1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. 10 Kasım’a Kadar Özgürlük; 9.05’te, “Susturun Şu Akit TV’yi!”
10 Kasım’a Kadar Özgürlük; 9.05’te, “Susturun Şu Akit TV’yi!”

10 Kasım’a Kadar Özgürlük; 9.05’te, “Susturun Şu Akit TV’yi!”

İzmir Barosunca "Zulüm 1938'de son buldu" yayını ile ilgili kanalın yetkilileri hakkında işlem yapılması istemiyle suç duyurusunda bulunuldu.

A+A-

İzmir Barosunca Ulu Önder Atatürk'ün ölümünğn 77. yılı nedeniyle yapılan "Zulüm 1938'de son buldu" yayınından dolayı Akit TV yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. 

Barodan yapılan yazılı açıklamada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 10 Kasım 1938 tarihinde saat 09.05'teki vefatından sonra her yıl 10 Kasım'da aynı saatte Türkiye genelinde saygı duruşu yapıldığı anımsatıldı. 

Açıklamada, Atatürk'ün ilke ve devrimlerine sürekli saldırıda bulunan Yeni Akit Gazetesi'nin, bu kez de Akit TV'den bu saldırıyı sürdürdüğü öne sürülerek şu ifadelere yer verildi: 

"Televizyonda akan görüntü üzerinde uzun bir süre 'zulüm 1938'de son buldu. Mustafa Kamal yıllar önce bugün öldü' yazısıyla birlikte konuşma metni, ses tonu uygun olan bir kişi tarafından okunarak Atatürk'e olan saldırısını yinelemiştir. İzmir Barosu olarak ilgililer hakkında  Basın Yasası'nın 11. ve 13. maddelerinden hareketle 5916 sayılı yasanın 1 ve 2. TCY'nin 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için haklarında kamu davası açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur."

Ali Karahasanoğlu, AKİT TV'nin Mustafa Kemal haberine yönelik açıklamasında, her fırsatta özgürlük, diyenlerin AKİT TV'yi susturmak istediğini ifade ederek "Bu nasıl bir çifte standarttır?" dedi.

Ali İhsan Karahasanoğlu’nun yazısının tamamı:

Dün 10 Kasım idi..

Mustafa Kemal’in ölüm yıldönümü..

Sevenleri de var..

Eleştirenleri de..

Çifte standart yapmamak şartı ile..

Sevene de bir şey diyemeyiz.

Eleştirene de.

Ama..

Gerek sevenler.. Gerekse eleştirenler..

364 gün söyledikleri.. Savundukları fikirlerin tam aksi tavrı..

Mustafa Kemal için sergilerlerse..

İşte bu yanlıştır..

Eleştirenlerden başlayalım..

Kendi sevdiklerine.. Sempati duydukları siyasilere..

Küçücük eleştirilere tahammül edemeyenler..

M. Kemal için, eleştirinin çok ötesinde.. Hakarete varan nitelemelerde bulunurlarsa..

Bu çifte standarttır. Yanlıştır. 

Eğer söz konusu olan nitelemeyi yapan, dini hassasiyeti olan birisi ise..

O kardeşimize, ilaveten bir ayeti de hatırlatırız.

Enam suresi, 108. ayet: “Allah’tan başka varlıklara yalvarıp sığınan kimselere sövmeyin ki, onlar da kin ve cehaletlerinden dolayı Allah’a sövmesinler.”

Karşı cenahtakiler ne kadar pervasız olurlarsa olsunlar..

Kural tanımazlıkları.. Hadsizlikleri ne kadar zirve yaparsa yapsın..

Bizim çizgimiz, budur.. Bu olmalıdır..

M. Kemal’i sevenlerden devam edelim..

M. Kemal’i sevenler de...

Bu ülkenin ilk cumhurbaşkanı olan isme..

Reva görmedikleri nitelemeleri.. Sert eleştirileri.. 

Açık söylemek gerekirse.. M. Kemal’e yapılan en ağır nitelemeleri bile.. Kat kat aşan hakaretleri.. Hatta küfürleri..

Bu ülkenin son cumhurbaşkanına yapmamalılar..

Özgürlük adı altında..

Basın hürriyeti adı altında..

Eleştiriyi bir kenara bıraktık. Hakareti bile aşan.. Çok açık küfürleri, dindar siyasilere reva görmekten kaçınmalılar..

Çok mu zor bu?

M. Kemal’e bir şey diyecek olanlar..

O ismi kaldırıp, yerine Tayyip Erdoğan yazsınlar..

Gönülleri rahat ediyor ise..

Ne diyeyim, onlara?

Veya..

Tayyip Erdoğan’a bir şey diyecek olanlar..

Tayyip Erdoğan ismini silip, yerine Mustafa Kemal’i yazsınlar..

Gönüllerinde bir rahatsızlık yok ise..

Ben ne diyebilirim, onlara?

Tayyip Erdoğan’a, “Zalim” diyenler.. “Katil” diyenler.. Hatta toplumsal olaylarda ölen gençlerin isimlerini söyleyip, vicdansızca “Bunun katili Cumhurbaşkanı’dır” diyenler..

Mustafa Kemal’e benzer bir ifade kullanıldığında..

Küplere biniyorlarsa..

Ben ne söyleyeyim, onlara?

Şu an, duyabiliyorum..

Özellikle Tayyip Erdoğan karşıtlarından..

“Ulan” diye başlayan..

Ve en ağır küfürlerin eşliğinde..

“Sen Tayyip Erdoğan ile, Mustafa Kemal’i nasıl aynı teraziye koyarsın? Bu iki ismi birbiri ile karşılaştırma cüretinde nasıl bulunursun?” itirazlarını..

İşte bu bakış açısı ile..

Hiçbir sorun çözülmez..

Herkes kendi sempati duyduğu isme, “ayrıcalık” isterse..

Kendisi gibi düşünmeyenlerin “tercihi”ni, “Kıyasta bile bulunamazsınız”yaklaşımı ile linç etmeye kalkarsa..

Aynı yaklaşım, kendisine de gösterilir..

Sonuçta hiç kimse..

İlahi kaynaktan tasdikli bir belge ile, “tartışılamaz” bir referansla, karşımıza çıkmıyor ya..

Gelelim, dünkü yargısız infaza..

Akit TV’nin 10 Kasım haberi..

10 Kasım sabahına kadar..

“Özgürlük.. Özgürlük.. Özgürlük..” diye bas bas bağıranlar tarafından....

Hedef tahtasına konuldu..

10 Kasım sabahına kadar..

En adi küfürler.. En vicdansız hakaretler.. 

Siyasilerin kendilerini bir kenara koyduk.. Ailelerine atılan seviyesizce iftiralar için..

“Basın özgürlüğüdür..” diye destek açıklamasında bulunanlar..

“Ne yani, düşüncemizi açıklayamayacak mıyız? Bizi susturacak mısınız?”diyerek alkış tutanlar...

Akit TV’nin küfür içermeyen bir haberini..

RTÜK’e şikayet için sıraya girmişler.

Öyle ki..

RTÜK’ün sitesi çökmüş!

Eeee!?

Hani nerede, sabahtan akşama kadar tekrar tekrar talep ettiğiniz özgürlük?

Nerde, Twitter’a, Facebook’a istediğiniz hürriyet?

Nerde gazetecilere, televizyonculara istediğiniz hürriyet..

Bu nasıl bir çifte standarttır?

Bu nasıl “Hep bana-hep bana” anlayışıdır?

HABERE YORUM KAT

2 Yorum