'1 Numara' görevi başında

08.01.2009 16:45

Erhan Başyurt

Ergenekon'un 10'uncu dalgası, bugüne kadarki en kapsamlı operasyon.

 Birçok açıdan dikkat çekici.

Birincisi, terör örgütü halen "ses getirecek suikast" ve "kaos çıkartacak eylem" hazırlıklarını sürdürüyor.

Demek ki, operasyonel ve planlama kapasitesi devam ediyor.

Demek ki, sadece "1 Numara" değil, başka yöneticiler de faal olarak görevleri başında.

İkincisi,
örgüt o kadar dallı budaklı ki, üniversite-medya-kışla ve emniyet içerisinde uzantılarını koruyor. Ya da yeni uzantılar oluşturabiliyor.

Gelinen nokta Ergenekon'un tahminlerin üzerinde büyük bir terör örgütü olduğunu gösteriyor.

Üçüncüsü,
9 tutuklama dalgası yaşandığı, takip ve dinleme kayıtları ortaya döküldüğü halde, örgütün öz güveni o kadar fazla ki, yer altına inme gereksinimi bile duymuyor.

Bu pervasız tavrın "dokunulmazlığa olan aşırı güven" dışındaki tek açıklaması, hücre tipi yapılanma olabilir.

Yani, hücreler arasında yatay ilişkiler olmadığı için, bir hücrenin çözülmesi diğer hücrelerde herhangi bir tedirginliğe sebep olmuyor.

Dördüncüsü, ilk kez muvazzaf (görevdeki) askerler de gözaltına alındı.


Dördü albay 9 subay sorgu altında.

Ankara ve Adapazarı'nda yapılan aramalarda, muvazzaf subayların evlerinde silah ve el bombaları bulundu.

Bu kadar cephane, nasıl kışla dışına çıkarılır?

Nasıl, pervasızca eylemlerde kullanılır?

Tüm kamuoyunun dikkatleri üzerinde iken, Ergenekon savcılarının delilsiz tutuklama istemeyecekleri bilindiğine göre, ortada çok vahim bir durum var.

Daha önce emekli generallerin askeri mahalde tutuklanmalarında olduğu gibi, bu operasyonda da Genelkurmay'ın onayı alınmış.

Komuta kademesi, demokratik bir yaklaşımla, suça karıştıklarına dair haklarında güçlü delil olanları adalete teslim etmeyi uygun görmüş.

Beşincisi, yine ilk kez görevdeki bir Emniyet Amiri gözaltına alındı.

Susurluk'ta "hafıza kaybı" nedeniyle yırtan Özel Harekatçı İbrahim Şahin de dün tutuklandı.

Ergenekon'un 10'uncu dalgası, sonuncu dalga olur mu bilinmez ama, gündemi daha çok meşgul edecek gibi...

CHP, Ergenekon’u neden savunuyor?


Son Ergenekon dalgası, ilginç bir şekilde en fazla CHP'yi harekete geçirdi.

Daha önce, "Ergenekon'un avukatıyım" diyen Deniz Baykal, dün de, "Sessiz kalanlar sorumluluğun parçasıdır..." çıkışı yaptı.

Yine Baykal'a göre operasyonlar ile
"Cumhuriyetin temel değerleriyle hesaplaşılıyor..."

YÖK eski Başkanı Prof. Kemal Gürüz'ün evi önünde de, CHP'li vekiller Nur Serter ve Yılmaz Ateş vardı.

Gürüz'ün başkanlığı döneminde, bir diğer Ergenekon sanığı Prof. Kemal Alemdaroğlu'nun yardımcısı olarak görev yapan Prof. Serter, ilginç bir çıkış yaptı; "Bir Türk olarak, bu ülkede yaşamaktan utanç duyuyorum."

Serter, Gürüz ve Alemdaroğlu ile birlikte, "Ordu Göreve" pankartları açan aktif bir akademisyen olarak öne çıkmıştı.

Ergenekon sanığı tutuklu Hurşit Tolon ve Tuncay Özkan da, savcılar gözaltı için evlerine geldiklerinde, CHP'li vekil Şahin Mengü'yü aramışlardı. Mengü'nün, Baykal'dan farkı, avukatlığı meslek olarak da icra etmesi.

Davası görüşülen, iddianamesi hazırlanan ve soruşturması sürdürülen Ergenekon'la ilgili CHP'nin bu tavrı, "adaleti etkileme çabası" olarak görülüyor.

CHP
, hakkında "darbe planlamak" dahil ağır iddia ve suçlamalar bulunan bir terör örgütünü savunarak, siyasi olarak da büyük risk alıyor.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim