1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. KOCAELİ

  4. 10 Kasım Törenlerine Kocaeli'den Tepki
10 Kasım Törenlerine Kocaeliden Tepki

10 Kasım Törenlerine Kocaeli'den Tepki

Kocaeli'de Kartepe Derneği, yaptığı açıklamada 10 Kasım törenlerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istedi.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu 396. hafta basın açıklamasını sağanak yağmura rağmen 10 Kasım 2012 Cumartesi günü saat 12.30’da yaptı.

8 yıldan beri basın açıklamalarını sürdüren platform üyelerinin bu hafta gündeminde 10 Kasım törenleri vardı. Kocaeli Kartepe İnsan Hakları ve Dayanışma Derneği üyesi, insan hakları aktivisti Behlül Metin yaptığı açıklamada, “Eğer devlet  laikse bunun gereğini yerine getirmeli ve inanç grubuna eşit mesafede olmalı, 10 Kasım törenlerinden elini çekip, bunu mensuplarının yapacağı sivil törenlere  bırakmalıdır“ dedi.

Eylemde “10 Kasım Törenlerinin Mecburi Olmasına Son Verilsin” yazılı pankart açıldı.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

KOCAELİ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU 8.YIL, 395.HAFTA BASIN AÇIKLAMASI

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes, ey kahpe rüzgâr artık nereden esersen es.

Değerli halkımız ve basın mensupları, bu gün, bir 10 Kasım’a daha giriyoruz. 74 yıl önce gerçekleşen bir ölüm vakası için bu gün yine yas törenleri düzenlendi, anma etkinlikleri yapıldı. İnsanlar isterse, değil 75 yıl, 750 yılda geçse yas tutar, üzüntü duyar. Bu onun özgür iradesi ile yapacağı seçimdir, kimseyi ilgilendirmez. Fakat bu yas tutma merasimlerinin devlet eliyle gerçekleşmesini, okullarda eğitimin olduğu zamanlarda, saat 9.05 gece eğitime ara verip, tüm ülkede eğitimi aksatıp törenler yapılmasını, ülkenin her yerinde sirenler çalıp, yolda yürüyen insanların, trafiğin hareketini engelleyecek şekilde uygulanmamsını,  insan hakları derneği olarak uygun bulmuyoruz. Az sayıda ülke dışında, dünyanın her yerinde resmi anma ve törenler, tüm sivil hayatı durduracak, hayatın akışına engel olacak şekilde, her yerde  değil, sadece tören alanlarında yapılır. Sivil yaşam durdurulmaz. Yas tutulacaksa, bu insanların isteği dışında oluşan uygulamalarla, devletin yönlendirmesi ile,  toplu olarak değil, insanın içinden gelerek olmalıdır. Fakat yinede uygulanacaksa, eğitim saatlerinde, eğitimi durdurarak ülke çapında ders saatine vurulduğu zaman, büyük kayıplara yol açacak uygulamalarla değil, ders saati bitiminde, öğrencileri dersten alıkoymayacak, uygulamalar şeklinde olmalıdır.

Devletler, vatandaşa hizmet için kurulmuş yapılardır, vatandaşının, öğrencisinin, memurunun, ne zaman üzülüp, ne zaman sevineceğine karar vermesi devletin görev alanı içinde değildir. Devlet laikse, İslam gibi Kemalizme de aynı mesafede durmalı ve Kemalizm inancının ritüellerini tüm vatandaşların uygulamasını şart koşmamalıdır. Yurt çapında yapılan 10 Kasım törenlerine katılım mecburi olmaktan çıkartılmalı ve İslam inancı mensupları, bu törenlerden muaf kılınmalıdır. Çünkü İslam inancına göre bir heykelin önünde yapılan tören, saygı gösterme merasimi türü ritüeller, Müslümanların kutsal kitabı kuranı kerimde “puta tapınma” olarak nitelendirilmiştir. Allah kitabı kuranı kerimde, İslam inancı mensuplarına, put adı verilen bu tür heykel ve resimler önünde, tören yapmaya dayalı uygulamaları yasaklamıştır. İslam inancına mensup olan insanların, bu tür uygulamalara mecburi olarak katılmak zorunda bırakılmasını, bir insan hakları ihlali olarak değerlendiriyoruz. İnancına ters düştüğü için, çocuğunun bu tür törenlere katılmasından rahatsızlık duyan İslam inancına mensup aileler, okullara verecekleri dilekçelerle, kuranı kerimde “puta tapınma” olarak nitelendirilen bu tür uygulamalardan çocuklarının muaf tutulmasını sağlanmalıdır. Bu en doğal inanç ve insan hakkıdır.

Bir insan hakları derneği olarak bu tür törenler konusunda görüşümüz, devletin tamamen bu uygulamalardan elini ayağını çekmesi ve bilim dışı olan bu ritüellerin sonlandırılması konusunda vatandaşı aydınlatmasıdır. Pozitif bilimlere göre ex olan  bir varlığa, gerek mezarında, gerekse heykellerin önünde, sanki duyuyormuşçasına , “Ey ulu..” diye başlayan bir hitabetle  seslenmek, hangi bilimle açıklanabilir. Bu mistik ritüeller tamamen bilime aykırıdır ve bu çağda, böyle bir uygulamanın olmamamsı gerekir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” düsturunu baş tacı edenlerin, pozitif bilimlere göre Ex olan bir varlığa, görmediği, duymadığı halde seslenmesini, 10 Kasımda yapılan törenlerde mezar taşını öpmesini,  heykelinde nöbet beklemesini, mezarını tavaf edercesine ziyaret etmesi, aklın ve pozitif bilimlerin kabul edeceği bir olay değildir. Devlet bu bilim dışı uygulamaya son vermeli ve bu törenlerin uygulanmasından elini çekmelidir.

Bu uygulamalarıyla, heykeller önündeki saygınlaştırma törenleriyle Kemalizm adeta bir din haline gelmiştir. Devlet laikse tüm dinlere olduğu gibi, Kemalizm dinine de aynı mesafede durmalıdır. Adına tören denen fakat kuranı kerimde, görmeyen, duymayan heykel ve resimlerin önünde geçtiği için, “puta tapınma” olarak adlandırılan uygulamalara katılanlara da bilgi vermek istiyoruz. Bu bilim dışı bir uygulamadır ve Allah kitabında bu uygulamalara katılanların, sonsuz azaba gireceklerini bildirmiştir. Bu sözlerimiz üzerine, Kemalizim dinin mensuplarının bir kısmının da, buna itiraz ederek, “elhamdülillah bizde Müslümanız, ayrı bir dine tabi değiliz”, diyeceklerini tahmin ediyoruz.

Buna itiraz etseler de, heykel ve resimlere yönelme esasına dayalı bu uygulamalar kuranı kerimde bu ritüelleri ayrı bir din olarak nitelendirilmiştir. Heykellere yönelenler, eğer Kemalizm ile beraber, İslam dinine mensup olduklarını iddia ediyorlarsa, Kuranı kerim bu durumu, ortaklık kurma !, ya da şirket, ortaklık kelime kökünden gelen, “şirk” kelimesi ile tanımlamıştır. Kuran’da göre Kemalizim dini ile İslam dinine birlikte inanma, şirk kavramı içinde yer almaktadır. Cezası da çıkmamak üzere cehennem azabı olarak bildirilmiştir. Biz bu konuda gereken bilgiyi vererek, uyarımızı yaparız. Fakat yinede heykellere, resimlere, mezarlara saygı göstermek isteyen insanların bu davranışlarını da, bir inanç hakkı olarak değerlendiriyoruz. Herkesin, inancını özgürce yaşaması, heykel ve resimlere yönelme esaslı bir inanca mensup olma hakkı olduğunu ve bunun en doğal bir insan hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bu tür tapınma ritüellerinin engellenmesine, yapanların hakarete maruz kalmasına karşıyız. Çünkü yaşadıkları sürece, imtihan için Allah buna müsaade etmişse, bize ancak hoşgörüyle yaklaşmak düşer. Bir insan hakları derneği olarak, ister vahye dayalı, ister heykellere yönelmeye dayalı, her dinin inancını, özgürce yaşanma hakkını savunuyoruz. Bizim bir STK olarak eleştirdiğimiz tek nokta, bu törenlerin devlet eliyle yapılması ve İslam inancına mensup olanlara katılımın mecburi tutulmamsıdır. Devlet laikliğin gereğini yerine getirmeli, sadece bu tür törenler değil, her türlü inanışın ritüellerinin uygulamamasından elini çekmeli, bunları vatandaşın özgür inisiyatifine bırakmalıdır. Açıklamamızı dinlediğiniz için teşekkür ediyoruz.

BEHLÜL METİN

KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ   

10kasim-2012_kocaeli-kartepe01.jpg

10kasim-2012_kocaeli-kartepe02.jpg

CHP’LİLERE CEVAP

Eylemde ayrıca 3 Kasım’daki etkinlik sonrasında alana gelip, “CHP ve Atatürk dine karşı değildir!” direk kitap dağıtan CHP’lilere cevap mahiyetinde kısa bir açıklama yapıldı:

3 KASIM 2012 TARİHİNDE BASIN AÇIKLAMAMIZDAN SONRA BU MEYDANDA ATATÜRK’ÜN VE CHP’NİN DİN DÜŞMANI OLMADIĞINA DAİR KİTAP DAĞITAN ARKADAŞLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA

Geçen hafta açıklamamızdan sonra bir grub CHP arkadaş alana gelerek, bize CHP, Atatürk ve Din isimli bir kitab vererek okumamızı rica ettiler. Bu ilgilerinden, dostça ve iyi niyetli bu girişimlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Burada bizi ikna etmeye çalıştıkları konu, CHP’nin ve Solcuların din karşıtı olmadığı, Atatürk’ün dine karşı olmadığı konusuydu. Geçen hafta kendilerine de belirttik, bu hafta medya huzurunda tekrar belirtiyoruz, bizim ölmüş insanlarla işimiz olmaz, bu güne bakmamız gerekiyor. CHP yapı olarak 90 senelik geçmişinde olduğu gibi hala din karşıtı bir tutum sergiliyor. Bundan CHP içinde olan bir çok inançlı vatandaşın da rahatsız olduğunu görüyoruz. Bize kitab hediye eden arkadaş, bunun verdiği eziklik içinde, ısrarla, CHP’nin dine karşı olmadığını söyleyerek, bizi ikna etmeye çalışıyordu. Bu konudaki kişisel kanaatimiz o ki, asıl olan söz değil, uygulamadır. CHP, başörtünün yasaklamaması için defalarca anayasa mahkemesine gitmiştir. Bu din karşıtlığı değil de nedir? Bu arkadaşlarımıza bir tavsiyede bulunmak istiyoruz,  herkesin açık bir şekilde gördüğü CHP’nin din karşıtı tutumu var. 444 eğitim sistemine karşı çıkmasında, her ne kadar “çocuk gelinler” dese de, asıl karın ağrısının İmam Hatip Orta okullarının açılacak olmasını, halk anlamayacak kadar aptal değil.

CHP’nin din karşıtı olmadığı konusunda bizi değil kendi partilerini ikna etsinler. CHP 90 senden beri yaptığı din karşıtı uygulamalarından dolayı, geçmişte olan, jandarmanın kuran kurslarını basmasından, başörtü yasakçılığından dolayı  Müslüman halkımızdan özür dileyerek, din karşıtı tutumlarına son verdiğini açıklamalıdır. Başörtü özgürlüğünün gelmesi için uzlaşı noktasında üstüne düşen görevi yapmalıdır. Ancak bu şekilde, artık din karşıtı politikasına son verdiği noktasında toplumu ikna edebilir. Geçmişte hatalar olsa da, bunlardan pişmanlık duyup dönüşüm neden olmasın?. Bu ülkenin halkı müslümandır ve toplum hızla dine yönelmektedir. Bundan 10 sene evvel hacca müracaat edenlerin sayısı 60 bin iken, bu yıl diyanet sayının 1 milyon 150 bine çıktığını açıklıyor. Hacca gidiş talebindeki artış dahi, halkın dine yönelişini açıkça ortaya koymaktadır. Şimdi siz bu toplumda din karşıtı politika yaparsanız, kendi kendinizi bitirirsiniz. Biz CHP seçmeninin din karşıtı olduğunu düşünmüyoruz. Fakat eskiden komünist olan, komünizmin çökmesinden sonra da, komünist olduğunu söylemeye utanıp kendini sözde Atatürkçü olarak tanımlayan bir takım kişiler, CHP içinde aktif rol alarak, CHP’yi din karşıtı parti durumuna getirmişlerdir. Bu arkadaşlara tavsiyemiz, CHP bu sözde Atatürkçü görüntülü, din karşıtı eski Komünistlerden temizleyerek, partilerini halkın inancı ile barışık bir parti haline getirmeleridir. CHP’nin bunların güdümüne girip, din karşıtı tavır sergilemesinden, CHP’li seçmeninde çok rahatsız olduğunu herkes görüyor. CHP’lilerin ikna etmeleri gereken bizler değil, genel merkezleridir. CHP’nin bu tutumunun, halk içinde imajını bozduğunu ve Müslüman halk içinde propaganda yapamayacak duruma geldiklerini genel merkezlerine iletmelidirler. CHP dindarlaşan bir toplumda din düşmanlığına devam erse ancak kendi kendini bitireceği ve inançlı taraftarlarını kaybedeceği muhakkaktır.

Kocaeli Kartepe İnsan Hakları Dayanışma Derneği adına Behlül Metin

cdp-ve-din-inanc-ozgurlugu_kocaeli.jpg

HABERE YORUM KAT

1 Yorum