1. YAZARLAR

  2. Yalçın İçyer

  3. 1431-2009 Yılı Kurbanında 'Batmandaydık'
Yalçın İçyer

Yalçın İçyer

Yazarın Tüm Yazıları >

1431-2009 Yılı Kurbanında 'Batmandaydık'

A+A-

'Ey Allah'a(cc) güvenle bağlananlar! Allah'ın ve Resulu'nun(ass) önüne geçmeyin. Allah'tan gereyince ittika edin, saygılı olun ve korkun....'49. Hucurat 1

Subhanellah ne tevafuk, hucurat suresi yaptığım hatmimin kaldığı yeriydi. Her yolculuğumda yaptığım gibi aldım ve Kur'an'nımı okudum. Bu bir  tevefuktur.İlahi bir tevafuk. 'Her işte bir hayır vardır.' İfadesine çok itibar etmem. Ya da yaptığım yanlışlık ve ihmallere gerekçe göstermek istemem. Ancak genel anlamıyla veya ilahi yasa olarak doğru olabileceğini düşünüyorum.  Çünkü bir iş veya bir olay olup bittikten sonra yapılacak şey taktiri ilahyiye teslim olmak ve hayır dilemektir. Hayır beklemektir. Umutsuzluğa kapılıp Allah(cc) hakkında cahiliye zannına kapılmamak gerekiyor. Her işin altında bu manada hayır aramak doğrudur. Yoksa kaderi bir anlayışla her işin altında hayır aramak doğru değildir. Ancak ilahi takdirinin bizim için her sonucunda da hayır vardır.  Bunları niçin yazıyorum. Kaç haftadır Kur'an okuyamıyordum. Hem fırsat bulamıyordum, hem de biraz tembellik vardı. Üzülüp duruyordum. Tembellikte hayır olur mu? Kur'an okumama da hayır olur mu?  Şüphesiz hayır. Hucuratta kalmıştım. Onun için yolculuğuma onunla başladım. Tam bu yılki kurban kampanyasının yapıldığı bölgeye uygun ahlakı anlatan suredir. İlk ayet evrensel ölçüğü veriyor. Bu ölçüyü algıladığımız gün nice kalbi, fikri ve sosyal hastalıklarımızdan kurtulacağız.  Bir an bu kurban kampanyamın başlığını 'Bu yıl kurbanda kürdistandaydık' yazsaydım acaba ne kıyametler kopacaktı. Nice dostum ve talebem bana 'Kürtçü' veya ayrılıkçı diyecekti. Bunları çok yaşadım. Bir de kurban kampanyamızı daha burdayken 'Açılıma destek' diyenler bile oldu. Gerçi şaka havasına vurdular. Şunu açık ve net bildireyim ve Rabbımın yanında böyle şahitlik yapacak insanların olacağına da inanıyorum ki 1992 eylülinde ve savaşın en kızgın anında sırp tanklarının ve uçaklarının ve bombalarının altında ki Bosna'ya yaptığım yardım kampanyasının altında ne yatıyorsa ve Keşmire ve Darfura yaptığım seyahatların hedefi neyse bugün Rabbımın izniyle Kürdistan ifadesinin altında ki anlamda budur. Ama ne yazık ki kafalar karma karışık. Birçok İslami olmayan kelimler ve değerler İslamileşmiş ve savunur hale gelmiş. Osmanlı İslamı bile kabul görmez halde. Galiba bu müslümanlar Kanuninin şu mektubunu okusaydılar, onada kürtçü, lazcı ve rumcu derlerdi. O mektubun başını burda vereyim de sahip olduğumuz İslami  anlayışı biraz sorgulamamıza vesile olur inşaallah. 'Ben ki Sultanlar sultanı ve hakanlar Burhanı, taclar bahşedip veren, husrevanı ruy-i zemin, bütün ülkelerde Allah'ın Gölgesi, Akdeniz ve karadeniz ve Rum ilinin ve Anadolunun ve karaman'ın ve Rum'un ve Zu'l-Kadriyye Vilayetinin ve Diyar-i Bekr'in-Diyarbakırın- ve Kurdistanın ve Azerbeycan'nın ve A'cem'in ve Şam'ın ve Haleb'in ve ve Mısr'ın ve ve Mekke'nin ve Kudus'un ve Külliyen Diyar-i Arab'ın ve dahi nice memleketlerin ki Aba-yı Kiram ve Ecdad-i İzamım... fetheylediğim nice diyarın Sultanı ve Padişahı Sultan beyazıd han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Hanım,

Sen ki Fırançe vilayetinin kıralı Fraçesko...' Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi Prof. Dr. Philip K. Hitti 2.cilt  Tercüme Prof.Dr. Salih Tuğ. Saltanat düşüncesinde dahi İslami vahdetimizi ve anlayışımızı yitirdik.  Yukarda ki isimleri parçalayan emperyalistlerin çizdiği toprak parçalarını kutsalleştirdik. Onlara sahip çıkmayı akide bildik ve buna karşı çıkanları ırkçı bölücü bildik. Ne garip. Allah ve Resulun'nun önüne geçmek başımıza bunları getirdi. Onun için Hucurat suresi ile başlamak bir tevafuk dedim. 

Hucuratı okudum  ve yukarda ki ayetin mealini yazdım. Bu ilahi bir plandır. Ben ve sizler bu planın sunnetine uygun uygulayıcısı olamalıyız. 

Bugün 24. 11. 09 Zilhicce 1431 saat 14.15 Almanya saatı. Yoğun gürültü içinde uçuyoruz. Bulutların üzerinde olduğumuz için güneş bizi biz de onu selamlıyoruz. Dün yazdığım 'İstikrar' hutbemde onun zikrini anlattım. 'Ve güneş kendisine tayin ettiği yörüngede kararlı akıp gider.' 36. Yasin Suresi  Şu anda onu bana keskin keskin ulaşan ışınlarıyla uzaktan selamlıyorum. Onu ve onun Rabbını selamlıyorum. Onuda beni de yaradan Rabbına sonsuz  hamdediyorum. O ayetleri engüzel yorumlayıp bize ulaştıran Resulullah'a onu engüzel örnek alan Ehl-i beytine ve Ashabına salat ve selam ediyorum. Güneşin tesbihi gibi Rabbına ve Resuluna tabii olanlaradan razı olsun. Zilhiccenin ilk on günü kıyam günleridir. Adem'in(as) ve İbrahim'in(ass) başlattığı tevhid tarihinin zikir günleridir. Bunu sadece Mekke ve Medine'de yaşamamlıyız. Onu her müslüman bulunduğu her yerde idrak etmeliyiz. Onun için sürekli olmsada evde bazen sesli sesli telbiye yaparım. 'Lebbeyk Allahumme lebbeyk....' -Allahım sana teslim olmaya geldim, sana teslim olmaya geldim....' Bu teslimiyet sadece kabe'de değil her yerde ve her zaman olmalı. 1992'den beri kurban bayramlarım hep mazlumlarla geçti. Onlara insani yardım ulaştırıyorum. Tabii kulluğumun gereği. İşte şu anda da uçakta bulunuyorum. Gürültüden başka uçakta olduğumuzu fark etmiyoruz. O kadar sakin ve hareketsiz. Rabbımın izniyle yine mazlum dostlarımın yanında olacam. Bu sefer iki dostluk değil üç dostluk var. Mazlumlar, müslümanlar ve akrabalar. Onun için dostlarımın, az da olsa kardeşlerimin teslim ettiği emanetleri mazlumlara ulaştırmaya gidiyorum. Bu sefer onlara iki teşekkür borçluyum. Bu yıl türkiye dedik. Türkiyenin doğusu, güney doğusu dedik. Aslında insanlar yanlış anlamsaydı. 'Kürdistan' diyecektim. Ama hep yanlış anlaşılıyorum. Onun için Hucurat suresiyle ilgili yukarda ki düşünceleri yazdım. Çünkü onda sıkıntılarımızı giderecek çok nurlar vardır. Banada bize de oldukça güzel cevaplar veriyor. Günlüğümün başına yazdığım ayet gibi. Allah ve resulunun önüne geçmemek her soruna doğru cevap bulmamıza yeter aslında. İnsana ve iman edenlere  çağırılarla dolu kısa sure. 'Ey insanlar sizleri bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ve sizleri şubeler ve kabilelere ayırdık ki tanışasınız...'49/13 Batmanda misafir olduğumuz bir kardeşin evinde bu ayeti konuştuk. Onu sonra anlatayım inşallah.

Saat 17.58  kuru ve soğuk havası ile Ankara. Ramazanda gelmiştim. Üç hafta kalmıştım. Almanya'da oluşumu türkiyeden belki ilk sorguladığım Ankara. Seni ben terk etmedim. Seni bana terk ettirdiler. Terk mecburiyetinde bıraktılar. Geçen geldiğimde hava alanının oturaklarında oturmuş göz yaşlarımı silerek bu ifadeleri yazmıştım günlüğüme. Ankara halkıma insanıma yapılan haksızlıkların zülümlerin kararının alındığı başkent. 1973'ten beri sendeyim. Anam sende. İki yıl önce vefat eden babamı sen de gömdük. Gençliğim davamın en sıcak yıllarını sende yaşadım. Ya şu an kendilerini çok sevdiğim ablam bacım yegenlerim ve kardeşlerim ve birçok akrabam sende. Dolyasıyla seni sevmediğimi söyleyemem. Beni hava alanından aldılar. Kızkardeşime gidip yemek yiğip anneme gidecektik. Anama telefon ettiler, ağlayarak şöyle demiş. Baban yaşasaydı buraya gelecektiniz değil mi? Tahmin etmiştim. Karar verdik ve onda yemeğe gittik. Uçakta bana garip gelen bir şey oldu. Benim gibi yaşlı bir amca bana 'amca' dedi. Kendimi yaşlı hisetmedim. Ama amcanın kendisini benden genç görmesini garipsedim. 25.11.09 sabah saat 09.45 yazı veya sonbaharı anlatan hafif bulutların arasında ışınlarıyla güneşe yolculuk.  Aslında Batmana yolculuk. Dün akşam indim. Şimdi tekrar geldik havaalanına. Çünkü Batmana gideceyim. Hava sıcak. Aslında kız kardeşime gidecektik. -Yegenlerimi nedense çoook seviyorum. Gerçi herkes akrabasını sever ama galiba ben farklıyım. Belki hep gurbet yaşadığımdandır. Onları kucakladım mı bırakamıyoru. Erkeklerde kızlarda öyle. Gerçi niye yalan söyleyeyim kızları daha çok seviyorum. Onlar birerer gül. Erkekler biraz yaramaz. Doğrusu sevgim iki yönlü biri akraba biri islami yaşama. Kızlar islamı yaşamada daha ileride.Mesela kurban toplamada gayet hassaslar. Rabiş ona daha başını örtmeden indiana derdim. Saçlarını onlar gibi yapardı. Parası yok ama yarım kurban bulmuş. Hep bana baskı yaparlar dayıcım  bizede kurban ver diye. Ablamın kızları çok çalışkan ve başarılı olmalarına rağmen başlarını açıp okumadılar. Üçüde başarlı idiler. Zehracikte tabi. Betul okul birincisi idi. 28 şubatçılara yaşasın cehennem. Nice beyinleri katlettiler. Ama çoğu annecikler oldu artık. Hava alanından eve giderken yazmayı hayal ettiklerim.- Ancak yukardaki sebepten dolayı anneme gittik. Doğrusu içimden geçmişti, kız kardeşime gitmenin annem tarafından böyle bir tepkiyle karşılayacağını. Uçakta hafif yemek verdiler. Ama almadım. Oruçluydum. Orucumu bozmak istemedim. Çok susamıştım. Dokuz gün orucuna çok önem veriyorum.

Akrabaların arasında olmak mutluluk veriyor insana. Kendisini mutlu hissediyor insan. Hele bu akraba insanın annesi, bacısı ve kardeşleri olursa ne büyük mutluluk olur. Gece geç saatlere kadar konuştuk ve sohbet ettik.  Yegenime gittim onda geceleyecektik. Beyi üçüncü kez hizbut-Tahrir uyesi olmaktan mahkum olup ceza evinede. Dört çocuğu ile sabırla direniyor. Aslında mevcut yasalara göre hapiste olmaması gerekiyor. Çünkü fikri bir çalışma içindeler. Oysaki fikie hürriyeti var diyorlar. Hizbut-Tahrir dünyanın hiçbir yerinde silahli bir mücadeleye girmemiş ve silahlı mücadeleleri desteklememişler. Hatta bazen şu yanlışlığıda yapmışlar. Halife olmadığı için silahli cihadin olmadığını söylüyorlar. Ne garipse Türkiyede silahlı mücadele iddiasıyla onlarca genç mağdur edildi ve bir komploya kurban edildi.  Okullarda anlatılan Osmanlı bizim tarih olarak anlatılır. Bu insanların suçu o manada bir hayat sistemi istemeleri ve bunu yazılı sözlü ifade etmeleridir. Hani fikir hürriyeti vardı? Yegenime her gittiğimde içim ağlıyor ve zülmün ömrünü dahada kısaldığına inanıyorum.

Uzun uzun sohbet ettik. Babasız ve annesiz  bayram yapmanın ne anlama geldiğini ben biliyorum. Rabbim ona ve diğer kardeşlere sabır versin. Birgün zülmün biteceyini ve adaletin tahakkuk edeceyine kesin inanıyorum.

Ve şu an Batman'dayım. Hey gidi günler hey. Nerde kaldı 15-20 saat sonra Batmana varmak. Uçakla bir saat çekiyor. Yolculuğum  hızlı geçti. Hava çok güzel. Adeta yaz havası. Almaya gelen kardeşle şehre indik. Meslektaşım. Öğretmne. İnsanlığın en değerli kişileri bence eğitimcilerdir. Onlar hayatlarını insana feda etmişler. Ş. Hocam'da aynen öyle.  Kurban kesimi için geldik. Onun için plan yapmamız gerekiyor. Batman koskocaman şehir. İsmine uygun. Bugüne kadar gittiğim bölgelerden farklı bir kurban kesme havası var. Darfur, Keşmir ve diğer yerlerde bayramada alabildiyine çok bir kurban kesim heyecanı vardı. Çünkü oldukça çok fazla hayır kurumu kurban getirmiş. Ama burada fazla kurumlar yoktu. İHH ve Kimse yokmunun adı geçiyordu. Bizim kurbanlarda fazla değil idi. Malesef umduğumuzun altında topladık kurban. Batmanda oldukça mahir bir kasap ekibi kurbanlarımızı ayarlayacaktı. Onlarla görüştük. Kurbanları satın almışlar. Son rütüşleri yaptık ve kesim sayınısını yaptık. Yegenimin kayın pederlerine misafir olduk. Oradayız şu an. Anadolu insanı hayaranım onların misafirperverliğine. Subhanellah ne büyük bir misafirperverlik. Koca koca adamlar elini öpmek için eyiliyor. İçeri geliyorsun kalkıyorlar, dışarı çıkıyorsun kalkıyorlar. Aslında hiç tasvip etmediğim hareketler. Ama işte anadolu insanın anadolu kalbi bu. Evet anadolu. Hele biz avrupada yaşayanlar için. Küçük çocukların bile büyükler içeriğe geldiğinde ayak ayak üstüne attığı bir insan topluluğundan böyle saygılı ve sevgi dolu dünyaya gitmek. Ne güzel anlar yaşatıyor. Gerçi tüm İslam yurdunda var bu saygı. Ancak bizim oralarda çok daha olduğunu görüyorum. Oturduk epey sohbet ettik. Ev sahibi amca samimi. Bir ara sordu biliyormusun niçin böyle erken sobayı kurdum. Aslında şu an kimsenin evinde soba yok. Elettirik kullanıyorlar. Ama kaçak. Ben kaçak kullanmak istemiyorum. Çünkü haramdır. Saf inancın tezahürü bu. Bu konuyu birkaç yerde konuştuk. Ne gerekçeler getiriyorlar. Kaçak elettirik kullanımda. Adeta bizim buralardan-Almanyadan- gerekçeler getirerek birçok şeyi mubah kıldığımız gibi. Yalanı, faizi, rüşveti ve daha niceleri. Amca PKK ve devlet çatışmasının arasında kalmış. Ve ahireti düşünmüş. Ne korucu olmayı ve ne de gerilla olmayı ahirette hesabı verilecek davranış olmadığını düşünerek iki tarfında tehdidine ve saldırılarına dayanmayarak evini yurdunu terk etmiş. Yirmiiki yıldır gurbet yaşıyor. Artık Batman'da yerleşmiş. Onbir çocuğu var. Hepisi namazlı ve niyazlı. Yegenim kızını istediğinde sorduğu ilk soru bu çocuk namaz kılıyor mu? Namaz kılıyorsa gerisi önemli değil. Evet saf anadolu insanının ölçüsü. Genel anlamıyla çok doğrudur. Namaz müslüman olmanın ölçütüdür. Hadiste de bu ifadeyi görüyoruz. 'Bizimle onların arasında ki fark onlar namaz kılmaz.'  Yani biz namaz kılıyoruz. Ama bugün bu ölçü yok. Namaz kıldığı halde tağutlara ruku eden nice insanlar var. Bana, yirmiüç yıl ailesiyle çektiği çileleri anlatıyor. Şimdi biraz rahatlığa kavuşmuşlar. Ama şimdi de ahlaki tehlikeyle karşı karşıyalar.

Melle Saidi dinliyoruz. Kur'an'ı kürtçeye çeviren üç melleden biri. Müslümanların kardeşliğini anlatıyor. Bununda yolu herkesin eşit şartlarda olmasıyla mümkün olacağını söylüyor. Şiddetle kürçe dili üzerinde duruyor. Onun İslami netliğini bilmeyenler onu mutlaka kürtçü ilan eder. O kadar ki kürtçe dilini savunuyor.  Ve onu yasaklamanın büyük zülüm ve haksızlık olduğunu ayet ve hadislerle anlatıyor. Onu bizim kardaşlar dinlese kürtçü ve ırkçı ilan edecekler. Aynı şeyi Bulgaristanlı bir Türk kardeşimiz anlatırsa vay zalim bulgarlar vay. Bir doğu türkistanlı kardeşimiz anlatsa vay zalim çinler vay. Ama ne garipse aynı şey ve aynı hassasiyet burda gösterilmiyor. Ah adalet ah adalet.... Ve hucurat suresi... '.... Ve adil olun şüphesiz Allah adil olanları sever... '49. Hucurat suresi Geceler uzun. 26.11.09 21.10 gece. Misafirler gitti. Oldukça yorgunum. Gözlerim bazen kapanıyor. Rol yapamadım. Hayatta yapamadığım bir şey Rol yapmak. Onlarda anladılar benim yorgun olduğumu. Ve yine anadolu insanın misafirperverliği ile gecenin uykusuna ayrıldık.

27.11.09 23.20  Dar bir odadayım. Amcamın torunuyla sohbet ediyoruz. Saf saf Allah için yaptığı zikirleri anlatıyor.  Her kes gitti. İkimiz yalnız kaldık. Ankarada yaşadığı bir olayı anlattı. Bir fakire yaptığı yardım karşılığında gördüğü inanılmaz bir olay yaşamış.  Sonra AKP'nin doğuda yaptıklarını değerlendirdi.  Oldukça akıllıca bir değerlendirme. Tayyibin yaptığı doğru değil. İslama sığınarak doğuyu batırdı. Kota sistemi, buğdaycılığı, tütüncülüğü, ipekçiliği ve diğer tarım alanlarını öldürdü.  İşsizlik ve diğer sorunlar diz boyu. Ne isabetli değerlendirme. Ne olurdu halkın derdiyle ilgilenmeyen Milletvekiller-ilahlar meclisinin uyeleri- bu insanları dinleseydi. Doğru söylüyorsun dedim. Çünkü durum açık açık ortada. Uyuduk. Biraz Kur'an okudum biraz kitap okudum ve biraz  hatırlarımı yazdım. Bu gezimde yanıma şahsiyetle ilgili bir kitap aldım. Ama kitabı yolculukta okumak çok zor. Oturup okunması gereken bir kitap. Onun için pek okuyamıyorum. Ama şahsiyetimle ilgili ciddi tesbitler buldum. Kitabı kardeşime gösterdim hocalarının bu tür kitapları okumamlarını tavsiye etmiş. Çünkü enaniyyeti teşvik ediyormuş. Bu tesbit doğru aslında. Kitaplar genelde kapitalist ekonomide verimi arttırmak için hazırlanmış. Ancak doğru tesbitleride çok fazla. Fıtrata dair tesbitleri herkes doğru yapabilir. İstifade etmek gerekir.

İkigündür Batmandayım. Bayramın birinci günü Batmada kesim yapacağımız için arefe günü burada kalmamız gerkiyordu. Bugün yapacak fazla işimiz yoktu o halde ne yapmalıydık. Birgün de çok şeyler yapılır. Aklıma ziyaretler geldi.

Bugün 1964 yıllarını yaşadım. Akraba ziyareti. Sılai rahm (Akraba ziyareti). Bu seyahatımın en büyük noktası bu işte. Bir hadiste 'Sılai  rahmi koparana Allah merhamet etmez.' buyuruluyor. İşte bu güzel sözün tadını çıkarıyorum. 1964-65 eğitim yılında ortaokulu Silvanda okumuştum. O yıl bir ailede kalmıştım. Bir yıl boyunca bana hizmet ettiler. O aileyi unutmadım ama ilişkim tamamen kesilmişti. Orada birçok akrabam vardır. Hele bir mella var. Babamın ve amcalarımın ve yengelerimin vefatı sırasında tanıştık. Oldukça samimi bir zat. Başını yukarı kaldırır ve samimi samimi anlatır. Ayetlerden, hadislerden ve israiliyattan heyecanlı konular. Birgün sabah camiye gittim erkenden. Birde ne bakayım battaniye sarılmış Kur'an okuyup dua ediyor. Hep öyle yapıyormuş. Ah negüzel samimiyet. Geçen yıl gelişimde telefonunu ve adresini almıştım. Zaman zaman sorayım veya mektup yazayım. Ama nerye yazdığımı bir türlü bulamadım. Şimdi sözümü yerine getirecektim. Batman tamamen sisle kaplı. Aslında hiç bulut yok. Amcam oğlu A.Celilin bulduğu arabayla Silvana yola çıktık. Sisli Batman yollarından bir yılımın geçtiği silvana doğru yola çıktık. Üçyol, malabade köprüsü ve silvan yolları. Önce halamız var ona gideceyiz. Şu an silvandayız. Halamda. Bu halamın bende ayrı bir yeri var. Köyelerinden silvana gidip geliyorduk. O zaman ulaşım çok azdı. Ablam Mardin-Kızıltepe ilköğretmen okulunda ben ise Silvan ortaokulunda okuyordum. Rahmetli babam bizi okula götürüp getirirken onların köyüne getiriyordu ve oradan kamyon veya başka araçlara binip giderdik. Bazen ya araba bulmazdık veya gece geç saatlerde gelirdik bizim köye gelmek çok zor olurdu. Çünkü gece o dereleri ve tepeleri geçip gitmek çok zor oluyordu. Dolaysıyla halamgilde kalıyorduk. Orada geceliyorduk. Kaç sefer orada geceledik. Bize hizmet ettiler. İşte onu ziyaret etmem hem akrabalık ve hemn de vefa açısından önemliydi. Nitekim çok memnun oldular. Dünyalar onların oldu. Sonra yıllar önce görmediğim amcam kızını ziyaret ettim. Hepisi yaşlanmış. Ve  hepisi Darfurda kiler kadar olmasada fakirler. Melleye gittik. Anadolu müslüman insanının en kibar ve en cömert ilgisi. Ziyaretin fıkhi değeriyle ilgili ayet ve hadisler okuyor. Bizi ilimlede onure ediyor. Ondan kurban ve yardım veren kardeşler ve çocukları için ondan dua istedik. Çok içten ve samimi dualarda bulundu. Bizde içtenlikle amin dedik.  Daha sonra yatakta yatan tanımadığım bir yatalak hastayı ziyaret ettik. O babamı ve amcalarımı tanıyor. Bizim nereli olduğumuzu öğrendiğinde sürekli ah çekti. Ağladı ve ağladı. Çeşme gözyaşları döktü. Gelini ona bakıyor. Tebrik ettim. Bu güzel bir imtihan dedim. Duasını aldık ve çıktık. !964-65 eğitim yıllarımın geçtiği silvan şu an büyük bir kent olmuş. Koskocaman silvan, diğer adıyla Farkın veya Muyafarkın.  Ne istiyo zalimler bu isimlerden, ne adına değiştiriyorlar? Şimdi de yeniden değiştirecekler veya siyasi rant kapmak adına güya hak verecekler. Buna rağmen verilsin. Ve aslına irca edilsin. Hiç olmazsa isim değişikliği yapanların halklara zülüm ettiği ortaya çıkar. Ulus devlet anlayışını nice faşizan işler yapıkları bilinsin. Evlerinde kaldığım dayıya gittik.  Vefat etmiş, Allah rahmet etsin. Hanımı yaşlanmış. Ellerini öptüm. 'Min wi seryi gelek şuşt:Bu başı çok yıkadım' dedi. Ona ana diyordum. Eski günleri yadettik. Onlara çokça dua ettim ve dualarını aldım. İhsan abenin-AKP Diyarbakır milletvekili- yaptırdığı su tesislerini gezdik. Memleketinde yatırım yapmak güzel bir şey. Bir de yatılı okul yapmış. Büyük bir yatılı lise. Bu da güzel bir faliyet. Milletvekli olalı aramız pek yok. Ama o beni ben de onu takip ediyorum. Polisiye bir takipten bahs etmiyorum. Gittiğimiz yerlerde biribirimizden haber alıyoruz. O kadar.

Arefe günü Farkindeyiz. Silvana ilk geldiğim gün beni getiren koyun kamyonunun indirdiği yukuşun üstü mezarlık. Dayıda orada yatıyor. Mezarını ziyaret edelim. Arefe günü mezarlık ana babagünü. Herkes oturmuş mezar başına birşeyler okuyor. Bu ara yasinci gençler ve hocalar ellerinde yasin okumak için gezip dolaşıyorlar. 'Taze yasin' 'Taze yasin' Gelenek haline gelmiş bir bidat işte. Aslında kabirleri ölümü hatırlamak ve ölüye rahmet duası yapmak için güzel bir şey. Kısa da olsa ogünleri hatırladım. İnsanımızın fedakarlığı anımsadım ve silai rahim yaptım. Bayramı orada yaşamak bambaşka. Her taraf kalabalık ve bir şölen havası var. Batmana geri geliyoruz. Yolumuz üzerinde 'Malabade köprüsü' var. Ona uğrayarak Batman'a geliyoruz.  Malebade köprüsün bir de türküsü var. Arabadan indik. Hemen çocuklar koştu. Abe size köprünün hikayesini anlatayım. Hangi dilden isterseniz. Bir de türkü söyleyelim. Buyurun söyleyin dedik. Başladlar söylemeye. Yarı türkçe yarı kürtçe söylediler. Bizde kameraya çektik. Gerçi sonra baktık ki çekememişiz. Sonunda ne kadar verelim? Dedik. Abe canın sağolsun. İstersen hiç verme. İçlerinden birisi büyük. Dediler abe şuna ver, o iyi bir insan bize de paylaşır. Aklıma insanı getirdi. Sömürücü duygusu. Onlara vermeyeceğini düşünerek gözünü korkuttum. Dedim bak bu parayı aralarında paylaştır. Tamam mı? Yoksa gece ruyana gelirim. Yok abe yok veririm. Çıktık geldik.

Bugece bir akrabamdayız. Kız kaçırmıştı. Karakol ondan dolayı mahelleliyi hepisini alıp götürmüştü. Müdahele etmiş ve karakol komutanın onları dövemesini engellemiştim. Büyük bir olay olmuştu. Çünkü karakola düşüpte eşşek sudan gelesiye dayak yememek hiç düşünülmeyen bir olaydı. Kız kaçıracaklar ve karakolkomutanı onları çağırırda dayak yemezler. Doğru. Asker beni tüvalete koymak istedi. İtiraz ettim. Asker dedidi ki. Amca komutan  gelirse beni döver. Dedim sen ona söyle o kalmadı. Bana suçu at. Getirdi zavallı köylüyü sıraya dizdi. Ve cellat dediği askeri çağırdı. Bir de ne göreyim elinde siyah kara sopa. Zavallı yaşlı zayıf amcamın kulağını tuttu ve tam yumruk atacağı sırada elini tuttum ve dur dedim. Kanun namına seni bu dayağı atmamaya davet ediyorum. Sen devletin işine karışma dedi. Bir kağıt istedim ve tutanak tutacam. Senin dayağını yazacam. Neyse korktu. Babamdan zaten korkuyorlardı. İşte ogün kız kaçırmalarına rağmen dayak yemeden kurtuldular. Aslında kız kaçırmada denmez. Çocuklar biribirini seviyor ve evlenmeleri için bir engel yok. Sadece anne inat ediyor. Şimdi koskocaman olmuşlar. Çocukları büyümüş. Onlarda misafir olduk. O gece bazı misafirler geldi. Batman hapishanesinde görev yapan bir kardeşte gelmişti. Ondan hapishane ile ilgili sorular sordum. Fikir suçluları azalmış. Genellikle adı suçlular fazlaymış.

Gelen kardeşlerle İslami mücadeleyi bir özeleştiriye tabii tuttuk.  Bir kardeşimiz İslami hareketin sloganik ve kuruluğunundan şikayet etti. 1980 yıllarında vardığım kanaatları anlattım. Ve yaptığım şu tesbit orada anlattım. Mümin ameldi ilmi

Ruhta derin ve düşüncede aktuel olmalı.

Bu üç maddeyi izah ettim kardeşlerin çok hoşuna gitti. Arkasından eğitimle ilgili malzemeği sordular. Onunla ilgili de malzelerimizi tanıttım. Daha doşrusu ders kitaplarımzı tanıttım. Kendilerine yollamamı istediler. İnşaallah kendilerine yollayacağım.

'Ey iman edenler bir fasık size bir haber getirdiğinde onu araştırın, aksi taktirde bilmeden bir guruba haksızlık yapmış olursunuz, sonrada pişman olursunuz.'Hucurat 6.ayet Bu ahlaki ilkeye tabii olmadığımız için ne yanlışlıklar yapmışız. Bölgeyi tanımıyoruz. Bölgede cereyan eden olaylar kaç boyutlu olduğunu bilmiyoruz. Gece geç saate kadar uyumadık. Sohbet ettik.

Allahu Ekber Allahu ekber... Tüm Batman semasını bir aydınlık bulutu gibi sarmış bu sedalar. Belki işitme imkanı olsa ve aynı zamanda bayram saatı olsa tüm İslam diyarında işitilecek ses bu. Allah en büyüktür.....Allah en büyüktür... Sabah saat 04.16 dışarılar tekbir sesleriyle inlıyor. Bugün bayram. Bayram 27.11.09 sabahı. Cami minarelerinden yükselen sesler. Akifi hatırlatıyor. Bu minare ve bu ezanlar islamın şahadeti. Bir de bana gurbette olmadığımı hatırlatıyor.  Doğru ya memeleketteyiz. Memleket ülkemizmidir. Kendi ülkemizde hürmüyüz? Dün evelki gün ülkenin hukuk!!! müessesi Danıştay ülke yavrularının eğitim hakklarını aldı. Onbinlercesi okuldan atıldı kimi orada kimi burada okuyor. Ve kimi de okumuyor.  Necip Fazıl Kısa Kureği hatırladım.

Öz ülkende garipsin,

öz vatanında parya 

yüz üstü çok süründün

ayağa kalk sakarya.

Bizim Ankarada saatçı Musa diye bir abemiz vardı. Bir keresinde soruyor, he ustad kalktı mı ayağa? Evet kalktı kalktı ama başüstü kalktı.  Soru işaretli ülkemiz.  Bu duygular için bayram namazına gidiyoruz. Gönül isterdi ki Allah her alanda yüceltilsin. Sadece sistemi ayakta tutacak müessesler haline getirilmiş mescidlerde değil. Bayramlar ve kandiller değil. Ve camiye geliyoruz. Batman müftüsünü dinliyoruz. Aslında konuşmaları çok fena değil. Gerek ilmi ve gerek bilimsel güzel konuşmalar yapıyor. Bayram namazı ve bayram hutbesi. Bilmiyorum kaç kişi anlıyor? Babamın bana kazamızda müftülük teklifi geldi aklıma. Kazada müftü ol demişti. Çok istiyordu. Ben de olmak istemiyordum. Ama onuda kırmak istemiyordum. Düşüncemi açıkladım.  Dedim baba müftü olmayı kabul ediyorum. Ama müftü olacağım ilk gün tüm köy hocalarını toplayacam ve hepsine hutbeleri halkın anlayacağı dilden okuyacaksınız. Derim. O zaman dedi tamam  oğlum. Vazgeçtim. Başımıza iş açacaksın. Sayn müftü güzel türkçesiyle konuşuyor ama kaç kişi anlıyor. Ya cami imamının zorla kullandığı bozuk türkçe diliyle  yaptığı hutbe ne kadar anlaşılıyor ayrı bir olay. İşte zülüm budur. Bir taraftan memleketetimde olmanın hoşnutluğu sevinci ve bir taraftanda hiss ettiğim bu acılar. Bu haksızlıklar. Ve bu halkın çektiğ çileler. Bu mu hucurata iman etmek? Bu mu Kur'an'ı rehber edinmek? Bu mu adalet? 'Ey iman edenler!bir topluluk başka bir topluluğu veya bir kavim başka bir kavmi küçük düşürmesin, alay etmesin, belki onlara daha hayırlıdırlar sizden... '49.Hucurat11

Namazı kıldık, bayramlaştık.  Kurbanlar  ilk işimiz olacak. Burada yukarda da yazdığım gibi çok profesyönel kurban kesim ve dağıtımını yapan kuruluşlar yok. Ancak kardeşler gayet güzel organize yapmışlar. Bugün kesim ve dağıtım işini bitirip sasona gitmemiz gerekiyor. Kesim mekanına gittik. Kardeşler gayet güzel hazırlamışlar. Köylere gitmeği arzu ediyordum. Orada daha çok mağdur insanlar olur diye. Meğer Batmanın içinde mağdur insanlar daha çokmuş. Zaten fazla kesimde yok. Kardeşler her mahalleden fakir ailelerin listesini yapmışlar. Biz den de liste istediler. Burada tanıdıklarımıza bu görevi verdim. Onlarda çeşitli mahallelerde fakir ailelerin listesini yaptılar. Biz dağıtmamız gereken yerlere dağıttık. Bu ara kardeşim ve yegenim gelecekler. Dün güzel bir kardeşle tanıştık. Güzelliği misafirperverliğinde. İslami mücadelede ki slogancılığı ciddi eleştiriyor. Bize hizmet etmek için adeta can atıyor. Öne koşuyor. Sasona bizi götüreceyini söylediğinde inanmak istemedim. Ama hemen bu zannımı yuttum. Kardeşin gayet samimi olduğunu gördüm.

Kesim sırasında Özgürder başkanı değerli Ramazan kardeş ve Şefik hocam bu kampanyanın orada ki anlamı ve ta Almanyadan kendilerini düşünüp Kurban yollayan kardeşlerin kalbi ve dostane ve imani davranışın güzelliğine vurgu yaparak teşekkürlerini bildiren kıs konuşma yaptılar. Orada çok sıcak duygular yaşadık birçok kardeş gelip özel teşekkürlerini bildirdiler.

Haber aldık uçak ertelenmiş. Ve biz kurban işleriyle uğraşıyoruz. Bayramı bu ara yaşıyoruz. Küçük çocuklar bayram şekeri getiriyorlar. Güzel güzel giyinmişler. Bize kahvaltı getirdiler. Bir taraftan kurbanlar kesilirken bizde hem bayramlaşıyor ve hem de onları seyir ediyoruz. Kurbanları dağıtmaya başlıyoruz. Sokaklar cıvıl cıvıl. Diğer kurban bölgelerinde ki çocuklarla burda ki çocuklar farklı. Bizimle hiç ilgilenmiyorlar. Arabamıza flama takmamıza rağmen hiç itibar göstermiyorlar. Ama Afrikada öyle değildi. Batmanda çocuklar daha neşeli. Kıyafetleri ve ellerinde ki oyuncaklar ve bayramlıklar farklıydı afrika, keşmir ve Peşaver çocuklarından. Batmanda beni çok üzen bir şey dahada vardı. Dehşete kapıldım. Sokak çocuklarının elinde ki sıgaralar. Evet dokuz belki daha küçük çocukların elinde sıgara. Önce şakacı sıgara zann ettim. Ama baktım ki basbayağı delikanlılar gibi sıgarayı çekip içiyorlar. Subhanellah. Sordum kardeşlere normal karşıladılar. Burda böyle gibi. Bir taraftan fakirlik az ama diğer taraftan varlıklı olmanın acı bir sonucu. O halde insana yatırım yapmak gerekiyor. Bizimle ilgilenen meslektaşım Ş.Hocam kardeşle hep bunu konuşuyoruz.   Bu gençlere sahip çıkmamaız gerekiyor. Öğretmenlik hatıralarımı anlattım. Samimi bir insan. İnsana hizmet etmyi kulluk görevi bilen bir insan. Okuyan insan akıllı insandır. Kafası çalışan insandır. Onun için hep söylüyor, okumak gençlere kitap hediye etmek ve onlara bu şekilde ulaşmak en akıllıca bir yoldu. Onu konuştuk bu konuda ne yapabilirdik?  Aile eğitimiyle ilgili bir de kitap yazmış.

Hava alanından kardeşimi ve yegenimi aldık. Ailemizde ben den sonra ilk eseri çıkaran odur. Bir kitabı var. Yeni çıktı. Düşünce olarak bazı hususlarda katılmama rağmen bu sefre bir miktar getirdim kendimle. Geçen getirmediğim için çok üzülmüştüm. Katılmadığımız halde sattığımız nice kitaplar var. Köye beraber gidecektik. İkramı seven kardeşimle beraber Sasona revan olduk.  Yolda sırf namaz için yapılan bir küçük mescidde ikindiği kıldık. A.Kardeş gerçekten ikramı seven bir kardeş. Ve islami mücadelede ki yanlışlıklarımızı güzel yakalamış. Yolda polis konturol için durdurdu. LPG sistemini sordu o da var dedi. Ruhsatını sordu daha alamadığını söyledi. Yalan söylemdi yani. Dedim Allah razı olsun. Poliste lutfen hemen alın bir daha musade etmeyiz dedi. Bir şey söylemdi bu seferlik.

27.11.09 gece 22.00 amcamın ve yengemin olmadıkları bir zaman ne ağır geliyor bana. Akrabalarımızdan  yaşlıların olmadığı bir gece ne zor bir gece. Evet köyümdeğim. Ve akrabalarımın arasındayım. İki yıl içinde büyüklerimizden yedi sekiz kiş vefat etti. Hele  geçen yıl vefat eden yengemin yeri ne kadar görünüyor. Evin içinde ve evin dışında hep onu arıyorum. Son nefesini verirken. Yanına gitmiştim. Nefes zor alıp veriyordu. Tekbir ve tehlil getirtin dedim. Bir saat sonra vefat etti. Vefakar andolu kadını. Yaklaşık kırk yıldır amcam vefat etmiş. Genç olduğu halde evlenmedi. Yavrularına hem annelik ve hem de babalık yaptı. Allah Rahmet etsin.

Bu sefer amcamoğluyla geniş sohbet ettik. Beni bu gezimde şaşırtan olaylardan biride onun anlattıkları oldu. Amca çocuklarımın çoğu korucu. Bana sormuştular koruculuğumuza ne diyorsun? Onlara hep şunu söyledim. Sizin bu yaptığınız cahşlik:Kölelik. Ama sizin şartlarınızı bilmediğim için fazla bir şey söylemiyorum. Bu sefer anlattıklarıylar neler yaşadıklarını anladım. Hiç onlarla ilgilenmemişiz. Dışardan fetva vermek çok kolay. İki ateşin arasında kalmış bu insanlar. Bana o zaman ki sermayesini anlattın. Hayret ettim. Çünkü şu an yörenin ençok borcu olanı. O zaman ise en zengini. Uzun yıllar evlerden çıkamamışlar. Ve bu dönem zarfında tüm sermayelerini kayıp etmişler. Çeşmeye bile gidemiyorlarmış. Kaç sefer mahelleri akşamdan sabaha kadar ağırsilahlar ve füzlerle taranmış. Senelerce ekin ekememişler tarlalarına gidememişler. Onları koruculuk yapmaya zorlayan devlet bu durumlarına sahip çıkmamış. Artık kendilerini savunmak için silah almışlar devletten. Bir sefer gerillalar onu kaçırmış ve günlerce yer altında bekletmiş. Öldüreceklermiş. Ama gerillanın içinde bir tanıyanı çıkmış ve bırakılmasına sebep olmuş. Bir seferde TC istibharatı almış götürmüş. Ve anlatılamyacak işkenceler yapmış. Bir de gözü önünde işkence yapılan insanlar göstermişler. Kadınlar ve erkekler.  İşkencelerden artık yaşam umudunu kesmiş. Nasıl olmuşsa bir dost hakkında müsbet bilgi vermiş ve gözlerini kapatıp getirp Diyarbakırın sokaklarından birisine koymuş gitmişler. Günlerce aç susuz bırakmışlar. Bu olayları bilmiyordum. İnsanımız üç tercih arasında bırakmışlar. Ya gerilla, ya korucu veya toprakları terk.  Bugün faial meçhul nice olaylar yaşanmış. Bizim belde de bu mechul cinayetlerin bir kaç sefer işlendiği yerlerden biri.

'Şüphesiz Allah göklerin ve yerin görünmeyenlerini bilir. Ve Allah yaptıklarınızı bilir.'49.HUcurat18 İlahi kudretinde cereyan ediyor bu zülümler. Rabbımıza şükürler olsun ki bize şöyle haber veriyor. 'Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarında gafil sanmayın. Onlara sadece  muhlet veriyor, gözlerin yerinde oynayacağı zamana kadar erteliyor.'14.İbrahim suresi  Eminim bir gün gelecek ve bu zalimler hesabını verecek. Bu dünyada değil isde ahirette verecekler.

Babam köyümüzde bir camii yapmış. Aslında köyümüzde üç camii var. Ve hiç bir mahalle diğer mahallenin camisine gitmiyor. Buda ayrı bir dert. Onsekiz yıl önce köyümüzde bir katliam oldu. Belediye seçimi dolaysıyle. JİTEM ve başka güçlerin işbirliği ile silahlandırılıp baskın düzenledi ve bir ailenin çoğu katle edildi. Ve köye bir düşmanlık girdi. Suçu olmayanlarda bunda payını aldı. Mesela bizim kabilenin bir ilişkisi yok bu olaydan. Ama mahallemizden diğer mahallelere onlardan kimse bizim mahalenin bayram ve tazıyelerin gelmiyor. Katliamın yapıldığı ev aynen kalıyor. Yataklar, kanlar ve içinde çay içilen bardaklar. Onyedi yıl oluyor.   Tabii bu bizim köyün hali. Bunun benzeri doğunun çok yerinde mevcut.

Hatta bunun için aklımdan şöyle bir çözüm geçti. Tayyıp Erdoğana veya Abdullah Güle gideyim bu sorunu ileteyimde bu sorunla ilgili bir proje başlatsınlar. Halklar arası kinin kalkmasına belki birazda olsa vesile olurlar. Mardine benzer katliamlar olmasın. Müsait nice yereler var.

Sabah namazı için kardeşim ezan okudu. Babamızın adıyla yapılan camiye gittik ve namazlarımızı kıldık. Sabah namazından sonra kabirstana gittim. Ölen yaşlıları hatırladım. Onlara dua ettim. Ve onlarla olduğum günleri hatırladım ve bir bende öleceğimi düşündüm. Onları rahmetle andım. Bağışlanmalarını diledim.  

28.11.09 saat10.00 takriben. Bize hiç bulut eserinin olmadığı masmaviliği ile bakan göğün bakışları kuşluk vaktinin parlak güneşiğle selam ve selam diğere bizim kurban tekbirlerimize katılıyor. O tesbihini ilahi sünnete uygun yaparken bizde onun rabbının çağrısına uyarak kurban kesiyoruz. 'Biz sana kevseri verdik, o halde sen de Rabbına namaz kıl ve O'nun için boğazla...'Kevser surei Bizim de tesbihimiz bu işte.  Kardeşler aldığımız kurbanları kesiyorken ben de bir zamanlar oğlak otlattığım ağaçların birinin altında oturdum. Ve günlüğümü aldım elime. Çocuklar etrafımı sardılar. Emce tu çe diki: Amca sen ne yapıyorsun? Sorusunu sorup hayretle beni takip ediyorlar. Buray biz 'Gocar' deriz. Ne hatıralaım var burada. Oynadık. Kavga ettik. Eylendik. Oğlakları güttük. Bu yöreye getirdiğimiz kurbanları bizim mahallede kesiyoruz. Gençler sağolsun arı gibi çalışıyorlar. Etrafımı saran çocuklara hatıra defterimi uzattım ve bir şeyler yazın dedim.Çoğu sadece ismini, soy ismini yazdı. Birde bugünden dolayı sevinçli olduğunu ve buraya kurban kesmeyi seyretmeğe geldiğini yazdı. İlerde ne olacağını yazdı bazıları. Meslek sahibi olmak öğretmen olmak vs. Bizim köy yeni yerleşim birimyle belde. Ona bağlı onbeş yirmi tane köy ve mezra var. Tüm bu yörede hiçbir ev kurban kesme durumunda değil. Hele bu yıl oldukça pahallı. Ben biraz fazla getiririz diye düşünmüştüm. Ama az oldu. Bir kısmını Batmanda kestik ve dağıttık. Bir kısmınıda burda kesip dağıtacaz inşaallah.

İslam ne güzeldir. Kardeşini kendine tercih edebiliyorsun. 1992 den beri ummetin birçok bölgelerine fiili veya dolaylı yardım kampanyalarını yaptım. Kendi bölgemi 17.yıla aldım. Belki Kur'an'da ki akraba hukukuna baksak  ilk tercihim olmalıydı. Bana kurban ve yardım veren kardeşlerin hepisi ille şuraya verin  demeyen birhayli kardeş oluyor. Allah razı olsun onların beni serbest Zaten platform olarak ortak belirlediğimiz yerler oluyor tabii. Ama buna rağmen kardeşler nereye uygun görüyorsanız verin diyorlar. Buna rağmen Filistini, Keşmiri, Afrikayı vs. tercih ettik. Aslında İslami olarak burada bu yıl kurban kesmemizin hiç bir mahsuru yolmadığı gibi taktire şayandır ilahi katta inşaallah. Ama zamain zaman aklıma geliyor acaba yanlışmı yapıyorum diye. Akşam kurban dağıtımını konuştuk. Dedim fakir ailelerin listesini yapın da öyle dağıtalım. Hemen sorular geldi. Burda kim kurban kesiyor ki? Kim doğru düzgün et yiyor ki? Bir kısımına versek bir kısmı küsmeyecek mi? Herkesin görüşü sıradan dağıtmaktı. Bana garip ve olamaz geldi. Bazı yetkililere sordum daha doğrusu ileri gelenlere ve halkı tanıyanlara onlarda ayrım farklı anlayışlara ve kırgınlığa sebep olur dediler. Baktım haklılık payı vardır. Kardeşimde aynı kanaatı vurguladı. Ve öyle kararlaştırdık. Sıradan herkese dağıtmak. Dağıttıktan sonra gönlüm rahat oldu. Ve anladım ki kurban sadece et yemek veya yedirmek değil aynı zamanda sosyal bir dayanışmadır. Kabileler arası ve aşiretler arası güzel bir hava oluşturdu. O yörede güzel bir yankı yaptı. Biribirine küs tarafların yumşamasını sağladı. Biz de dua ettik, dedik inşallah bu dağıtım dökülebilecek kanların ve yapılabilecek düşmanlıkların önüne geçer. Öğleye kadar kesim ve parçalama işi devam etti. Müşta görev yapan kardeşimi de çağırmıştık. Üçümüz birer bölgeyi üstlendik ve köylülerle traktörlerin üzerine poşetler halinde paylaştığımız etleri dağıtıma götürdü. Bana Diyarbakır'a bağlı Kulp kazaının köyleri düştü. Komşu köyler. Aramızda bir diclenin kolu  çay var. Geçen neyle öldürüldüğü bilinmeye kız çocuğun öldürüldüğü köye yakın bölgeler. Çayı geçmemiz gerekiyor. Tabii köprü falan yok. Gençler amca seni sırtlayalım dediler. Hayır dedim. Ve paçaları sıvayıp çayı geçtim. Kayser çokça geldiğimiz köy. Bir zaman ağa olan Vezir amcanın evine geldik. Tabii artık ne ağalık kalmış ve ne de beğlik. Zaten eskiden de yoktu. Sürgün edilmişlerdi. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde. Yozgata ve çevresine gitmiş sonra gelmişlerdi. Onlardan da sadece yaşlı Bedri amca-ağa- kalmış. Artık o da yatıyor. Muş sınırında bir mezrada kalıyor. Fakat ordan göçmüş. Yine malum olaydan dolayı. PKK'yı desteklemediği veya yeğenlerini gerilla yapmadığı için bir seferinde kurşun yağmurunu tutulmuş. Altı yedi tane kurşun sıkmışlar ama ölmemiş. Bir kurşun gözüne isabet etmiş ve gözünü tamamen çıkarmış. Tek gözlü yatakta yatıyor. Bize haddinden fazla saygı ve sevgi gösterdiler. Kurbanı onların vasıtasıyla köylüye dağıttık. Sizler bizim gurumuzsunuz. Hiç kimse arasında ayrılık ve gayrılık koymuyorsunuz. Bizi bir büyük gibi karşıladılar. Sürgün edildiği için içanadoluda güzel türkçe öğrenmiş. Yegenlerimde vardı onlara türkçe konuştu. Kurbanları dağıtıp, çok ısrarlarına rağmen sadece bir çay içip kalktık. Bedri amcanın oğlu orda sorumlu. Kurbanlarla ilgili güzel bir teşekkür ve kısa konuşma yaptı. Çok memnun olduklarını söyledi. Ta Avrupadan bizi düşünüp buralara kurban yollayan siz müslümanlardan Allah razı olsun. Çok çok teşekkür ediyoruz. Biz kardeşiz, müslümanız, namazlarımızı kılıyoruz. Dinimizi biliyoruz. Ayrılığa karşıyız. Her ırk ve her dine saygımız var. Birlikten yanayız. Oradan ayrıldık gençler diğer yerleşim bölgelerine götürdüler kurbanları biz yine yola yayan revan olduk. Burda kurbanlar çokgüzel değerlendiriliyor. Kelle paça, barsaklar, sakatat ve derisine kadar hiç boşa gitmiyor. Çok fakir olan darfurda da hi bunu başaramadık. Ama burda kanları dışında herşey değerlendirildi. Allah'a şükürler olsun. Köye dödüğümüzde kurban işleminin tamamen bittiğini gördük. Oldukça geniş bir alana dağıtılı elhemdulillah. Burda, batmanda da cacas-yücebağ- ta da kesim yine farklı. Katı bir kural. Kesim yapılmadan kurban sahibinden bizzat vekalet alınıyor. Ve sesli sesli tekbir getirilerek kesiliyor. Bana her kesimde sormamaları için toplu vekalet verdim. Getirdiğim kurbanların kesim vekaletini sana veriyorum ey falan dedim. O da kabul ediyorum dedi ve kesime başladı. Hep böyle yaptık.

Özellikle Batman'da farklı bir uygulmaya rastladım. Kurbanların bir kısmı bayram öncesi kesiliyor. Bunun sebebide bayramda herkesin et pişirmesinin gerekli oluşu. Biz tabii kabul etmedik. Ayrıca kilo sistemi kesim yapılıyormuş. Biz kurbanlarımızı bayram sabahı bizzat kesimine şahit olarak kestirdik. Heryerin şartları farklı olabiliyor.

Ah munakaşa Ah munakaşa bu gece de beni yordun. 29.11.09 gece 00.15 herkes yatağa çekildi. Ben sıkıntı içindeyim. İki kardeşimle şiddetli tartıştık. Gerçi onlar saygı dolaysıyla fazla bir şey söylemediler. Ama ben çok bana göre doğru ama onları şaşırtan ağır şeyler söyledim. Gerek AKP ve gerek Fetullah hoca efendiye mal edilen çalışmalarla iligil ve onların doğu ile ilgili politikası, türk okulları vesaire. Kendimi kınadım. Sıkıntlılara boğuldum. Sakin ve güzel konuşabilirdim. Yanımızdaki gençlerden biri şunu söyledi. Amca herkes bir şey söylüyor. Biz de şaşırdık kime güveneceyimizi. Aslında kendime karar vermiştim isim vererek kimseyi eleştirmeyecem. Hele ağır denecek ithamlarda bulunmayacam. Ama hissime uyduğumu hissettim. Kardeşlerimi kırdım. Rabbım beni affetsin. İnşaallah bu son olur. Şüphesiz emri bil maruf ve nehyi anil munker-İylği birirbirimize emir edip ve birirbirmizi kötülükten alıkoymak görevimizdir- Ama ne olur bunu edep adap ve kardeşlik ölçüleri içinde yapsak. Kardeşler ile hedeflerimizin aynı olduğu konusunda şüphem yok. Allah rızası ve güzellik. Ancak eylem ve söylemlerimiz farklı. Ne olur bunu tatlı tatlı yapabilsek. Rabbim bu konuda beni bağışlasın ve bana Hz. Lokmanın oğluna yaptığı tavsiyesini yaşamayı nasipetsin. Bu duygular içerisinde uzanı verdim ama bir türlü uyuyamadım.

Herkes kalmamızı istiyor. Uzak yerlerden gelip böyle kısa kalınır mı? Bizim dönmemiz gerekiyor. Kardeşimin MUş'tan geldiği taxsiyle döndük ve bakalım bir daha ne zaman ziyaret edeceyimiz memleketimizden ayrıldık. Hep şunu söyledim ihmal ettik. Sahip çıkmadık buralara. Tabii taktiri ilahi tamamen bizim kararımızda değil. Belki o günkü şartlarda gelseydik bizde bazı oyunlara kurban gidebilirdik. İslam adına darkaflı düşüncemizle birilerini veya kendi başımıza örükler örebilirdik. Onun içinde hayır diliyorum. İnşaallah hayır olmuştur. Halen yaşıyoruz ve halen fırsat var. Ve halen yapabileceyimiz çok şeyler var. İnşaallah Rabbım fırsat veriri ve yaparız. Her kurban eti verdiğimiz ev şunu söyledi. 'Xude u pexember şive razıbe u xera ve kabul bike, rehme li devu babve: Allah ve peygamber sizlerden razı olsun, Allah hayrınızı kabul etsin ve Allah anne babanıza Rahmet etsin. Evet dostlar sizlere bu samimi dualarla dolu geldim. Allah ve resulunun razı olacağı bir akibete vesile olan tüm kardeşlere ve MDP' li hizmet ehli kardeşlere ve orada bize yardımcı olan Özgürder Batman şb'inde başata başkan Ramazan kardeş ve şefik öğretmen ve Ahmet kardeş ve A.Celil kardeş ve diğer tüm dostlara ilahi rahmeti diliyorum. Rabbim hayırlarını kabul estsin. Anne ve babalarına rahmet etsin.

Köyün çıkışında belediye var. Bu yılki belediye başkanı yukarda anlattığımız katliamda babası öldürülen eski belediye adayının oğlu. Babası sınıf arkadaşımdı. Sakin ve sessiz bir arkadaştı. Oğluda babasına çekmiş. SP'den seçilmiş. Aslında orada partili olmak çok anlam taşımıyor. Çünkü şartlara göre adaylık bırakılıyor.Her gelişimde ziyaret edrim. Dedesi ama. Onüç  kardeştirler o hariç diğerleri hep kız çocuğu. Babasının ölümünden sonra daha küçük yaşta olmasına rağmen yirmi bir aile ferdinin bakımı onun üzerine kalmış. Bize o günlerini anlattı. Hem ama olan dedesini ve hem de onu ziyaret edip tavsiyede bulunalım dedik. Sayın Tayyip Erdoğan konuşmaya başladımı ocakta kül bırakmıyor. Ama bağlı olduğu milletvekillerinin ne yaptığını sorgulamıyor. Bu çocuk baktım halkın derdiyle ilgileniyor. Kaç sefer fırsat aramışsada ona randevu vermemişler. Onların partisinden olmadıkları için dertleriyle ilgilememişler. Ona köyde ki düşmanlığın sona erdirilmesinden bahsettik ve rica ettik. Ben dedi bu  konuda herşeye hazırım. Yeter ki köyümüzde barış olsun. Şimdi ben de diyorum ey AKP duy bu insanların sesini. Halkın sorunlarıyla ilgilenin. Babam milletvekillerine mektup yazmıştı. 'Halk sizi buraya yataklarınızda rahat yatasınız diye seçmedi....' Ona kızmışlar sen nasıl böyle yazarsın diye. Allah rahmet etsin gerçekten doğru söylemiş. Belediye başkanına tavsiyelerde bulundum. Halkın derdiyle işgilen. Boşboş yatma. Saygılı bir genç. Tabii bizim hiçbir tarafta olmadığımızı da biliyor. Vedalaştık ve ayrıldık. Kardeşim inşaallah sorunu sayın vekillerle!!! konuşacak gerekirse Tayyıp beye iletecek.

29.11.09 12.45 takriben Batmandayız. Bu yarım günümüzü değerlendirelim dedik. Sevgili ikram sever kardeşim gelip bizi karşıladı ve ismini çok işittiğimiz Hasenkeyfe gidelim dedik. Saat 13.30 Hasankeyfteyiz. Arkamızada Akkoyunlular zamanında yapılmış ve soğana benzeyen bir sanaat abidesi ve dicle nehri ve de karşımızda 1950 yıllardan beri bölgenin en fazla petrol çıkan dağları. Raman dağları karşımızda. Petrol dendimi hep aklıma haksızlıklar gelir. Hicaz bölgesinden buralara kadar ummetin malı ve zenginlik kaynağı. Düşünüyormusunuz yarım asırdan-1950- fazla orada hertarafta petrol fışkırıyor. Ama bölge halkı perişan. Yol, ekonomi, eğitim ve imar açısından perişan. Kaçak eletirik kullanımı hadsafhada. Her nekadar kullanmayın doğru değildir. Haram yapıyorsunuz dedim ise de aklıma bu haksızlık gelmiyordu değil. Resulullah'ın bir hadisinde 'Su ateş ve mera bir kişinin değil' anlamında güzel sözü vardır. Tabii şimdi ben de çelişkiler içinde kaldım kime söylüyorum bu hadisi. Allah resulunun(ass) hayat şeklini hayattan çıkarmış bir toplum. Allah hukunu redetmiş ve beşerin kafasından çıkan hukuku uygulayan bir toplum. Bir taraftan insanlar haklı. Onların hakkı olan petrol onlara fahiş fiyatla kulladırılıyor. Diğer tarftan yasal olmayan yoldan insanlar kullanım yapıyor. Allahım bu ummet ne hale geldi. Allahım bu ummet ne hale geldi. Hani halk arasında bir tabir vardır. 'Yukarı tükürsen bıyık aşağı  tükürsen sakkal' Allahın hukukunu hayattan çıkarmanın cezasını çekiyoruz. Kaçak elektirik kullanmayın, doğru olun resmi ilişkilerde yalan söylemeyin dediğin de Tağutu desteklemiş oluyor damgasını yiyorsun. Kullanın dediğinde insanları hırsızlığa yalana teşvik ediyorsun ve haksızlıklara göz yumduruyorsun. İşte ilahi sünneti terk eden bir ummetin düşeceyi şaşkınlık budur. Bu kadar kaostan başkası olamaz. Raman dağları bana bunları hatırlattı. Ummetin idaresini eline almış idarecler emperyalistlerle işbirliği içinde. Bu yıl hacc gelirleri otuz milyar dolar. Kimin kesesine gidiyor? Saraylarda keyf ve sefa için sarfedilecek. Ya da emperyalistlere verilip silah alınacak veya onların bankalarına yatırılıp krizlerine ilaç olacak. Ve irahbi-terörist- dedikleri ya husilere veya selafilere karşı kullanacaklar. Bu bölgenin petrolleride Schel, Alarko ve BP  vs gibi  ingiliz ve ABD şirketlerine peşkeş çekilidiği gibi. Bölge halkı ise perişan edildi. Şimdide ERGENEKON deniyor. Dün bu ergenekona peygamber ocağı denip camilerde paratoplandı. Faili mechullerin katilleri kim acaba?  Silvanda ortaokuldayken okulumuzun önünden petrol tankerleri geçerdi. Daha ozaman-1965- petrol boruları döşenmemiş idi. O gün bazı kuruluşlar bunu protesto etmek için okulumuzun önünde tankerleri durduruyorlardı. Ve Mersine petrol taşımayı engelliyorlardı.   O petrol gelirlerinin devede kulak misali bile bölgede yatırım yapılsaydı durum farklı olacaktı.  Raman dağlarına hayalen baka baka bunları yazıyorum. Hasenkeyf tek anlamıyla bir tarihi hazine. Onun restore edilip hizmete sunulması bile yöreye çok büyük gelir getirebilir durumda. Muazzam bir tarih var. Oraları anlatan gençler yetiştirilmiş. Bir iki dilden anlatıyorlar. Üç tarihi dilim var Hasenkeyfte. Asurlar, Mezopotamya, eyyubiler, akkoyunlar ve orayı harabeye çeviren moğoller. Diclenin üzerinden ilk paralı ve ilk açılıp kapanan köprüden tutun oyulmuş taşların üzerinden yapılan inişli çıkışlı yollar. İnsanın kandolaşımına benzetilerek yapılmış inişli çıkışlı minare. Dışarda ki sesi içeri alan içerdeki sesi dışarıya vermeyen sırça saray. Para basım yeri. Ahi Çarşı sistemi. Oyularak yapılan evler. Ta tepeden inilip aşağıda su getirilmek üzere yapılan  uzun iç yol ve daha nice sanaatlar. Muhkem bir kent. Selahaddini Eyyubi zamanında yapılan Ulu cami.  Doğrusu buranın sular altında kalması büyük bir yanlış. Aşağıda yapılacak baraj bu tarihi hazneyi sular altına kalacak. Benim tavsiyem barajı farklı yerde yaptırp bu hazineyi restore edip halkın ve insanın hizmetine sunmaktır.  Birkaç saat gezdik ve kalenin çıkışlarında yapılan çayhanein birisinde oturup aşağı kuş bakışı yaparak bir çay içtik. Yegenim celaleddin acıkmış. Günde beş vakit yemek yiğen ilk işittiğim insan. Güldürdü beni. Ve bizleri. Bizimle beraber gelen bir öğretmen arkadaş bizler epey hasankehfle ilgili malumat verdi.Tarihi seven bir kardeş. Ben de ona Almanya ile ilgili malumat verdim. Böylece uzun yıllardan beri işittiğim ve hatta hakkında bir belgesel kitap aldığım hasankehfi kısada olsa da gezmiş oldum. Ve yeniden Batman'a döndük.

30.11.09 gece 01.00 takriben. A. kardeşin misafiriyiz. Yukarda ki hucurat suresinde ki ayette geçen 'TEAARUF' tanışma kavramı üzerinde konuştuk biraz. Tanımak ve tanışmak ayrı şeyler. Tanımak ona hakk vermek. Hakını tanımak anlamına gelir. Bu anlamda halkların ve toplumların hakkını vermeyi ifade ediyor ayet kanaatı tam oturdu bizde. Bugün çok yoğun geçti. Cacas, Sason, Hasankeyf ve Batman. Yine sıkıntılıyım. Bu gece Şefik hocamın misafiri olduk. Misafirperver Batmanlı kardeşlerin hucumuna uğradık. Bize hoşgeldine gelmişer. Şüphesi yine sorunları konuştuk. Aslında benden daha güzel olayları yorumlayan ve konuşabilen bir hayli kardeş var. Ama onlar dinlediler benle Istanbuldan misafir çok rijit bir misafirle konuştuk. Onlar dinledi. İnsanlar artık konuşacak şeylerin olmadığı kanaatında. Yüzler biraz umutsuzlukla musemma. Konuşmalarımız üç alanda oldu.

1-Metod ve gizlilk

2-Pratik çözüm

3-Halkı ihmal etmeme

Ben özellikle eski tecrübelermizde ki uygulamalrı eleştirdim. Ve sloganik olmaktan uzak durmamız gerektiğini vurguladım. Bizim gizli bir şeyimiz yoktur. Halka ve halkın sorunlarını inmeliyiz. İslami mücadeleyi heralanda canladırmalıyız. İnsanımıza sadec fikir götürmemeliyiz. Açsa ekmek, evlenmesi gerekiyorsa evlendirmeliyiz. Çocuğuna sahip çıkmalıyız. İnsani haklarını savunmalıyız. Zulume uğradığı zaman yanında olmalıyız. Yani emin bir kişilik serglemeliyiz. Doğrusu bazen kırıcı ve bazen de alaycı görülebilecek konuşmalarda bulundum ise de daha önce yaptığımız davranışları eleştirdim. Ama şunuda vurguladım. Yaptığımız herşey ilkelerimize aykırı olmamalı. Tavizkar ve maslahattçı bir anlayışla olmamalı. Bunuda hep vurguladım. Camilere gidin, bulunduğunuz yerlerde emin kişilik sergiliyelim. Misafir kardeşimiz bizim yıllar önce yaptığımız yöntemle aldı eline eleştiri kamçısını ve herkesi her hareketi gayri islami ve nebevi metoda aykırılğını iddia ederek varsa İslami bir mücadele gösterin diyip durdu. Söyledikleri doğruydu. Ama ben o kardeşin benim devrelerimi geçirdiğinde benimle aynı düşüneceyi kanaatındayım. Dedim çocukların varsa senden bir ricam her sabah onları al ve camiye götür. Güldü. Tağuti anlatanların arkasında mı? Ama o da memur ve görev yapıyor. Kısaca tecrübelerimi aktardım. Ama zaman zaman yüksek sesle konuşmama ve şu an ona üzülmeme rağmen yıkılan umutları canlanması için çaba gösterdim. Daha sonra bazı kardeşlerde değerlendirme yaptılar. Çoğuyla aynı düşündüğümü gördüm sevindim. Uykum geldi ve uyudum.

30.11.09 saat12.30 takriben.Beni diyar diyar aşk peşinde gezdiren ucaktayım. Evet emin olun dostlar bu bir aşktır. Onyedi yıldır bir bayram hariç çocuklarımla bayram yapmadım. Bazen kendimi kınıyorum. Çocuklarımın hakkı yokmu diye. Şüphesiz var. Rabbım onlardan ve onların sevgili annelerinden razı olsun. Onlar bu tabii haklarını mazlulara feda ediyorlar. Bu  vefadır. Dostluktur. Zülüme karşı mazlumun yanında olmaktır. Benim için de aşktır. Birinin peşine düştüm. Bu biri alemlerin Rabbıdır. Bu biri O'nun sevgili Resuludur. O bana öğretti. O'nun kitabında okudum. 'Mallarınız, çocuklarınız ve eşleriniz sizleri Allah yolunda cihada çıkmaktan alıkoymasın.' Bu bir aşktır. Musanın aşkı. İbrahimin aşkı. Yusufun aşkı ve son elçini aşkı. Selamanın aşkı, Hep O'nu arama aşkı ve sevdası. 'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbına kulluk yap..' ayetinin aşkı. Rabbım ihlas ver. Rabbım bu konuda yaptığım yanlışlıkları hayırlara engel kılıp sevapların gitmesine sebep kılma.

Aslında yağmur yağmasını arzu ediyorum. Çünkü sonbahar ekinler sürülmüş ve yağmur bekliyorki çimlensin. Hernekadar bizim için havanın güzel geçmesi faydalı olduisede. Batmana veda ediyoruz. Bu gezimde yanıma bir kitap aldım demiştim. Kişilği tanımakla ilgili. Ama okuyamadım. Bir sefer kitapçılara uğradık. Her kitapçılara uğradıkça üzülüyorum. Çünkü çok geride olduğumu görüyorum. Bu seferde öyle oldu. Bilge kitap evi. Ne kitaplar çıkmış ve benim haberim yok. Fazla gezmedim. Baktım kitap yükleneceyim. Buna rağmen sekiz dokuz kitap aldım. Hocam M. Said Hatipoğlunun Otto yayınlarında çıkan kitap settini aldım. Ve birisini hemen okumaya başladım.   'Kur'an Dışı' Vahi oldukça geniş araştırma. Bir saat yolculuğumuz hep okumayla geçti. Bu ara aldığım gazetelerle kaç gündür uzak kaldığım aktualiteyi yakalamaya çalıştım. İsviçre Minare olayını kamu oylamasına sunmuş ve hayır düşüncesi %57 ile galip gelmiş. İnsanlık adına üzüldüm. Demokrasi adına sevindim. Müslümanlar adına üzüldüm. Batmanda biraz alaysı sordu kardeşler; bu kadar önemli mi minare? Demokrasi adına sevindim çünkü  gerçek yüzünü gösterme imkanı ortaya çıktı ve insanları kandırma işkencesinden kurtulacak. Beni size yanlış anlattılar. Ben hak ve hürrüyetlere kendim sınır getirim. Öyle yağma yok. Ve inşaallah kandırılanlarda ona yaptıkları haksızlıktan!!! vaz geçerler. Demokrası despotizim miş. Kralcılıkmış. Monarşiymiş. Öyle insan hakları, inanç hürriyet falan sökmezmiş. İnsanlık adına üzüldüm çünkü Allahın onlara verdiği inanç hürriyeti böylece baltalanmış oldu. Ve insanlık bir adım daha kavagnın içine çekildi.Düşünü ki İslam dünyası buna misilleme yapsa ne olur? Dünya kaosa döner. Zaten kaos içinde. Müslümanlar adına bir kez daha yanıldılar. İlahi yasları maslahatçılk adına tahrif ettiler ve demokrasiye sarıldılar. Ama ne yazıkki yanlarında kar yılanın bir kez daha delikten ısırması kaldı. Geçmiş olsun. Yolun az bir kısmında elim de ki kitabı okudum. Ve Ankara'ya indik. Bizi bacanağım ve kardeşi karşıladı. Yaşıtız onunla. Ama çok düşmüş. Geçen bir kalp kirizi geçirmişti. Ankaraya okutmak üzere getirdiğimiz ilk öğrencidir. Üç arkadaş hafta sonları gidip bir mühendis abenin inşaatında çalışıyorduk ve o parayla kitap alıp dağıtıyorduk. Fizilali Kuranı takım alıp öğrencinin durumuna göre ayda bir cilt veriyorduk. Sonra onda arttırdığımız parayla öğrenci okutalım dedik. Ve ilk Ankaraya getirdiğimiz öğrenci o oldu. Sonrada bacanak olduk. Kardeşlerini de memleketten getirip Ankarada iş imkanı sağlayıp çalıştırdık. Sağolsunlar vefasızlık yapmadılar. Davalarına bağlı ve dindar kardeşlerdir.

Hocam bizi davet etti. Evine misafir olduk. Onunla bir kooperatife girmiştik. Ben sonradan vazgeçtim.O devam etti. Ve şimdi o evde. Hep söylüyor başıma bela ettin sen ayrıldın beni içinde bıraktın. Ve gülüyor. Hanımı Allah razı olsun benim çok çilemi çekmiş. Hocamla ders yaparken hep soğukta kalmışlar. Onlara hep dua ediyorum. Beraber geçirdik, sıcak sıcak konuştu bizlere hocam. Eve geri geldik.

01.12.09 gece 03.14 dün çok yedim onun için şu an safram şiddetle ağrıyor. Evet kesede kaç yıldır taş var. Bir türlü aldırmadım. Bu ara kalbim de zaman zaman ağrıyor. Ancak asıl ağrısı manevidir. Bu gece  yine tartıştık. Betul yegenimin beğine biraz bağıarark konuştum. Sayın Erbakan hocamızın erlerinden. Bir şey demiyorum. Dememek için çaba gösteriyorum. Akraba ziyareti munakaşaya boğulmasın diye. Ama yanlışlıkları savundular mı üzülüyorum. Desinler ki tamam bu islami ve nebevi yol değil. Ama biz bundan fayda bekliyoruz. Sizin dediğiniz doğru. Bu söylem de doğru olmamasına rağmen bir şey demem. Ama yanlışlıkların meşruluğu savunuldu mu, çok üzülüyor vekızıyorum. Onlarıda kendimi de üzüyorum. Onun şu an üç ağrı çekiyorum. Şiddetli safra ağrısı. Kalp ağrısı ve akşam ki munakaşanın üzüntüsü. Kitap okudum, Kur'an okudum ve sabah namazını kıldım aldığım ağrı kesicilerin etkisiyle uyumuşum. Okuduğum kitapta hadis uydurmacılığı ile ilgili. Kitaptan şu sözü aldım. 'Yeryüzünde bit kötülük işlenirse ve sen de onu kerih görürsen sen onda uzaksın'  Kötüye karşı durmanın bir anlamını anlatan bir meşhur söz.

01.12.09 sabah 09.30 Hocamla İsmet abelerdeyiz. İsmet abe. Şu an evde dışarı çıkmıyor. Ne fedakar bir insan. Ve ne cömert bir insan. Yüksek okul öğrenci evlerimizin finansa işlerini hep o yürütürüdü.O hareketli insan şu an evde oturuyor. Yaşlılık hastalığına yakalnmış. Düşünüyorumda ne güzel dostlarım vardı. Neden onları terk ettim? Onları terk ettiren zülüm ve zalimlerden hakkımı kıyamet günü de olsa alacağım. İsmet abenin tek kızı küçücük bir kızdı ankaradan ayrıldığımızda. Şimdi annecik olmuş. Hey gidi günler hey.

01.12.09 akşam 20.00 takriben Uçuyoruz. Ama hiç titremiyoruz. Sadece gürültü var. Bu sefer Kur'an'ım yok. Elimde ki Kur'an mealimi yegenime hediye ettim. Onun için bu yolculuğuma Kur'an okumadan başladım. Elim de ki kitabı bitireyim dedim ama bitiremedim. Yolculuk çabuk gidiyor. Şimdiye kadar yaptığım gezilerin en kısası oldu. Kurbanı Kur'an'ın sözüyle bitireyim.'Onların davasını sonu Hamd alemlerin Rabına aittir....'  Her türlü hamd ve sena alemlerin Rabbı Allah'a aittir. Bizi o müslümanlardan eyledi. Bize müslümanca yaşama gücü ve iradesini o verdi. Resulu bize hayır yollarını gösterdi. Hayır yollarında bizzat yürüdü. Ona salat ve selam olsun. Allah'a hamdolsun ki bize şu ayetleri Resuluyla ulaştırdı. Hayır yapmak ne güzel. yanımda oturan kardeşle tanıştık. Onun işe girmesine ve islami kişilik kazanmasına sebep olan kardeş benim de kardeşim. Yani çok yakın tanışıyoruz. Ona oldukça içten dua etti. İyliklerin söyledi . İşte dostlar hayır budur. Emin olun o insanların yukarda kürtçesiyle verdiğim duaları mizanda size ve bize çok ağırlıklra kazandıracak. Sasonda öğle ezanı okundu. Namaz kılalım dedik. Namaz kıldık. Çıkarken -cami biraz yukarda- merdivenlerden iniyorduk. Bir kişinin ayakkabısı düştü aldım düzelttim. Bana baktı sesli kızdı. Nasıl ayakkabımı düzeltirisn. Tabii bu kızış utancından gelen kızıştı. Ben ondan büyüktüm ve uzunca sakalım olan bir zatım. Kim bilir ne sanmış. Allah sandığı gibi kılsın. Dolaysıyla ayakkabısını düzeltmem ağır geldi. Baktım biraz sakat biri. Bana hiç unutamayacağım bir samimi dua yaptı. 'Xude u Peyğember ji devu babe te razı be: Allah ve resulu senin annen ve babandan razı olsun.' Halık bilir iyliği biz hiç kimse bilmeden denize atalım, tabii ihlasla. Bize teslim edilen emanetlerin sahiplerini haberdar etme ve teşvik etme adına olmassa bu yazıları yazmam galiba. Rabbım riyakarlıktan korusun.

'Sizin en hayırlını takvaca en üstün olanınızdır' 49.Hucurat 13   İşte bunun için hucurat suresiyle yolculuğuma başlamayı ilahi tevafuk gördüm. Bu kayıp ettiğimiz ölçüdür. Ümmet olma şuurunu kayıp ettiğimiz ölçü. Allah Resulu'nun(ass) veda hutbesinde bıraktığı emanet. Arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur üstünlük takvadadır. Müthiş ölçü. Evrensel ahlaki ilke. Kayıp ettiğimiz devlet. Ve yine hucurat suresinden bir ilke. 'Ey iman edenler zanndan çokça sakının şüphesiz zannın çoğu günahtır. Bazınız bazınızı gıybet etmesin ve biribirinizin arkasında casususluk yapmayın....'49. Hucurat Bu ummet bu ölçülere kavuşacağı gün yine devletine, gücüne ve izzetine kavuşacaktır. Rabbim o günleri hazırlayacak azmi bize nasip etsin. Allah'a emanet olun.

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum