2009'da bile bunlar oluyorsa!

04.12.2009 00:44

Erhan Başyurt

Türkiye, yıllardır demokrasi mücadelesi veriyor.

Özellikle 1999'da AB üyelik sürecinin başlaması süreci daha da hızlandırdı.

Kopenhag Siyasi Kriterleri arasında yer alan "askerin sivil idareye tabii olması" şartı, zaman zaman sancılı dönemler yaşanmasına neden oldu.

2007'de Ergenekon soruşturmasının başlaması, bazı bilinmeyen darbe girişimlerinin daha yaşandığını ortaya çıkardı.

Şeffaf topluma doğru ilerlediğimiz, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye yelken açtığımız umudu doğdu.

Bütün bu gelişmelerin, askerin demokrasiyi daha da içselleştirmesini sağladığı düşünülüyordu.

Ancak ardı ardına şok eden belgeler, kanı donduran eylem planları durumun hiç de böyle olmadığını gösterdi.

2009 yılında bile...

İşte size beş çarpıcı örnek;

Birincisi, "İrticayla Mücadele Eylem Planı."

Nam-ı diğer, "AKP ve Gülen'i Bitirme Eylem Planı."

Masum insanların evlerine silah yerleştirmek, Alevi-Sünni çatışmasını körüklemek gibi provokasyonlar belirlenmişti.

Bir diğer hedef de Ergenekon'u kurtarmaktı.

Yazılış tarihi, Mart 2009. Islak imzalı...

İkincisi, "Kafes Eylem Planı."

Nam-ı diğer, "Gayr-ı Müslim Vatandaşları Sindirme ve Suikast Eylem Planı."

Dink, Santaro ve Misyoner katliamları için "operasyon" denilen planın da hedefi hükümeti devirmek, suikastları dini grupların üzerine atmak ve Ergenekon'a moral destek sağlamaktı.

Yazılış tarihi, Nisan 2009. Islak imzalı...

Üçüncüsü, "İnternet Siteleri Andıcı."

Yani, Genelkurmay'ın hükümet ve dini gruplar karşıtı siteler kurup işlettiğini ortaya çıkaran belge.

Genelkurmay'ın resmen doğruladığı, psikolojik harekat ya da "kara propaganda" siteleri.

Şubat'ta kaleme alınan andıç, Nisan 2009'da komuta kademesi onayından geçmiş.         

 Dördüncüsü, İl Jandarma Komutanı'nın gözetiminde Erzincan Başsavcısı üzerinden yürütülen "İrtica Komplosu."

Hedef, AK Parti'yi kapatmak için zemin hazırlamak, Ergenekon cephaneliğini polislerin üzerine atmak ve masum dini grupları komplo kurarak baskı altına kurmak.

Operasyon tarihi, Temmuz 2009. Suçüstü yapıldı.

Beşincisi, dün gazetemiz manşetinde de yer alan, "Genelkurmay'ın Katsayı Andıcı."

Genelkurmay, YÖK'ün katsayı engelini kaldırmasını, "İmam hatiplere avantaj sağlamak, kamuda muhafazakârların sayısının artmasını temin etmek ve Türkiye'yi bölünmeye götürmek" olarak okumuş.

Sonuçta da, Danıştay'daki yürütmeyi durdurma başvurusunun yakından takibine "komuta katı" talimatı verilmiş.

Onay tarihi, Ağustos 2009...

"Sadece bu kadar mı" diyebilirsiniz.

Değil tabii.

Ama bu kadarı bile yetmez mi?

Her belge tek başına suç içeriyor.

Asker içerisinde darbe heveslilerin olduğunu ve bu amaçla eylem planları hazırladıklarını ortaya koyuyor.

Askerin "siyaset mühendisliği" ve "iç meselelerle ilgilenmekten" ve "sonucu istediği gibi değiştirme" isteğinden vazgeçmediğini gösteriyor.

Bu amaçla kaos planları yapmak, halkını zayi etmek, suikast ve çatışmalar çıkarmayı sıradan bir görev sayıyor.

Daha da vahimi bazı yasa dışı faaliyetler "komuta katı" ve "Genelkurmay Adli Müşavirlik" onaylarına sahip.

Üstelik yıl hep 2009...

10 yılda bir arpa boyu yol alamamışız.

Asker sivil ilişkilerinde "Yeniçeri" mantığı ya da "ittihatçı" bakış açısı halen sürüyor.

Muasır medeniyetleri yakalamak meğer ne kadar zormuş...

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim