olur?

Kendine güvenmiyor ise...

Kendini yetersiz buluyor ise...

Kendini donanımsız hissediyor ise razı olur ancak.

***

Nitekim Türk Eğitim Derneği’nin 12 ilde, 2007 öğretmen, 272 yönetici, 4450 öğrenci ve 2112 veli ile gerçekleştirdiği araştırma, öğretmenlerin iyi yetiştirilemediğini gözler önüne seriyor...

Böyle bir araştırma olmasa da, yirmi beş yıllık bir üniversite hocası olarak, orta öğretimden gelen öğrencilerimizin halini görerek de bunu fiilen anlıyorum.

“İyi yetiştirilmeyen” bir öğretmen, maalesef fazla çalışsa da OECD ortalaması kadar ücret alamıyor.

İşin garibi orta eğitimde çalışan sekiz yüz bin öğretmenimize rağmen bu çelişki bir türlü kırılamıyor.

Öğretmen “iyi yetişmiyor”, iyi yetişmeyince de “iyi para” kazanamıyor.

Bunca talebe rağmen özel sektör de dâhil eğitim sektöründe arz ve talebe göre yaşam mücadelesi vermekten de ürküyor. Kamuya sığınıp, orada ömür tüketiyor.

Yoksa ortalamanın çok fevkinde öğretmenlerin, genel tablodaki sıkıntıları yaşamadığını da görüyoruz.

***

Öğretmenler gelecekle birlikte hayatımızın anlamını da ellerinde tutarlar...

Peki, öğretmenlerimiz bu geleceği nasıl şekillendiriyor?

Ne yazık ki bunun pek sevindirici bir cevabı yok.

Öğretmen, alanındaki gelişmeleri izleyen, irdeleyen, yargılayan bir beyin işçisidir. Ömür boyu sürecek entelektüel bir yaşamın sahibidir. Öğretmenler bu özellikleriyle, Batı’da her türlü yeniliğin öncüsü olmuş, ülkelerin zihinsel gücünü temsil etmiştir. Entelektüel bir uğraş olan öğretmenlik, bizde ise uzun zamandır eprimiş memurluk haline gelmiş.

Öğretmen, bırakın ilgi alanının çağa paralel gelişmelerini izlemeyi, eskilerde öğrendiğini bile unutur olmuş.

Yeryüzünde entelektüel kadroları oluşturan eğitimciler, bizde az maaşa yaşam çilesi çeken sıradan devlet memuru rolüne indirgenmiş. Daha da vahimi bu rol öğretmenlerce de neredeyse benimsenmiş.

Zaten farklı olsa, 12 Eylül Rejimi’nin kendilerine biçtiği 24 Kasım’ı değil, tüm dünya gibi 5 Ekim’i kutlardık.

STAR

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum