HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Bengin Boti
Ateşin Köklerine Akmak Gerek
12 Temmuz 2010 Pazartesi
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 

bengin_boti@hotmail.com

Bu satırlara akan kelimeler öfkenin dışa vurumudur. Bu nedenle de kontrolünü kaybetmeye, gergin sinir uçlarından kıvılcımlar saçmaya müsait ifadelerdir. Bu satırlar aslında, kandan beslenenlerden de, gözlerini ve kulaklarını kapatanlardan da, dilsizleşenlerden de, kendi dar dünyalarında krallık ilan edenlerden de usanmışlığın ilanıdır.

Bu topraklarda yıllardır kan akmaktadır. Gencecik çocuklar, onları hiç tanımayan, onları hiç umursamayan, onlar kadar çaresiz kalmayan, onlar kadar cesur olmayan bir kısım kompradorların kör inatlarına kurban olmaktadır. Üstelik utanmaz beyler ve bayanlar bu kurban çocukların kanı üzerinden hamaset yapmakta, kendi kişisel hesaplarını kutsal kılıflara bürüyerek savaşı kızıştırmaktadırlar.

Bu topraklarda hemen herkes savaşı biraz daha kızıştırmak için çaba gösteriyor. Bunu bilerek ya da bilmeyerek yapıyor. Bu ülkede barışın, adaletin, insanca bir yaşamın çabasını gösteren insanlar ne yazık ki nicelik ve nitelik olarak oldukça geride duruyorlar.

Bütün bunlar kahredici gerçeklerdir. Ancak daha da kahredici olanı, bu ortamda İslami camianın tavırsızlığıdır. Dünyanın herhangi bir noktasındaki bir kıvılcıma duyarlı olduğunu iddia eden bu kesimin, kendi bünyesini saran bu ateşe karşı bu denli lakayt olması, bir psikolojik travmanın sonuçlarından olabilir; ancak bunun sürgit devam etmesinin hiçbir açıklaması olamaz.

Yeniden girilen çatışma ortamının öncesinde de, bu sıcak gelişmeler sonrasında da birkaç yiğit adamın, birkaç sivil örgütün yaptığı çağrılar dışında hiçbir tavrın ortaya çıkmamış olmasını anlamak, anlamlandırmak, bir yere oturtmak mümkün değildir.

İçerde ciddi bir ateş var. Gittikçe yükselen yoğunlukta bir savaş var. Her gün dört bir yandan cenazeler taşınıyor. Bir tarafın cenazeleri kutsanırken, bir tarafınkiler insanca bir uğurlamaya bile layık görülmüyor. Cenazeler üzerinden yürütülen ayrı bir psikolojik savaş var. Kör dövüşüne dönüşen bu kavga, her gün yeni bir yüzüyle bizi sarsıyor. Fakat İslami camiadan konforu bozacak tek bir tepki gelmiyor. Bu camia kahredici bir şekilde susuyor. Konuşuyor gibi görünüyor ama aslında hiçbir şey söylemiyor. Gerçekleri, olması gerekenleri söylemekten kaçınıyor.

Yüreği sevdalı üç beş yiğidi saymazsak sokaklara çıkıp ta, savaşın durması ve adaletin tesisi için çabalayan kimseler yok. “Bu işler olurken Müslüman Camia nerede? Neden bu ateşe su taşımıyorlar?” diyen kimseler görünmüyor.

Statükonun izin verdiği, desteklediği söylemleri tekrarlamak, sistemin yönlendirdiği tepkileri göstermek kolaydır. Önemli olan statükoya rağmen acıları dindirecek bir dili kullanmaktır.

Bu camia her nedense bu işte taraf olmaktan uzak duruyor. Taraf olmak demek savaşanlardan birinin safına geçmek demek değildir. Taraf olmak; adaletin ve barışın yanında yer almak, adaletin tesis edilmesi için kendi duruşunu göstermektir. Bu camia tavrını net olarak ortaya koymak zorundadır. Bugün bu camia her konuda söz söyleyebilmekte, ancak her ne hikmetse bu ateş çemberinde hep arkada kalmayı, geriden takip etmeyi, başkalarının açtığı yolda yürümeyi tercih etmektedir. Şu anda safların netleşmesi gerekmektedir. İslami camia savaştan mı yoksa barıştan mı yana olduğunu, adaletten mi yoksa statükodan mı yana olduğunu ortaya koymalıdır.  Karşılıklı cenazelerin gelmesine seyirci mi kalacak, yoksa herkesin elini taşın altına koyması gerektiğinden yola çıkarak çözümün parçası mı olacak. Bunu net olarak, yüksek sesle dile getirmek durumundadır.

Eğer bu camia meydanı, İslami literatürü de kendi iğrenç emellerine alet edenlere, çözüm için Kürt kızlarını ikinci eş olarak almayı önerenlere, Kürtleri aşağılayarak çözüm bulacaklarına inanan zavallı “muhafazakâr” tiplere bırakacaksa, eğer camianın “kanaat önderleri” içi doldurulmamış, gereği yapılmamış, her yönüyle egemenlerin amaçlarına hizmet eden bir kardeşlik söylemini devam ettirecekse, eğer bu camia, dün olduğu gibi bugün de emin sularda yüzmeye devam edecekse, varlık sebebine ihanet etmiş olacaktır.

Adil şahitler olmakla mükellef olduklarının bilincinde olan dostları tenzih ediyorum. Ancak; eğer bu camia sistemin jargonunu içselleştirenleri barındırmaya ve onları sözün sahibi kılmaya devam edecekse, infilak etmesi daha hayırlı olacaktır. 

Hemen her konuda fetvalar üretmeyi kendilerine görev addedenlerin, bu toplumun fakihleri olma iddiasında olanların, bu konuda da açık ve net açıklamalar yapmaları, “Müslümanca duruşun” ne demek olduğunu çekinmeden deklere etmeleri, tavır belirlemeleri, çözüm üretmeleri gerekmektedir. Hiçbir zulüm çeşidine taraf olmadan, mazlumdan, haktan, adaletten yana tavır takınmak mümkündür. Birilerinin “ekmeğine yağ sürmemek” için susmayı tercih edenler, başka birilerinin sofralarına yem olduklarını görmemektedirler. Şatafatlı kurumlarının geleceğini düşünerek çekingen davrananlar, “toplumsal hassasiyeti” göz önünde bulundurarak gerçekleri dile getirmekten imtina edenler, Yüce huzurda mazeret olarak neyi sunacaklardır. “Çok kıymetli” tezlerine karşılık, karşılarına mazlumların kanı, çaresizlerin gözyaşları çıktığında nasıl bir tavır takınacaklardır.

Sözün açıkçası şudur: Bu süreç aslında, son aşamada kimin nerede duracağının netleşeceği bir süreçtir. Eğer İslami camia bu konuda bütün imkânlarını seferber ederek sorumluluk yüklenmeyecekse, bu durumda insiyatif alma potansiyeli ve iradesi olanların bağımsız hareket etmesi gerekecektir.

Her birimiz akan her damla kandan sorumluyuz. Hiç birimiz masum değiliz. Masum olanlar kurban olanlardır. Onlar; içine doğdukları bir savaşın “kayıpları” oldular. Gereğinden fazla bedel ödediler/ödemeye devam etmektedirler.

Bizler de eğer hâla bir yüreğimiz var ise, onu kuyulara sarkıtacağız. Su olup ateşin köklerine akacağız.

YORUMLAR
Toplam 8 Yorum
kürt ismail
16 Temmuz 2010 Cuma 22:15
yanlışlıklar
uzun zamandır yazılara bakma şansım olmadı.ama malesef grdümki bengin bey yine aynı değerlendirmelerine devam ediyor.savaşan kim ölen kim insaf be güzel kardeşim.ahmet örste tebrik etmiş uyarı yapması gerekirken.Ortada islamıların savunmasını yada kınamasını gerekiren br şey yok.Sadee şu belediye başkanı kürt kızlarını evlendirme adı altında iğrenç bir şey söylemiş.Benim elimde olsa ona ibreti ale için şehrin ortasında yüz kırbaç vrudurudum.her pkk lı militin sosyalisler öldüğünde bengin kardeş kanı dmesini anlamıyorum ne demek istiyor.halktan ölenler hadi neyse de şuana öyle brşeyde yok.Adam herkesin arabasını yakıyor eylem yapıyorlar nesini savunuyorsun ki.
s.a
14 Temmuz 2010 Çarşamba 13:30
konuşmak
bengin abime katılıyorum bu güne kadar üstünü örtüğümüz gerçeklerimizi konuşarak ayakları yere basan doğru adaletli özgürlükten yana adlet için yüreklerin yanıp tutuştuğu bir ortam sağlanması için konuşmalıyız bizer..
ey örtüsüne bürünen kalk uyar...elbiseni temizle( akide ni kuran ile oluştur şahidliğini sosyalleştir muhafazakarlıtan arın bayrak vatan sevgisin den temizlen hurafelerden arın... konuşalım doğru bir dil üzerine konuşalım ümmetin yetim evlatlaının kapitalizmin çarkları arasında nasıl yok olduğunu görelim bu zulmu berteraf edelim yiğit insanların bir araya geldiği meydanlarda buluşalım ...
Ercan/VAN
14 Temmuz 2010 Çarşamba 04:39
ATEŞİN BAĞRINDA YAŞAMAK!
Birileri rahat koltuklarında sermaye derdiyle kıvranırken ve birde utanmadan fetva vermeye kalkışırken ben özelde hakkarili ve genelde mahrum ve zaten yıllardır ohal den daha iğrenç bir ortamda yaşamaya çalışan doğulu insanları kimin vicdanlarına hapsetmişler sormak istiyorum. bu gün artık yürekler kan ağlarken yüreksizler utanmadan racon kesiyorlar. sorarım doğuda çocuk olmak ile filistinde çocuk olmak arasında fark var mı? doğu insanı yıllardır asimilasyon politikalarıyla bir yandan asimile edilmeye çalışılıyor öte yandan en temel hakkı olan ÖZGÜRLÜK ten mahrum bırakılıyor... saymak la bitmez doğulu insanının mazlumiyetini, mahrumiyetini... hakkarili çocuk dipçiklere terkedilmişken, van özalp lı çocuk derebeylerinin bombalarına terkedilmişken ben müslümanım diyen yüreksiz insan filistin, kürdistan ayırımı yapmaktan utanmaz mı????
Bengîn
13 Temmuz 2010 Salı 23:03
Evet konuşmak lazım
ses veren bütün yüreklere selam ediyorum. Bütün seslerin güçlü yankılandığının bilinmesini isterim.
evet konuşmak lazım. "ne yapılabilir" sorusunun birinci cevabı da bu sanırım. konuşmaya başlarsak sözü edilen kafa karışıklıklarının da aşılabileceğini düşünüyorum. çünkü bizler sağlam bir kaynaktan besleniyoruz. bu kaynak bizi merkeze ulaştıracaktır.
ibrahim
12 Temmuz 2010 Pazartesi 18:54
müslümanların konuşma zamanı
Bengin Kardeş,
Susanların aksine, konuşmanın zamanıdır. Geç kalınmış bir teşebbüs olsa bile, bugün burada konuşmuş olduklarınızın aslında İslamcı camiadaki olgunlaşmanın bir belirtisi olduğunu kabul etmemiz gerekir. Evet, yıllardan beridir gözlerimizin önünde cinayetler işleniyor, haksızlıklar, zulümler devam ediyor; kürt çocuklarının cenazelerine bile tahammül edilmiyor. Biz ağabey dediğimiz insanların “Kürtçü söylemden etkilenmiş Müslüman Kürtler” etiketinden çekindiğimizden hep seyirci kaldık. Müslüman’a ve insan vicdanına yakışmayan bir tutum içerisine girdik. Hep onların bizden önce Müslüman’a yakışan bir dille ortaya çıkmalarını ve egemen güçlerin propagandasından ve savunduğu tezlerden uzaklaşmasını bekledik. Sessizliğin derinliklerine gömülen bir vicdanın dirilmeyeceğini anladığımızda, yüksek sesle feryat etmenin gerektiğini anladık. Ve bağırıyoruz artık, bir ırkın üstünlüğünü bize dayatanlara karşı biz sadece eşitlik ve kardeşlik istiyoruz. Irkçılık yapanların dayatmaları karşısında sadece onlarla kardeş olmak istiyoruz. Bizi katletseler de, kanımızı içmeye yemin ettiklerini deklere de etseler, cesetlerimize her türlü hakareti reva da görseler biz kardeşlik taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz. Haksöz’e, her kesi kendilerine benzetmekte ısrarlı olanların niyet okumalarına meydan vermeyen bu gayretinden dolayı teşekkür ediyorum.
recai agus
12 Temmuz 2010 Pazartesi 17:01
kardeşlik bağları
Bu süreç aslında, son aşamada kimin nerede duracağının netleşeceği bir süreçtir. Eğer İslami camia bu konuda bütün imkânlarını seferber ederek sorumluluk yüklenmeyecekse, bu durumda insiyatif alma potansiyeli ve iradesi olanların bağımsız hareket etmesi gerekecektir."
bu süreç sarp yokuştur kimlerin yüreklerini ortaya koyup sarp yokuş tırmanacakların ın imtahanıdır müslümanların kardeşlik temelerinin yeniden atılması demektir türkiyede kardeş olamamızın önündeki en büyük engel bu meseledir bir çok müslümandan duymak istediğimiz söylemi duyamadığımız için aramızda soğuk rüzgarlar esiyor olaylara duyarsız kalan müslümanlar bırakın eylemi söylem dahi yok bu anlamda ramızdaki kardeşliğin pekişmesi de kürt meselesinden geçiyor... müslümanlardan bir çoğu muhafazakarlaşmış bulanıklaşmış otoritenin dilinden konuşuyor bizleri en fazla üzen bu söyemlerdir ..mavi marmara ile ilgili f.g nin konuşmaları ne kadar talihsizse kürt meselsi ile ilgili bir çok stk nın konuşmaları talihsizdir bu anlamda...biz müslümanların yapması gereken bu bataklığı bizim başımıza kim musalat eti yüzleşmemiz gereken bu bataklığı nasıl kurutacağız çünkü bu bataklıktan nemalananlar var hiçte kurutmaya niyetleri yok bu çirkef insanların gerçek yüzlerini ortaya atıp kürdün türkün zazanın lazın çerkezin hepsinin allahın ayatlerinden olduğunu mutluluğu türklükte değil kürtlükte değil sadece pak temiz arnımış müslümanlıkta olduğunu bilmemiz gerekir
Mustafa Alıskalı
12 Temmuz 2010 Pazartesi 15:06
Aynen Katılıyorum, ama...
Bengin kardeşim yazdıklarınıza ve ifade ettiğiniz duygularınıza aynen katılıyorum. Lakin burda bir kafa karışıklığı var sanırım. Çatışmalarda direk taraf olanlar İslami kesimi kendilerine destek vermedikçe sürece dahil etmeyecekler. Ayrıca İslami kesim taraf olmalıda şu süreçte bu kavga ortamında örneğin ne yapabilir. Basın açıklamaları dışında... Bu konuda konuşmak lazım somut öneriler örtaya koymak lazım. Bazı kardeşlerimiz müslümanlar inisiyatif almalı diyorda nasıl alacaklarını söylemiyor. Sadece ortaya bir söz atmak yerine pratik örneklik gerçekleştirmek lazım. Olay çok karmaşık... İnisiyatif almaya başladığın an, iddia ediyorum iki kesiminden saldırısına uğrayacaksın islami kesim bunu kaldırabilecek güçtemi... Bir çok soru işareti var, ilk önce bunlara cevap bulmak lazım kanımca...
Ahmet Örs
12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:45
sorumluluk almak zorundayız
Tebrik ediyorum yazınızdan dolayı. Bu alanda sorumluluk çağrılarına her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız.
Herhalde yazının vurucu bölümü de şurası:

"Bu süreç aslında, son aşamada kimin nerede duracağının netleşeceği bir süreçtir. Eğer İslami camia bu konuda bütün imkânlarını seferber ederek sorumluluk yüklenmeyecekse, bu durumda insiyatif alma potansiyeli ve iradesi olanların bağımsız hareket etmesi gerekecektir."
Bookmark and Share

Haksoz haksöz

07 Eylül 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
İKTİBASLAR