1. YAZARLAR

  2. Ayhan Aktar

  3. 2011 seçimlerine doğru ufuk turu...
Ayhan Aktar

Ayhan Aktar

Yazarın Tüm Yazıları >

2011 seçimlerine doğru ufuk turu...

A+A-

Âdettendir, her yeni yılın başında o yılın muhtemel gelişmeleri üzerine bir şeyler yazılır. Ben de 2011 için bir ufuk turu yapmak niyetindeyim.

2011 yılının en önemli olayı, 12 haziran tarihinde yapılacak genel seçimler olacak. Seçimler çok önemli, çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk kez normal dönemde ve normal seçimle oluşmuş olan bir meclis anayasa yapma işine girişecek. 1921 Anayasası’nı, “anayasa” olarak kabul etmek zor. Daha çok, siyasi program niteliğinde bir metindir. 1924 Anayasası ise TBMM’de Lozan Antlaşması sonrasında yenilenen seçimlerde 2. Grubun tasfiyesi sonrasında yapılmıştır. Meclis’teki muhalefet çok cılızdır. 1961 ve 1982 Anayasalarının ise cuntaların tayin ettiği kurucu meclisler tarafından yapıldığını biliyoruz. 2011-2012 Anayasası ise genel seçimlerle oluşan bir meclisin yaptığı ilk anayasa olarak tarihe geçecek.

2011 - 2012 Anayasası’nın ülkemizin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal değişim sürecinin izlerini taşıyacağını tahmin ediyorum. Keşke, seçim sistemimiz dar bölge ve çoğunluk sistemine göre yeniden düzenlenmiş olsaydı. Siyasi temsil bakımından daha mükemmel bir meclis bileşimi ortaya çıkardı. Ama yine de 1961 ve 1982’de olduğu gibi cuntaların seçtiği “cici çocuklardan” oluşan kurucu meclislere göre, 2011 seçimlerinde oluşacak meclisin siyasi temsil bakımından daha sağlıklı bir yapı içinde olacağını tahmin ediyorum.

Şimdi, AKP’nin konumunu değerlendirelim. Başbakan Erdoğan, 12 Eylül referandumunda elde ettiği yüzde 58’lik siyasi desteği mümkün olduğu kadar kaybetmeden, etrafı kırıp dökmeden seçime girmek istiyor. Böylece, partisinin oy oranını yüzde 50’nin üzerine taşımak istiyor. Zaten, geçtiğimiz günlerde Tarhan Erdem’e yaptırdıkları seçim araştırmasına göre, AKP’nin oyu yüzde 48,5 olarak belirlenmiş. Seçim havasına girdiğimizde bu oranın yüzde 50’ye ulaşması sürpriz olmaz.

Bu nedenle, AKP lideri seçime kadar herhangi bir konuda siyasi açılımda bulunmaktan kaçınıyor. Referandumda her üç MHP’liden birinin desteğini alan Tayyip Erdoğan, seçime kadar MHP seçmenini elinde tutmak isteyecektir. Böylece MHP’nin yüzde 10’luk seçim barajına takılmasını sağlayarak, en az 367 kişilik bir meclis grubu kurmak istiyor. Unutmayalım ki, yeni anayasa yapmak demek, teknik olarak eldeki 1982 Anayasası’nı radikal bir değişikliğe tâbi tutmak demektir. Eğer AKP, seçimde MHP’nin baraja takılması sonucunda 367 ve üstü milletvekiline sahip bir meclis grubu ile iktidara gelirse anayasa yapım sürecinde eli çok rahatlayacaktır. Ama hâlen AKP’nin nasıl bir anayasa istediği konusunda bilgimiz yok.

Bu oyun planına göre, seçime kadar AKP’nin daha milliyetçi bir söylem kullanacağını tahmin edebiliriz. Son günlerde milliyetçi/muhafazakâr seçmeni rahatlatmak için, “tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet” sloganlarını AKP yöneticilerinden daha çok duyar olduk. Bu sloganlar, Kürt seçmen nezdinde AKP’ye karşı bir tepki yaratır mı? Bilemiyoruz.

Kürt seçmenlerle yüz yüze konuştuğunuzda AKP’nin Kürt kökenli milletvekillerinin “adı var, kendi yok” durumunda olduğuna dair şikâyetler duyarsınız. Erdoğan’ın Kürt oylarını kaybetmemek için, yerel düzeyde itibarı sağlam kişileri listeye koyacağını tahmin edebiliriz. Fakat AKP’nin Kürt bölgesindeki milletvekili adaylarını görmeden bir yorum yapmak zor.

AKP’nin milliyetçi söylemi, bir yandan BDP’nin daha radikal taleplerle kamuoyunun gündemine çıkmasına yol açarken, diğer yandan da bu taleplerin batıda yaratacağı bölünme korkusu sayesinde MHP barajı aşabilir. BDP’nin kendi seçmenini elde tutmak için ileri sürdüğü hayalperest talepleri, aslında MHP’nin değirmenine su taşımaktadır. AKP’nin oyun planının en zayıf noktası budur.

Üst yönetimi değişmiş CHP hakkında sürekli olarak “yenilenme” edebiyatı yapılıyor. Ama CHP’nin siyasal programında ve siyasi söylemlerinde hiçbir yenilik yok! Yeni CHP yönetimi, bir türlü Kürt Raporu hazırlayamıyor. Onun yerine Güneydoğu’nun Sosyo-Ekonomik Kalkınma Planı peşinde. CHP yöneticileri Kürt demek yerine, bölge insanı gibi birtakım romantik laflarla durumu idare ediyorlar. Aslında nal topluyorlar.

CHP’nin siyasi kabızlıklarını örtmek amacıyla yapılanlar şöyle: Kılıçdaroğlu’nu yılbaşı gecesi madene indirerek kendisini emekçi dostu ilan etmek veya CHP iktidarında herkese 600 TL’lik aile yardımı vaadi ile yoksulları hayal âlemine sokmak gibi tuhaflıklar... Sanki CHP’liler hiç değişmeden, “valla acayip değiştik” havasını yaymaya çalışıyorlar. Ama kendileri dâhil, kimseye güven vermiyorlar.

Riskli de olsa, AKP’nin bir oyun planı var ve uygulanıyor. Ama muhalefet dağınık ve sanki dilini yutmuş gibi... Değişmekten korktukları için, risk almaktan acizler. Örneğin, CHP’nin gönlünde nasıl bir anayasa var? Bilmiyoruz! Bu karmaşa içinde, Türkiye, tarihinin en önemli seçimine doğru koşar adım gidiyor.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT