12 Eylül’den Önce İstiklal Mahkemelerinden Başlanılamaz mı?

27.06.2009 05:26

Hüseyin Öztürk

Baykal yine saptırtma vermek için 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını istiyor. Kimileri bu talebe balıklama daldı, kimileri de soru işaretleriyle karşıladı.

Soru işaretleriyle karşılayanlar, daha samimi ve aklıselim davrananlardı.

12 Eylül’den geriye kim kaldı? NÜ tabloları yapan Evren’den başka kim yargılanacak? Darbeciler adına yüzlerce masum insana işkence edenler, ocak söndürenler, kadınları kocasız, çocukları babasız bırakanlar; “Emir kuluyduk” dediklerinde ne yapılacak?

“Yargılanması gereken kişiler mi yoksa darbeci zihniyet mi?” Kişilerin yargılanmasıyla, darbeci zihniyet yok oluyor mu? İşte en son örneğin sıcaklığı hâlâ devam ediyor. Mesele kala kala, “Belge sahte miydi gerçek miydi?” sorusuna kaldı.

Belgeye “sahte” demek, direkt belgenin gerçekliğini kabul etmektir. Yani belgeye sahte diyenlerin aklı kadar, “gerçek” diyenlerin aklı da eriyor bu işlere. Bir de sahte diyen çevrelere bakıldığında, tarih boyunca darbeci zihniyetlerin yanında oldukları görülüyor.

“Tencere kaynamazsa kapağı oynamaz,” belgenin sahte olmadığı apaçık ortada iken, meselenin üzerine gitmek yerine, “Bu belge sahtedir” demek, “Neden bütün işleri elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz” demektir.

Hem sonra böyle hadiseler, Türkiye’nin başına ilk defa gelmiyor ki; ülke olarak, millet olarak ne zaman azıcık doğrulup nefes almaya kalksak, hemen ya muhtıra ya darbe ya da başka oyunlarla millet gerisin geri oturtuluyor. Yaşamadığımız şeyler mi?

Dünyada bizim yerimize başka bir ülke olsaydı, çoktan içten içe çökmüş ve güçlü devletlerden birinin mandası olup çıkmıştık. Allah’a şükür ki, neredeyse iki yüz yıldır içeriden ve dışarıdan gelen; “parçala, böl, yut” mücadelelerine rağmen, belimizi doğrultamazsak da iki büklüm yaşayabiliyoruz.

Bu millet neler gördü, bu devlet neler geçirdi. 12 Eylül darbesi devede kulak bile değil. 27 Mayıs darbesinde rahmetli Menderes’in idam kararı verilir verilmez, kendisine hediye edilen at, devletin arazisinde ot yediği için hemen para cezasına çarptırılarak, idamla birlikte haciz işleminin de başlatıldığı anlatılır. Daha ne acılar var kim bilir.

İşte bugünkü darbe zihniyetliler, bir başbakanı idam eder etmez, atının yediği otun parasını da alabilmek için, parasını hemen tahsil edenlerin devamıdır. Malum kesimler için milletin ne dediği ve ne düşündüğü hiç önemli değildir.

Millet onlar için, “Düşünmeyen, konuşmayan, bilmeyen, duymayan, sormayan, sorgulamayan, sormaması ve sorgulamaması gereken kalabalıklardan başka bir şey değildir.” Oysa bu millet, öyle büyük bir millettir ki, yıkıntılar ve küller üzerinden yeni bir devlet meydana getirirken, yani Kurtuluş Savaşı’nda; askeri, bürokratı, din adamı, aydını, işçisi, köylüsü ile topyekün bir istiklal mücadelesi vermiş, yeni Türkiye’nin birliğine ve bütünlüğüne hizmet etmiş, devletimizi kurmuştur.

Bugün darbeci zihniyetlerin ve bunları destekleyen çevrelerin, devlet ve millet üzerinde at koşturmak istedikleri ortada. Ne millet menfaatine ne de devlet menfaatine yönelik hiçbir düşünceleri ve fikirleri yok. İstiklal mücadelesini kazanan ve bu uğurda canlarını feda edenlerin; çocukları, torunları ve onlar gibi düşünen halk kesimleri, maalesef hep darbeci zihniyetlerin hedefinde olmuşlardır.

Darbelere ve muhtıralara veya benzeri hareketlere bakıldığında bu durum çok açık ve net görülmektedir. Eğer hakikaten darbeci çevrelerden millet ve devlet olarak kurtulmak istiyorsak, sadece 12 Eylül yetmez. İstiklal Mahkemelerinden başlamak gerekir. İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak ve yargılanmayarak yüzlerce insanın nasıl ve neden idam edildiğini bilmek ve anlamak güvenli geleceğimiz için şarttır.

İstiklal Mahkemelerinden sonra, 27 Mayıs’a kadar İnönü döneminde meydana gelen olaylar ve faili meçhuller var. 27 Mayıs ve bugüne kadar bütün hadiseler masaya yatırıldığında, Türkiye’nin gerçek darbe haritası çıkarılmış olacaktır. Eğer Deniz Baykal, hakikaten darbecilere ve onları destekleyen zihniyet sahiplerine karşı bir şeyler yapılmasını istiyorsa, 12 Eylül’den değil, İstiklal Mahkemelerinden başlanılmasını istemelidir.

VAKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim