1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. 23 Nisan Efsanesi ve Atatürk
23 Nisan Efsanesi ve Atatürk

23 Nisan Efsanesi ve Atatürk

Abdurrahman Dilipak bugünkü Akit gazetesindeki yazısında 23 Nisan’ın “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” şeklinde kutlanan birleştirilmiş bir resmi bayram haline getirilmesinin 12 Eylül 1980 Cuntası ile gerçekleştiğini işlemektedir.

A+A-

Geç Kalmış Bir 23 Nisan Yazısı / Abdurrahman DİLİPAK

23 Nisan bayramı. Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı. 23 Nisan bayramı bu sene tam da zamanına denk geldi. Ülke genelinde seçim havasının hakim olduğu bir zamanda "Milli Egemenlik" üzerinde düşünmek önemli. Ama bizde resmi bayramlar hep birbirinin aynı. Ruhsuz. Resmi bir "". Resmi açıklamalar da basmakalıp aynı. İşin içine biraz da çocuk katılınca işe biraz da olsa neşe katılmış oluyor. Çocuksu bir masumiyet. Ama öte yandan işin siyasi boyutu hiç de masum değil. Resepsiyon krizi, Türk-Kürt tartışmaları, Resmi ideoloji, Laiklik filan… Meclis özel gündemle toplanıyor toplanmasına da olanlar ortada. 23 Nisan'ı "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" haline getiren 12 Eylül cuntası. Milli Egemenlik kavramının üzerine cunta şalı örtüldü böylece. Çocuklarımızın ufkunu karartan adamlar bir de bu bayramı çocuklara armağan ettiler utanmadan. Bu resepsiyon krizlerini çıkartanlar da bu geleneğin mirasçıları aslında. Bu bayram Türkiye'de ve KKTC'de kutlanıyor ve aynı zamanda resmi tatil günü.

Bu günün Atatürk tarafından çocuklara armağan edildiği filan bir rejim efsanesinden ibaret...

23 Nisan Millî Bayramı, 1921 yılında Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak kutlanmaya başlanmış (1921 sonrası 1 Kasım, sonra 1935 de 23 Nisan, 14 yıl), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını güdüyormuş. Yani bayramın temelinde "Milli Egemenlik" yok , o daha sonra eklenmiş. 1 Kasımda yapılan kutlamaların maksadı "Halifeden kurtulma bayramı". Hilafet kaldırılmadı biliyorsunuz. Devrim yasasına göre "Hilafet mana ve mefhum olarak TBMM'nin / Cumhuriyetin şahsı manevisinde mündemiçtir" Yani bu bayramın aslı, "dini otoriten kurtulma, dini siyasetin emrine verme bayramı"dır. İşte Diyanet İşleri de tam bu zeminde hayat buluyor. Yani bu gün Aynı zamanda Hilafet yerine Diyanetin kurulması "bayramı"dır.

Hâkimiyet-i Milliye Bayramı 1935 yılında gündeme geldi. Bu işe dine ve dindarlara bir meydan okuma şeklinde anlaşıldığından 1935'te TBMM'nin açılış günü kutlamasına dönüştürüldü. Maksat biraz da Hilafetin tamamen unutturulması ile ilgili idi. Bu arada Çocuk Bayramı bağımsız, ayrı bir bayram olarak 1927'de kutlanmaya başlanmıştı zaten. Bu bayramın resmen "Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanması 1982'de olan bir şey. Yani Kenan Evren'in milletimize armağanı. Bu bayramda kimse bunları anlatmaz. Bunlar yazılıp, çizilip, konuşulmaz. Ama artık neyse ki internet var, çocuklar öğretmenlerinin anlatmadığı şeyleri internetten öğrenme şansına sahip.

1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Mustafa Kamal'ın himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Şenliği, 1980 darbesi döneminin Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adını vermesiyle bu günkü şeklini aldı. Çocuk Şenliği savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Yani bu bayram, 2 ayrı bayram ve bir şenlik'in birleşmesi ile oluştu. Başlangıcı Himaye-i Etfal Cemiyeti ile ilgili. Resmi bile değil. Bayramın kutlanmasına gelince saygı duruşunda bulunulur, İstiklal marşı okunur, Vali, Belediye Başkanı ve Garnizon komutanı halkı selamlar, Valinin elinde genel olarak fotr şapkası olur. Eskiden frak da giyerdi. Akşam kokteyl düzenlenir. Eskiden balo da düzenlenirdi. O günün anısına pul basılır, sergiler açılır, konser verilir. Çankaya ve Mecliste resepsiyon verilir, Balo düzenlenir. Piyango çekilir. Anıtkabir ziyareti yapılır, Fener alayı düzenlenirdi eskiden, Resmi geçit yapılırdı. Devlet büyükleri konuşmalar yapar, halkoyunları filan... At koşusu, spor karşılaşmaları filan da yapılırdı.

Doç. Dr. Veysi Akın 1997'de bir makale yayınlayarak bu bayramın ortaya çıkışını araştırdı. Bu araştırmanın ortaya çıkarttığı bir gerçek var. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en sonunda da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır. (…) "23 Nisan", 1921'de çıkarılan "23 Nisan'ın Milli Bayram Addine Dair Kanun" ile, Türkiye'nin ilk ulusal bayramı olmuştur. İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi. Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir. Daha sonraki yıllarda, TBMM'nin açılış tarihi olan 23 Nisan "Milli Hakimiyet Bayramı" olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım'ın uzun vadede "Ulusal Egemenlik Bayramı" olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935'te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve "23 Nisan Millî Bayramı"nın adı "Millî Hakimiyet Bayramı" haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir."

Bu konu burada bitecek gibi değil, en iyisi biz bu konuya yarın da devam edelim. Selam ve dua ile.

YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT

3 Yorum