18 Yıl Sonra Başbağlar Hala Yanıyor!

05.07.2011 17:35
18 Yıl Sonra Başbağlar Hala Yanıyor!
Sivas’a misilleme olarak 33 kişinin öldürüldüğü Başbağlar katliamının failleri, hâlâ aramızda dolaşıyor: Başbağlar’da 33 masum insan kurşuna dizilerek ve yakılarak hunharca katledilmişti.

2 Temmuz 1993 Sivas olaylarından hemen sonra, 5 Temmuz 1993'te, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nü basan katiller sürüsü, 33 sivili katledip köyü ateşe verdiler. Katiller, bu katliamı "Sivas'ın intikamı" için işlediklerini hem köylülere sözlü olarak anlattılar, hem de bıraktıkları bildiride bunu açıkça ilan ettiler. 100'e yakın katilin işlediği bu cinayet sonucu yapılan yargılamada sadece bir kişi mahkum oldu.

Köyü basan caniler tarafından köylülere tam 1.5 saat propaganda yapıldı ve öldürülmek için seçilen erkeklere neden öldürülecekleri anlatıldı. 2 Temmuz'da Sivas'ta çıkan olaylarda hayatını kaybedenlere karşılık katledilecekleri ifade edildi. Propagandadan sonda köyün tüm erkekleri kurşuna dizildi ve 28 kişi hayatını kaybetti. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu ve köy camii yakıldı. Bu yangınlar sırasında da 1'i çocuk, 4'ü kadın, 5 kişi öldü. O gün Başbağlar'da toplam 33 kişi can verdi. Katliamın ve kundaklamanın ardından köye bırakılan bildiride, "Sivas'ın intikamı alındı" deniliyordu.

100 KİŞİ BASTI 1 KİŞİ MAHKÛM OLDU

Bütün görgü tanıklarının ifadesine göre eli silahlı yaklaşık 100 kişi tarafından işlenen bu katliamdan sonra başlayan yargılamalarda toplam 20 kişi gözaltına alındı. Yargılama sonunda sadece bir kişi mahkûm edilirken, geri kalanlar serbest bırakıldı.

Gerek yargılama sürecinde, gerekse daha sonraki anma yıldönümlerinde 2 Temmuz Sivas olaylarının gördüğü ilginin çok azı bile Başbağlar katliamı ve mağdurlar için gösterilmedi. Köylülerin yakılan evlerinin onarılmasından başka devletin Başbağlar'a yönelik hiçbir ilgisi olmadı. Ne kartel medyası, ne sivil toplum kuruluşları Başbağlar'a yönelik gözle görülür ve kitlesel çapta bir ilgi gösterdi.

33 kişinin katledildiği vahşetin failleri olarak yakalananlar, çok kısa süre sonra serbest bırakıldı. Mahkeme sürecinde bu kişilerin zanlı oldukları tekrar kabul edildi ve aynı kişiler hakkında arama emri çıkarıldı. Ancak pek çoğu bulunamadı. Tam bir yargı skandalı olarak yaşanan bu olaydan sonra yeniden, yeni isimlere yönelik gözaltılar başladı.

MAĞDUR YAKINLARININ MAHKEMEYE GELMESİ İSTENMEDİ

Ancak bu sefer de, bu kişiler DGM'de yargılanmak üzere katliamın işlendiği yere en uzak noktaya, İzmir'e davanın taşınması üzerine, mağdur yakınlarının adeta mahkemeye gelmemeleri istenmiş oldu. Olayın derinlemesine araştırılması ve özellikle Sivas olayları çerçevesinde katliamın incelenmesine yönelik taleplerin hiçbirisi mahkeme aşamasında kabul görmedi. Sanıkların Sivas olayları yönünden sorgulamaları dahi yapılmazken, adeta katillerin "Sivas'ın intikamı için bu canları alıyoruz" şeklindeki sözlü ve yazılı (köye bırakılan bildiri) beyanları, yargı sürecinde ısrarla görmezden gelindi.

Başbağlar'da gerçekleştirilen, 33 kişinin öldürülmesine ilişkin dava Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne nakledilirken, mağdurlar ve avukatları bunun bir "sürgün" olduğunu söylediler. Katliamın yaşandığı Erzincan'da DGM varken, dava ne 363 kilometre mesafedeki Malatya'ya, ne de 440 kilometre mesafedeki Kayseri DGM'ye alınmayıp, 1263 kilometre uzaktaki İzmir DGM'ye havale edilmiş, mağdurlar tam anlamıyla işkenceye maruz kalmıştı.

Katliamın mağdurları, bütün bu sebeplerden dolayı redd-i hakim talebinde bulundular, ancak bu talep geri çevrildi. Başbağlar katliamının görüldüğü İzmir DGM'deki dava sonuçlandığında hem mağdurları hem de kamuoyu vicdanını rahatlatacak bir sonuç çıkmadı. Başbağlar katliamı Türkiye'nin hâlâ büyük bir faili meçhul olayı olarak ortada duruyor. Ancak bu büyük olayın üstü adeta gizli bir el tarafından örtülürken, Sivas olayları her yıl inançlı kesimlere yönelik her türlü hakaret ve iftira vesilesi olarak kullanılıyor. Üstelik her yıl 5 Temmuz'da Başbağlar katliamını anan ve bu büyük olayı gündeme getirmeye çalışanlar, "Sivas olaylarını unutturmaya çalışmakla" suçlandılar. Söz konusu çevreler, Başbağlar katliamının hatırlatılmasına bile tahammül edemezken, her yıl 2 Temmuz'da yeni birtakım provokasyonlar için ellerinden gelen tahrik ve kışkırtmayı yapmaktan geri durmadılar.

HÜSNÜ TUNA ANLATIYOR: BAŞBAĞLAR DAVASI SÜRGÜN EDİLDİ

Mağdur vekillerinden Avukat Hüsnü Tuna, o günlerde mahkeme sürecinde yaşananları şöyle anlattı: "Postmodern darbe öncesi müdahale edilen yargılamalardan bir diğeri Başbağlar katliamı sanıkları ile ilgili davadır. Davaya bakmaya yetkili mahkeme Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi'ydi ve yargılama da anılan mahkemede başlamıştı. İlk duruşmanın akabinde Yargıtay, davanın naklini gerektirecek haklı ve hukuki hiçbir sebebe gerek görmeksizin, davanın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne nakline karar vermiştir. Sivas olayları ile ilgili davayı Sivas'a en yakın olan Ankara'ya nakleden Yargıtay, Başbağlar Davası söz konusu olduğunda, en yakın Erzurum, Kayseri, Ankara, Konya ve biraz uzağında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemelerine nakletmek yerine, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne nakletmekte bir beis görmemişti."

"Mağdurların mahkemeye ulaşması ve davayı takip etmesi böylece engellenirken, binbir güçlükle mahkemeye ulaşabilenler de, mahkemenin aşağılamalarına maruz kalıyordu. Mağdurların fakirliği kıyafetlerine de yansıyor ve bu durum mahkeme için bir tahkir gerekçesi oluşturuyordu."

"Mahkeme başkanı, duruşma salonuna terlikle gelen bir mağduru azarlayarak salondan çıkarırken, başka hiçbir davada rastlanmayacak sebeplerle mağdurları salondan çıkarmakla tehdit ediyordu. İşin ilginç yanı hâkimin, bu tavrını gizleme ihtiyacı dahi duymamasıydı."

"Adil bir yargılamanın temel unsurlarından olan şekli işlemlere, davanın taraflarına ve taraf vekillerine eşit mesafede bulunma yükümlülüğü hiçbir şekilde dikkate alınmıyor, bazen mağdur vekillerinin bakışlarından bile rahatsızlık duyuluyordu."

"Böyle bir yargılama sonunda suçun failleri olduğu konusunda ikna edici delillerin bulunduğu 20'ye yakın sanıktan, sadece 17 yaşındaki bir çocuğa ceza veriliyor ve dosya bu haliyle kapatılıyordu. Bütün bu süreç, davayı takip eden kamuoyunda, davanın sessiz sedasız kapatılmak amacıyla İzmir'e nakledildiği kanaatini güçlendiriyor, davayı yakından takip edenler için, kesinlik derecesinde bir gerçekliğe dönüşüyordu." 

Başbağlar'da katledilenlerin isim listesi:

“Mehmet Taşdelen, Ali Taşdelen, Feridun Dikkaya, Mehmet Parto, İbrahim Parto, Salim Parto, Recep Parto, Süleyman Akpınar, Kamil Akpınar, Ali Kucur, Ali Rıza Türkücü, Şaban Türkücü, Ali Baltacı, Mehmet Baltacı, Ali Özdemir, Yahya Özdemir, Hüsnü Öztürk, İbrahim Çelik, Hüseyin Güner, Rıfat Aydın, Fehmi Aydınlı, Aydın Aydın, Şakir Aydınlı, Nurettin Aydın, İbrahim Baltacı, Nazife Baltacı, İbrahim Baltacı, Hasan Sandıkçı, Süleyman Orhan, Celal Demirci, Adil Torun, Ahmet Yıldırım, İbrahim Gülcan.”

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim