1. YAZARLAR

  2. Ceren Kenar

  3. 2014 yılında bir "devrimci şiddet" hikâyesi...
Ceren Kenar

Ceren Kenar

Yazarın Tüm Yazıları >

2014 yılında bir "devrimci şiddet" hikâyesi...

A+A-

Duyarlı ve vicdanlı bir solcu aktivistin "kol kırılır yen içinde kalır" zihniyetine karşı çıkarak, birçok insanın hâlihazırda bildiğini sonradan öğrendiğimiz vahim bir hadiseyi deşifre etmesi ile ortaya çıkan bir skandal var. İddialar korkunç...
Yerel seçim öncesi Beşiktaş'ta "Berkin Elvan İşgal Evi" adı verilen bir mekânda kalan iki çocuk hırsızlık yaptıkları gerekçesi ile öldürülesiye dövülüyor. İddialara göre çocuklar öksüz ya da yetim, evsiz, "TMK mağduru çocuklar" olarak bilinen, genç yaşlarında talihsiz bir şekilde orantısız bir mahkûmiyet geçirmiş, hapisten çıkmış çocuklar. Kimsesiz, toplumun ilgisine ve duyarlılığına ihtiyaç duyan, doğuştan şanssız çocuklar...
Çocuklar hırsızlık yaparken yakalanıyor. "Evladım yapma bir daha" denilecek ve "ihtiyacınız nedir" diye sorulacak yerde, bir partinin yöneticisi olan 4 ila 7 kişi çocukları beş saat boyunca evde zorla tutuyor, "sorguluyor" ve bu "sorgulama" esnasında sopalarla dövüyor. Daha sonra dayak yiyen çocukları Beşiktaş Abbasağa Parkı’na bırakıyorlar ve saat başı ölüp ölmediklerini kontrol ediyorlar.
Polis şiddetine karşı bir simge olan Berkin Elvan'ın isminin verildiği bir "işgal evinde" iki çocuğa Gezi olaylarında aktif rol almış kişilerce ağır şiddet uygulanıyor. Gerekçe hırsızlık. Oysaki işkencenin uygulandığı bina; kullananlar tarafından "ele geçirilmiş" ve "kamulaştırılmış" bir Ermeni vakfı binası. Yani binaya el koyanların yaptığı hırsızlık değil, iki çocuğun yaptığı ve işkence ile sonuçlanan hadise hırsızlık!
Olay artık iddia niteliğinde de değil. Zira olayda ismi geçen HDP Beşiktaş Belediye Başkan adayı Ahmet Saymadi, jiyan.org sitesinde "Bir hata ve bir linç hikâyesi" başlıklı yazısında dayak hadisesinin gerçekleştiğini kabul ediyor, ancak ne hikmetse bir siyasi linç kampanyasının mağduru olduğunu da iddia ediyor. Yani evet iki çocuğa dayak atılmasında dahli var ancak mağdur kendisi!
Olayın vahametinin boyutu, biraz daha eşeleyince daha da ortaya çıkıyor. Meğer bu işkence hadisesi, bu şahısların mensup olduğu parti (HDP'nin bileşeni olan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi) yönetimince bilinmekteymiş. Parti yönetimi gururla açıklama yapıyor ve diyor ki: "Olayı disiplin kuruluna götürdük, adı geçenlerin öz eleştirisini aldık, kınama cezası verdik, cezalara olaya iştirak edenler itiraz etti, şu an itirazları değerlendiriyoruz."
Ortada adli bir olay var. İki çocuğa işkence edilmiş. Olayın faillerini bilen bir parti yönetimi var. Bu şahısları polise ihbar edeceklerine, kol kırılır yen içinde kalır mantığı ile kendi disiplin kurulları içinde olayı değerlendirmenin yeterli olduğunu düşünüyorlar. Üzerine bir de gereğini yaptık diyorlar.
Olayın sosyal medya üzerinden duyulmasından önce olaydan haberdar olan başkaları da var. HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü “Olaydan bilgimiz var. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) bu olayı disiplin kuruluna götürdüklerini ve adı geçenlerin cezalandırıldıklarını biliyoruz” diyor ve HDP’nin bileşenlerin içişlerine karışma ya da herhangi bir yaptırım yükümlülüğüne sahip olmadığını bunu da doğru bulmadıklarını söylüyor.
Bu "ilginç" ve "özrü kabahatinden büyük" deyiminin hakkını veren açıklamalara ek olarak gerçekleşen başka bir tuhaflık var. Bu konu son 4-5 gündür sosyal medya üzerinden aktif olarak konuşuluyor. Taraflar açıklama yapıyor. Ancak nedense Türkiye medyası bu hadisede bir haber niteliği görmüyor. Bir partinin Beşiktaş Belediye Başkan adayının bir işkence olayında ismi geçiyor, ismi geçen şahıs olayı doğruluyor ve tüm bunlar medyada yer görmüyor. (Bu yazının yazıldığı saatlerde olaya yer veren iki haber sitesi Haksöz ve Zete'yi istisna tutuyorum.)
Kurucu ideolojisi polis şiddeti ve devlet baskısı olan bir hareketin, kendilerince meşru olarak gördükleri şiddetle ilişkilerini sarih şekilde özetleyen, ibretlik bir hikâye diye geçerdik olayın mağduru iki çocuk olmasa. Fakat an itibariyle aydınlatılmayı bekleyen adi bir suç var. Mağdurlar var. Ve yerine getirilmesi beklenen bir adalet talebi var...
Ve bunun karşısında hâlâ "devrimci şiddeti" meşru gören, olayı savunmaya veya görmezden gelmeye çalışan bir sol hareket var...

Türkiye

YAZIYA YORUM KAT