20 eylül sonrasının provası

17.09.2010 15:16

Melih Altınok

Hakkâri’deki dokuz kişinin yaşamını yitirdiği mayınlı saldırıya dair soru işaretleri çoğunlukta. Olay yeri yakınında üç çanta dolusu askerî mühimmatın yanı sıra piyade tüfeği mermileri bulundu. Patlamanın gerçekleştiği köyde koruculuğu bırakanların yaşadığı iddia ediliyor. PKK de hiçbir eylem sonrası alışık olmadığımız bir süratle eylemi “kontrgerilla işi” olarak nitelendirdi; net bir ifadeyle, eylemsizlik kararına son vereceği 20 eylüle kadar “meşru müdafaa” dışında hiçbir silahlı bir eylem yapmayacağı şeklindeki açıklamasını yineledi.

Örgütün bu kararını delecek olağanüstü bir gelişme olmadığı gözönünde bulundurulursa, kanlı eylemi onların gerçekleştirdiğini söylemek için güçlü bir nedenimiz yok. Ancak, resmî yetkililerin eylemin PKK’nin işi olduğu şeklindeki refleksî açıklaması bir yana, kontrgerillanın bu kadar “parmak izi” bırakmasını anlamak gerçekten anlamak zor.

Bir yanda, daha geçenlerde kendi döşediği mayınlarla askerlerin ölümüne neden olduğu ortaya çıkan, ancak ilk günlerde işi PKK’nin üzerine yıkan TSK, diğer yanda da Reşadiye saldırısını ânında reddedip daha sonra faturayı bağımsız birimlerine çıkartan PKK var. Dolaysıyla tarafların açıklamaları güvenilirlikten uzak; ortalık toz duman. Bu durumda aklıma gelen tek alternatif, eylemi yapanların amacının, bu işi bir grubun üzerine yıkmaktan ziyade, “kontra eylemleri de dâhil olmak önümüzdeki süreçte neler yapabileceklerine” dair somut mesaj vermek olduğu yönünde.

Bakın, şimdiden Başbakan Tayyip Erdoğan’ın BDP ile yapacağı görüşmeyi iptal ettiği konuşuluyor. Birileri demokratikleşme cephesine gözdağı veriyor: Akıllı olun! Evet, bu son katliam, PKK’nin eylemsizlik kararına son vereceği 20 eylülden 2011 yazındaki genel seçimlere kadar neler yaşayabileceğimizin somut bir göstergesi.

Referandum sürecinde büyük bir stratejik hata yaparak yeni anayasanın aktif bir aktörü olmayı ellerinin tersiyle iten PKK ve dolaysıyla BDP çevresi artık net olarak kararını vermeli. Eğer çatışma ortamına dönme kararını revize etmezlerse, eylemsizliğin biteceği tarihten sonra, dün olduğu gibi, üstlenmedikleri eylemlerin bile muhatabı olmaktan kurtulamayacaklarını akıllarından çıkartmamalılar. Hükümet de failinin adı ne olursa olsun, ülkedeki dönüşüm sürecini baltalamak isteyen kesimlerin gerçekleştirdiği aşikâr olan benzeri eylemleri engellemek istiyorsa, radikal kararlar almaya mecbur.

Bence bunların başında da, mesajları süzgeçten geçirilerek birtakım odakların harekete geçmesi sağlanan Abdullah Öcalan’ın kamuoyuyla iletişim sürecinin şeffaflaştırılması geliyor. Geçtiğimiz günlerde Akşam gazetesinin manşetinde yer alan Özlem Çelik Akarsu imzalı Abdullah Öcalan röportajı, “Önder irademdir” diye imza veren üç buçuk milyon Kürt’ün üzerinde önemli etkisi olan ‘mermi mesajların’, derin güçlerin yönlendirmesine ne denli açık olduğunun bir göstergesiydi. AKP, referandum öncesi boykot hakkındaki sözlerinin yansıtılmasında da şahit olduğumuz üzere, Öcalan’ın sözlerini sansürledikleri ve böylece ‘kitleyi’ manipüle ettikleri sır olmayan avukatlara basından daha mı çok güveniyor? Öcalan’ın her hafta avukatlar aracığıyla kamuoyuna görüşlerini açıklamasına zaten engel olmuyor. Peki, bu iş niçin PKK çizgisinden bağımsız basın aracılığıyla da yapılmasın. Böylelikle hem örgütün sık sık başvurduğu ve önderliğin mesajlarını yorumlayarak harekete geçtiğini söylediği “bağımsız birimlerin inisiyatifi” bahanesi elinden alınmış olur hem de Ergenekon’un Öcalan’ı imajını kullanarak PKK içindeki bazı birimleri sevk ve idare etme tehlikesi bertaraf edilebilir.

Referandum sonrası hezimete uğrayan ve tek silah olarak Kürtlere ve onların örgütlülüklerine sarılan statükonun elindeki tüm silahların etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Hükümet, tabanındaki milliyetçi unsurların reflekslerinden çekindiği için atamadığı her adımda, karşısındaki karanlık cepheye ilerlemek için yer açtığını artık anlamalı. Kaldı ki bir hükümet, vatandaşlarının yüzde altmışından demokratikleşmeye ve şeffaflaşmaya dair destek aldığında bile inisiyatif kullanamıyorsa ne zaman hareket edebilir?

Hatırlıyorsunuz değil mi Sayın Başbakan, milliyetçi cephenin yanı sıra BDP’nin şovenist politikalarına aldırmadan size en kitlesel desteği sunanlar arasında Kürtler başta geliyordu. Şimdi kirli bir savaşta bir bir katlediyorlar. Kardeşlerinize, destekçilerinize, vatandaşlarınıza ne zaman sahip çıkacaksınız?

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim